Yazı Detayı
16 Mart 2018 - Cuma 19:59 Bu yazı 2092 kez okundu
 
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Mehmet Âkif’in yazdığı ve bugün heyecan duyarak okuduğumuz İstiklâl Marşı değil de mesela yarışmada dördüncü olan şiir millî marş yapılsaydı ne düşünürdünüz?

Elbette bu abesle iştigal olarak nitelendirilebilir. Çünkü Mehmet Âkif’in şiiri tartışmasız millî marş olarak kabul edilmiş, Meclis’te milletvekilleri tarafından ayakta dinlenmiş ve alkışlanmıştır. İşte o günün 90. yıldönümüne (12 mart 2011) yaklaştık. İstiklâl Marşı da gündemimize beklenmedik şekilde giriverdi.

İstiklâl Marşımızın bestesinin telif haklarının bir Alman firmasında (veya meslek kuruluşunda) bulunduğu ve bu kuruluşun Almanya’daki bir Türk okulundan telif hakları talebi, dikkatlerimizi tekrar İstiklâl Marşı’nın bestesine çevirdi. Marşın bestesinin kamulaştırılması gündeme geldi ve bu hassas konunun daha fazla dallanıp budaklanmasını önlemek isteyen hükümet besteyi kamulaştırmak için harekete geçti.

İstiklâl Marşı’nın metninde her hangi bir şüphe ve tereddüt yok. Onun hangi şartlarda yazıldığını, Meclis’de nasıl kabul edildiğini ve rakipsiz olduğunu, yani ikinci, üçüncü veya dördüncü bir şiirin olmadığını herkes biliyor.

Marşın sözleri böyle ama, bestesi öyle değil.

İstiklâl Marşı büyük bir şairin eseri ve kendiliğinden söylenivermiş gibi tabiî, heyecan uyandıran çok güçlü bir metin. Bestesi için aynı şeyi söyleyebilir miyiz?

Onu ilk defa söyleyenlerle, yıllardır söyleyenler arasında neredeyse fark yok. Bir türlü doğru okuyamıyoruz. Milyonlarca halk kitlesi tümden öğrenme özürlü mü?

Marşın ilk mısraını hatırlayalım:

“Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak.”

O al bayrağın zihin semanızda dalgalanmaya başladığını hissediyorsunuz değil mi?

Hadi bir de marş olarak, bestesiyle söyleyelim:

Korkma sönmez bu şafaaak!

-larda yüzen al sancaak!

 

Biz vatandaş olarak bu marşı söylerken, neredeyse elli yıldır sıkıntı çekiyoruz. İşi daha derinlemesine bilen müzikçiler ise bu müzik özürlü bestenin ıztırabını çekiyor.

 

Merhum İstiklâl Marşı şairimizin vefatının 50. yıldönümünde (1986) düzenlediğimiz bir sempozyumda müzik konusundaki otoritesi tartışılmaz üstadlarımızdan Cinuçen Tanrıkorur merhum bu ıztırabı uzun uzun izah etmişti.

Cinuçen bey İstiklâl Marşı bestesinin değiştirildiğini göremeden gitti. Mehmet Âkif’in vefatının 70. yıldönümünde düzenlediğimiz bilgi şölenine yaşayan bir mûsıki ustamız ısrarla katılmak istedi. Biz de buyur ettik. Bakın söylediklerine:

“Yalnızca iki kıt’ası müziklendirilmiş olan şiirin sekiz mısraındaki 117 hecenin 53 tanesinde prozodi hatası mevcuttur. Kelime gruplarının nağmeye denk düşmemesi demek olan periyot hatası ise 13’tür. Türkçe okuma kurallarına ters düşen vurgu hatası 14’tür. Budanmış veya kelime gruplarından doğan anlamsız hece veya hece gruplarının sayısı ise 12’dir.” (Reha Sağbaş’ın bildirisi, Türkiye Yazarlar Birliği’nin 2007 yılında basılan Mehmet Akif Ersoy Bilgi Şöleni bildiriler kitabında mevcuttur).

