Yazı Detayı
16 Mart 2018 - Cuma 19:59 Bu yazı 2158 kez okundu
 
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Mehmet Âkif’in yazdığı ve bugün heyecan duyarak okuduğumuz İstiklâl Marşı değil de mesela yarışmada dördüncü olan şiir millî marş yapılsaydı ne düşünürdünüz?

Elbette bu abesle iştigal olarak nitelendirilebilir. Çünkü Mehmet Âkif’in şiiri tartışmasız millî marş olarak kabul edilmiş, Meclis’te milletvekilleri tarafından ayakta dinlenmiş ve alkışlanmıştır. İşte o günün 90. yıldönümüne (12 mart 2011) yaklaştık. İstiklâl Marşı da gündemimize beklenmedik şekilde giriverdi.

İstiklâl Marşımızın bestesinin telif haklarının bir Alman firmasında (veya meslek kuruluşunda) bulunduğu ve bu kuruluşun Almanya’daki bir Türk okulundan telif hakları talebi, dikkatlerimizi tekrar İstiklâl Marşı’nın bestesine çevirdi. Marşın bestesinin kamulaştırılması gündeme geldi ve bu hassas konunun daha fazla dallanıp budaklanmasını önlemek isteyen hükümet besteyi kamulaştırmak için harekete geçti.

İstiklâl Marşı’nın metninde her hangi bir şüphe ve tereddüt yok. Onun hangi şartlarda yazıldığını, Meclis’de nasıl kabul edildiğini ve rakipsiz olduğunu, yani ikinci, üçüncü veya dördüncü bir şiirin olmadığını herkes biliyor.

Marşın sözleri böyle ama, bestesi öyle değil.

İstiklâl Marşı büyük bir şairin eseri ve kendiliğinden söylenivermiş gibi tabiî, heyecan uyandıran çok güçlü bir metin. Bestesi için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

Onu ilk defa söyleyenlerle, yıllardır söyleyenler arasında neredeyse fark yok. Bir türlü doğru okuyamıyoruz. Milyonlarca halk kitlesi tümden öğrenme özürlü mü?

Marşın ilk mısraını hatırlayalım:

“Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.”

O al bayrağın zihin semanızda dalgalanmaya başladığını hissediyorsunuz değil mi?

Hadi bir de marş olarak, bestesiyle söyleyelim:

Korkma sönmez bu şafaaak!

-larda yüzen al sancaak!

 

Biz vatandaş olarak bu marşı söylerken, neredeyse elli yıldır sıkıntı çekiyoruz. İşi daha derinlemesine bilen müzikçiler ise bu müzik özürlü bestenin ıztırabını çekiyor.

 

Merhum İstiklâl Marşı şairimizin vefatının 50. yıldönümünde (1986) düzenlediğimiz bir sempozyumda müzik konusundaki otoritesi tartışılmaz üstadlarımızdan Cinuçen Tanrıkorur merhum bu ıztırabı uzun uzun izah etmişti.

Cinuçen bey İstiklâl Marşı bestesinin değiştirildiğini göremeden gitti. Mehmet Âkif’in vefatının 70. yıldönümünde düzenlediğimiz bilgi şölenine yaşayan bir mûsıki ustamız ısrarla katılmak istedi. Biz de buyur ettik. Bakın söylediklerine:

“Yalnızca iki kıt’ası müziklendirilmiş olan şiirin sekiz mısraındaki 117 hecenin 53 tanesinde prozodi hatası mevcuttur. Kelime gruplarının nağmeye denk düşmemesi demek olan periyot hatası ise 13’tür. Türkçe okuma kurallarına ters düşen vurgu hatası 14’tür. Budanmış veya kelime gruplarından doğan anlamsız hece veya hece gruplarının sayısı ise 12’dir.” (Reha Sağbaş’ın bildirisi, Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2007 yılında basılan Mehmet Akif Ersoy Bilgi Şöleni bildiriler kitabında mevcuttur).