Bu kadar kusurlu bir besteyi nasıl doğru dürüst okuyacaksınız ve neresini düzelteceksiniz?

 

İstiklâl Marşı kurtuldu mu?

*

O çok sevdiğimiz, Mehmed AAkif’in ısrar üzerine yazdığı, mükafat olarak verilen parayı almadığı gibi, “bu eser benim değil, milletimindir” dediği İstiklâl Marşı’nın halen kullanılan ve Bakanlar Kurulu’nun kamulaştırarak telif haklarını halletmeye çalıştığı bestesinden kurtarılması gerekiyor.

Dün yazdık, hiç bir vatandaşımız bu besteyi doğru dürüst söyleyemiyor. Beste anlamı ortadan kaldıracak şekilde bölünmeler ve vurgu hataları ile dolu. Değerli bir müzikçimizin marşın bu bakımdan ne durumda olduğunu ortaya koyan düşüncelerini de aktarmıştım:

“Yalnızca iki kıt’ası müziklendirilmiş olan şiirin sekiz mısraındaki 117 hecenin 53 tanesinde prozodi hatası mevcuttur. Kelime gruplarının nağmeye denk düşmemesi demek olan periyot hatası ise 13’tür. Türkçe okuma kurallarına ters düşen vurgu hatası 14’tür. Budanmış veya kelime gruplarından doğan anlamsız hece veya hece gruplarının sayısı ise 12’dir.”  

Konuyla ilgili görüşlerimi, 6 aralık günü Türkiye Yazarlar Birliği İstanbul Şubesi’nin Edebiyat Mevsimi programının açılışında yaptığım konuşmada “İstiklâl Marşı’nın metniyle uyuşmayan bu besteden kurtulmak için bu fırsatı değerlendirebiliriz. Büyük bir ‘İstiklal Marşı Besteleme Yarışması’ açabiliriz. Mehmet Akif’in eseri, şanına lâyık yeni bir İstiklâl Marşı bestesine kavuşabilir” şeklinde açıkladım.

Bu açıklamadan sonra çeşitli yayın organlarında bir hayli “görüş” ortaya konuldu. Bunların en aptalcaları şüphesiz beni İstiklâl Marşı düşmanı olarak ilân edenleriydi! 30 küsur yıldır Mehmet Âkif ve İstiklâl Marşı üzerine dikkatleri toplamaya çalışan bir şahsa böyle isnatlarda bulunanların dünyadan bî haber cahiller veya ahmaklar olduğunu söylemek durumundayım.

Derdimiz İstiklâl Marşının sözleriyle, metniyle değil, onun kusur deryası bestesiyle. Konu bazı ilim ve sanat erbabına sorulmuş. Bunlar arasında medyanın müzikçi maydanozu Fazıl Say da var. Soru yöneltilenler, bestenin ağır kusurlarını kabul etmekle beraber, değiştirilmesinin doğru olmayacağını söylemekle yetiniyorlar.

İstiklâl Marşı, 12 mart 1921’de TBMM’de kabul edildikten sonra bir beste yarışması da açılmış. 22 eserin katıldığı bu yarışmadan 4 eser seçilmiş. Seçilenlerden birincisi Ali Rifat (Çağatay) Bey’e dördüncüsü de şimdi hükümetin telif haklarını kamulaştırmaya karar verdiği Zeki (Üngör) Bey’e aitmiş.

İlk sırada bulunan Ali Rifat Bey’in bestesi 8 ay icra edilmiş. Bu arada, Osman Zeki Bey, M. Kemal Paşa’nın eşi Latife Hanım’ı devreye sokarak kendi bestesini icra ettirmeye başlamış.

Bestenin İstiklâl Marşı metni gözönünde bulundurularak yazılmadığını, bestekârı da itiraf ediyor. Güya, İzmir’e doğru koşan atlıları tahayyül ederek bu besteyi yapmış.