Bu kadar kusurlu bir besteyi nasıl doğru dürüst okuyacaksınız ve neresini düzelteceksiniz?

 

İstiklâl Marşı kurtuldu mu?

*

O çok sevdiğimiz, Mehmed AAkif’in ısrar üzerine yazdığı, mükafat olarak verilen parayı almadığı gibi, “bu eser benim değil, milletimindir” dediği İstiklâl Marşı’nın halen kullanılan ve Bakanlar Kurulu’nun kamulaştırarak telif haklarını halletmeye çalıştığı bestesinden kurtarılması gerekiyor.

Dün yazdık, hiç bir vatandaşımız bu besteyi doğru dürüst söyleyemiyor. Beste anlamı ortadan kaldıracak şekilde bölünmeler ve vurgu hataları ile dolu. Değerli bir müzikçimizin marşın bu bakımdan ne durumda olduğunu ortaya koyan düşüncelerini de aktarmıştım:

“Yalnızca iki kıt’ası müziklendirilmiş olan şiirin sekiz mısraındaki 117 hecenin 53 tanesinde prozodi hatası mevcuttur. Kelime gruplarının nağmeye denk düşmemesi demek olan periyot hatası ise 13’tür. Türkçe okuma kurallarına ters düşen vurgu hatası 14’tür. Budanmış veya kelime gruplarından doğan anlamsız hece veya hece gruplarının sayısı ise 12’dir.”  

Konuyla ilgili görüşlerimi, 6 aralık günü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin Edebiyat Mevsimi programının açılışında yaptığım konuşmada “İstiklâl Marşı’nın metniyle uyuşmayan bu besteden kurtulmak için bu fırsatı değerlendirebiliriz. Büyük bir ‘İstiklal Marşı Besteleme Yarışması’ açabiliriz. Mehmet Akif’in eseri, şanına lâyık yeni bir İstiklâl Marşı bestesine kavuşabilir” şeklinde açıkladım.

Bu açıklamadan sonra çeşitli yayın organlarında bir hayli “görüş” ortaya konuldu. Bunların en aptalcaları şüphesiz beni İstiklâl Marşı düşmanı olarak ilân edenleriydi! 30 küsur yıldır Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı üzerine dikkatleri toplamaya çalışan bir şahsa böyle isnatlarda bulunanların dünyadan bî haber cahiller veya ahmaklar olduğunu söylemek durumundayım.

Derdimiz İstiklâl Marşının sözleriyle, metniyle değil, onun kusur deryası bestesiyle. Konu bazı ilim ve sanat erbabına sorulmuş. Bunlar arasında medyanın müzikçi maydanozu Fazıl Say da var. Soru yöneltilenler, bestenin ağır kusurlarını kabul etmekle beraber, değiştirilmesinin doğru olmayacağını söylemekle yetiniyorlar.

İstiklâl Marşı, 12 mart 1921’de TBMM’de kabul edildikten sonra bir beste yarışması da açılmış. 22 eserin katıldığı bu yarışmadan 4 eser seçilmiş. Seçilenlerden birincisi Ali Rifat (Çağatay) Bey’e dördüncüsü de şimdi hükümetin telif haklarını kamulaştırmaya karar verdiği Zeki (Üngör) Bey’e aitmiş.

İlk sırada bulunan Ali Rifat Bey’in bestesi 8 ay icra edilmiş. Bu arada, Osman Zeki Bey, M. Kemal Paşa’nın eşi Latife Hanım’ı devreye sokarak kendi bestesini icra ettirmeye başlamış.

Bestenin İstiklâl Marşı metni gözönünde bulundurularak yazılmadığını, bestekârı da itiraf ediyor. Güya, İzmir’e doğru koşan atlıları tahayyül ederek bu besteyi yapmış.

Konuyla ilgili olarak, 1940’larda Bursa milletvekili Osman Şevki Uludağ şunları yazıyor:

“Zeki Bey’in bestesinde herkesin gördüğü prozodi (tecvit) hataları vardır. Şiirin ölçüsünü, yani aruzu dikkate almayan bu beste bize şunu anlatıyor ki, Zeki Bey, güfteyi manasına ve ölçüsüne riayet ederek bestelememiş, aksine olarak Karmen Silva şarkısından faydalanarak yaptığı bestesini Akif’in şiiri ile güftelendirmiştir. Onun prozodi hataları sayısız derecede çoktur, o beste Akif’in şiirini ifade etmez. Nadir Nadi Bey’in söylediği gibi ‘biz bunun temposunu beceremiyoruz’. Bizim beceremememiz kaabiliyetsizliğimizden değil, bestenin güfteye uymamasındandır.”

İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif sorunu, yetkililere altın bir fırsat sunuyor. Cesaret gösterip geniş katılımlı bir beste yarışması yapılabilir. Böylece İstiklâl Marşımızın sözlerinin tesirini sıfırlayan bu sakil besteden kurtulabiliriz!

Milliyet gazetesinin konuyla ilgili haberi (06.12.2010)

 

Zor bir marş ama değiştirilmemeli

 

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mütevelli Heyeti (Başkanı) Mehmet Doğan, İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif haklarının bir Alman firma tarafından alındığından hareketle “Bestesini değiştirelim” önerisi yaptı. Müzik dünyasının ileri gelenleri karşı çıktı.

 

YASEMİN BAY

 

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Doğan, İstanbul Edebiyat Mevsimi’nin dünkü açılışında gerçekleştirdiği konuşmasına İstiklâl Marşı tartışmasıyla başladı. 

Doğan İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif haklarının bir Alman firma tarafından satın alındığını hatırlatarak, “İstiklâl Marşı’nın metniyle uyuşmayan bu besteden kurtulmak için bu fırsatı değerlendirebiliriz. Büyük bir ‘İstiklâl Marşı Besteleme Yarışması’ açabiliriz. Mehmet Akif’in eseri, şanına lâyık yeni bir İstiklâl Marşı bestesine kavuşabilir” dedi.

Doğan’ın bu açıklaması üzerine müzik dünyasının önemli isimleriyle konuştuk. Görüşlerin hepsi yeni bir İstiklâl Marşı’nın bestelenemeyeceği yönünde...

Gönül Paçacı (Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Görevlisi)

İstiklâl Marşı’nın bestesinin değişmesi fikrini doğru bulmuyorum. Zamanlama ve ideoloji olarak şu aşamada bu konunun tartışılması doğru değil. Müzisyen olarak sorarsanız ilkokul çocuklarının bu marşı söylememesinden anlıyoruz uyumu konusundaki sorunlarını. Fakat artık bu saatten sonra, Türkiye’nin zihinsel bölünmüşlüğünde, bestenin değişmesi talebini tekrar söz konusu etmek doğru değil. Zeki Üngör’ün bestesi, birleşmeye ihtiyacımız var denilen yıllarda son anda, tartışılsa bile mutabık kalınarak kabul edilmiş. Yeni bir marş yazılsın demek bölünmeyi tekrar derinleştirmek demektir. Konu üzerinde biraz hassasiyetle düşünecek olursak buradaki amacın ne olduğunu anlayabiliriz. 

Prof. Özkan Manav (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Ana Sanat Dalı Başkan Yardımcısı)

İstiklâl Savaşı yıllarında bestelenmiş bir müziğin ve metnin kullanılıyor olması daha anlamlı. O dönemde İstiklâl Marşı için yapılan beste yarışmasına başvurmuş başka marşlar da var. Belki ikinci bir seçenek, yeni bir marşın bestelenmesindense, o gün bestelenen marşlar içinden bir değerlendirme yapmak. Ama esasında bestenin değişmemesi görüşündeyim. Evet bestenin bir uyum sorunu yaşadığı herkesçe biliniyor. Ama bu uyum sorunu, sözlerin daha iyi yerleştirilmesiyle, ses sınırının ayarlanmasıyla çözülebilir. Bugün yeni bir bestenin ortaya çıkmasını doğrusu çok uygulanabilir görmüyorum. 