Konuyla ilgili olarak, 1940’larda Bursa milletvekili Osman Şevki Uludağ şunları yazıyor:

“Zeki Bey’in bestesinde herkesin gördüğü prozodi (tecvit) hataları vardır. Şiirin ölçüsünü, yani aruzu dikkate almayan bu beste bize şunu anlatıyor ki, Zeki Bey, güfteyi manasına ve ölçüsüne riayet ederek bestelememiş, aksine olarak Karmen Silva şarkısından faydalanarak yaptığı bestesini Akif’in şiiri ile güftelendirmiştir. Onun prozodi hataları sayısız derecede çoktur, o beste Akif’in şiirini ifade etmez. Nadir Nadi Bey’in söylediği gibi ‘biz bunun temposunu beceremiyoruz’. Bizim beceremememiz kaabiliyetsizliğimizden değil, bestenin güfteye uymamasındandır.”

İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif sorunu, yetkililere altın bir fırsat sunuyor. Cesaret gösterip geniş katılımlı bir beste yarışması yapılabilir. Böylece İstiklâl Marşımızın sözlerinin tesirini sıfırlayan bu sakil besteden kurtulabiliriz!

Milliyet gazetesinin konuyla ilgili haberi (06.12.2010)

 

Zor bir marş ama değiştirilmemeli

 

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mütevelli Heyeti (Başkanı) Mehmet Doğan, İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif haklarının bir Alman firma tarafından alındığından hareketle “Bestesini değiştirelim” önerisi yaptı. Müzik dünyasının ileri gelenleri karşı çıktı.

 

YASEMİN BAY

 

Türkiye Yazarlar Birliği Vakfı Mütevelli Heyeti Başkanı Mehmet Doğan, İstanbul Edebiyat Mevsimi’nin dünkü açılışında gerçekleştirdiği konuşmasına İstiklâl Marşı tartışmasıyla başladı. 

Doğan İstiklâl Marşı’nın bestesinin telif haklarının bir Alman firma tarafından satın alındığını hatırlatarak, “İstiklâl Marşı’nın metniyle uyuşmayan bu besteden kurtulmak için bu fırsatı değerlendirebiliriz. Büyük bir ‘İstiklâl Marşı Besteleme Yarışması’ açabiliriz. Mehmet Akif’in eseri, şanına lâyık yeni bir İstiklâl Marşı bestesine kavuşabilir” dedi.

Doğan’ın bu açıklaması üzerine müzik dünyasının önemli isimleriyle konuştuk. Görüşlerin hepsi yeni bir İstiklâl Marşı’nın bestelenemeyeceği yönünde...

Gönül Paçacı (Boğaziçi Üniversitesi Güzel Sanatlar Bölümü Öğretim Görevlisi)

İstiklâl Marşı’nın bestesinin değişmesi fikrini doğru bulmuyorum. Zamanlama ve ideoloji olarak şu aşamada bu konunun tartışılması doğru değil. Müzisyen olarak sorarsanız ilkokul çocuklarının bu marşı söylememesinden anlıyoruz uyumu konusundaki sorunlarını. Fakat artık bu saatten sonra, Türkiye’nin zihinsel bölünmüşlüğünde, bestenin değişmesi talebini tekrar söz konusu etmek doğru değil. Zeki Üngör’ün bestesi, birleşmeye ihtiyacımız var denilen yıllarda son anda, tartışılsa bile mutabık kalınarak kabul edilmiş. Yeni bir marş yazılsın demek bölünmeyi tekrar derinleştirmek demektir. Konu üzerinde biraz hassasiyetle düşünecek olursak buradaki amacın ne olduğunu anlayabiliriz. 

Prof. Özkan Manav (Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Ana Sanat Dalı Başkan Yardımcısı)

İstiklâl Savaşı yıllarında bestelenmiş bir müziğin ve metnin kullanılıyor olması daha anlamlı. O dönemde İstiklâl Marşı için yapılan beste yarışmasına başvurmuş başka marşlar da var. Belki ikinci bir seçenek, yeni bir marşın bestelenmesindense, o gün bestelenen marşlar içinden bir değerlendirme yapmak. Ama esasında bestenin değişmemesi görüşündeyim. Evet bestenin bir uyum sorunu yaşadığı herkesçe biliniyor. Ama bu uyum sorunu, sözlerin daha iyi yerleştirilmesiyle, ses sınırının ayarlanmasıyla çözülebilir. Bugün yeni bir bestenin ortaya çıkmasını doğrusu çok uygulanabilir görmüyorum. 