Prof. Dr. Filiz Ali (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi) 

Bir ülkenin İstiklâl Marşının değiştirmesi çok zor. Bunca sene söylenmiş bir marş bu. Hakikaten prozodisi bozuktur, söylenmesi, hele çocuklar için, çok zor bir marştır. Ama marşın değiştirilmesi bana çok ters geliyor. Bir ülkenin kimliğini değiştirmek gibi bir şey bu. Bestenin üzerinde çalışılır, prozodisi sağlanabilir. Esasında bir bestecinin yapabileceği bir şeydir bu. Yeni bir istiklal marşı bestelenmesi bana doğru gelmiyor. 

Fazıl Say

İstiklâl Marşı bence değişmemeli. Ruhu olan bir müzik. Ve dönemin ruhunu htiren bir heyecanı var. Prozodi sorunlarına da biz alıştık. Böyle kalmalı.

Almanlar telif hakkını almadı, rutin işlem yaptı
Prof. Cihat Aşkın  

İstiklal Marşı’nın telif haklarının Almanya’daki bir firma tarafından satın alındığı haberleri doğru değil, konu çarpıtılarak aktarılıyor. Bahsi geçen Almanya’daki firma GEMA, MESAM muadili bir kuruluş. Almanya sınırları içinde çalınan eserleri, yasa gereği, kontrol etmek ve takip etmekle yükümlü. İstiklâl Marşı’nda da uygulanan bu, Almanlar rutin bir işlem yapmışlar. Mehmet Doğan’ın, bu son derece rutin işlemi bir fırsat olarak değerlendirilip de İstiklâl Marşı’nın bestecisine hakaretvari bir şekilde saldırması ve yepyeni bir marştan bahsetmesi Türk Cumhuriyeti’ne hakarettir. Telif hakları sorunu iddiasıyla yeni bir marş bestelenmesini savunmak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine hakarettir.

 
Etiketler: İstiklâl, Marşı’nı, bestesinden, kurtarmak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
14 Kasım 2020
Bir kitapla karşılaşmak
323 Okunma.
03 Kasım 2020
Türkçe şiirle kurtulacak!
329 Okunma.
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
240 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
282 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
212 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
255 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
257 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
281 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
369 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
304 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
368 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
441 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
326 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
313 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
327 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
474 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
629 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
467 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
585 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
819 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
521 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
442 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
470 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
829 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
469 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
409 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
534 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
405 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
523 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
469 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
575 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
533 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
533 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
535 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
456 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
656 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
525 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
406 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
491 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
695 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
567 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
491 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
695 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
722 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
540 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
581 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
626 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
478 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
603 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
732 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
622 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
543 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
812 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
670 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
534 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
631 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
672 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
642 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
503 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
698 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
574 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
815 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
690 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1104 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
730 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
778 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
810 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
828 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
619 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
865 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
764 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
762 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
796 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1062 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
934 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
807 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
911 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
986 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
968 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
1047 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
1032 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
990 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
970 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
1010 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1068 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
984 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
1052 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
1026 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
925 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1137 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
1015 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
982 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
957 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1152 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
2065 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1109 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1183 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1100 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1399 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1286 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1153 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1938 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1431 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1423 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1918 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1520 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1327 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1350 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1316 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1611 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1378 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1317 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1320 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1345 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1366 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1725 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1454 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1580 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1910 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1578 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1779 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1832 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2194 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1563 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1596 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1317 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1609 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1434 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1564 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1437 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1509 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1549 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1461 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1471 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1347 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1621 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1431 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1664 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1486 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2263 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1641 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1744 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1600 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1706 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1649 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1636 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1747 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1573 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1642 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1835 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1728 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1628 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1738 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1730 Okunma.
Haber Yazılımı