Prof. Dr. Filiz Ali (Sabancı Üniversitesi Öğretim Üyesi) 

Bir ülkenin İstiklâl Marşının değiştirmesi çok zor. Bunca sene söylenmiş bir marş bu. Hakikaten prozodisi bozuktur, söylenmesi, hele çocuklar için, çok zor bir marştır. Ama marşın değiştirilmesi bana çok ters geliyor. Bir ülkenin kimliğini değiştirmek gibi bir şey bu. Bestenin üzerinde çalışılır, prozodisi sağlanabilir. Esasında bir bestecinin yapabileceği bir şeydir bu. Yeni bir istiklal marşı bestelenmesi bana doğru gelmiyor. 

Fazıl Say

İstiklâl Marşı bence değişmemeli. Ruhu olan bir müzik. Ve dönemin ruhunu htiren bir heyecanı var. Prozodi sorunlarına da biz alıştık. Böyle kalmalı.

Almanlar telif hakkını almadı, rutin işlem yaptı
Prof. Cihat Aşkın  

İstiklal Marşı’nın telif haklarının Almanya’daki bir firma tarafından satın alındığı haberleri doğru değil, konu çarpıtılarak aktarılıyor. Bahsi geçen Almanya’daki firma GEMA, MESAM muadili bir kuruluş. Almanya sınırları içinde çalınan eserleri, yasa gereği, kontrol etmek ve takip etmekle yükümlü. İstiklâl Marşı’nda da uygulanan bu, Almanlar rutin bir işlem yapmışlar. Mehmet Doğan’ın, bu son derece rutin işlemi bir fırsat olarak değerlendirilip de İstiklâl Marşı’nın bestecisine hakaretvari bir şekilde saldırması ve yepyeni bir marştan bahsetmesi Türk Cumhuriyeti’ne hakarettir. Telif hakları sorunu iddiasıyla yeni bir marş bestelenmesini savunmak Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluş ilkelerine hakarettir.

 
Etiketler: İstiklâl, Marşı’nı, bestesinden, kurtarmak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
122 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
131 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
155 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
141 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
180 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
214 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
226 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
225 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
294 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
364 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
258 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
248 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
240 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
396 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
541 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
405 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
518 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
752 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
438 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
387 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
398 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
771 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
411 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
350 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
460 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
346 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
466 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
411 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
516 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
471 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
424 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
470 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
396 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
589 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
459 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
322 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
433 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
590 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
506 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
428 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
603 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
644 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
472 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
523 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
568 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
415 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
540 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
670 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
555 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
465 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
741 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
613 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
461 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
570 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
603 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
588 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
434 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
640 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
508 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
742 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
625 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1038 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
663 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
693 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
742 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
747 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
556 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
799 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
697 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
694 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
728 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1005 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
871 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
748 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
849 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
923 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
893 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
966 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
976 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
931 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
908 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
909 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
1000 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
901 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
974 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
968 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
848 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1079 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
960 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
929 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
903 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1078 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1993 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1050 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1117 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1037 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1337 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1225 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1096 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1876 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1381 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1359 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1840 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1462 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1266 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1274 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1241 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1554 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1320 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1248 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1251 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1266 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1310 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1627 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1391 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1511 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1839 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1434 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1677 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1779 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2134 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1517 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1533 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1245 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1529 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1337 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1487 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1364 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1456 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1473 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1398 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1388 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1290 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1524 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1351 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1599 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1415 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2197 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1576 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1661 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1531 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1646 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1581 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1575 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1668 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1507 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1566 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1758 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1658 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1568 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1685 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1667 Okunma.
Haber Yazılımı