Yazı Detayı
11 Ağustos 2020 - Salı 01:13 Bu yazı 189 kez okundu
 
İstanbul yüzleşmesi!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Şu sıralar çok meşhur olan sözleşmenin İstanbul adıyla anılmasını mânidar bulurum.

Avrupalı zihninde İstanbul’la harem kelimelerinin birlikte dolaşımda olduğu düşünülürse, bu anlamsız bir şey değildir. 

Kadın üzerinden bir modernleşme düşüncesi güçlü şekilde ifade edilmiş ve buna paralele uygulamalar beklenmiştir. Buna rağmen şunu söyleyebiliriz: Modern öğretim sisteminin uygulanması ile neredeyse eş zamanlı olarak kız rüşdiyelerinin açıldığını görüyoruz. Kızların öğretim sistemine dahil edilmesi daha sonra idadi (lise) ve Darülfünun’a (üniversite) kadar genişletilmiştir. Yani Osmanlı modernleşmesi, eğitim anlamında kadını ıskalamamıştır.

Türkiye’de modernleştirici baskının 1935’te kadınların Meclis’e girmesinde rolü ne ölçüdedir? Bu konuda fazla bir şey söyleyecek durumda değilim. Fakat ABD’de 1788’den itibaren kadınların seçme ve seçilme hakkına sahip olmasına rağmen Avrupa kıt’asında neredeyse 150 yıl sonra bu noktaya gelinebilmiştir. Almanya 1919’da, İngiltere 1929’da, Fransa 1945’de, Belçika 1946’da kadınları siyasî sisteme dahil etmiştir. Bize hep demokrasi örneği olarak gösterilen İsviçre ise 1971’e kadar beklemiştir! 

Türkiye’de 1935’te Meclis’te birden 17 kadın milletvekili görüyoruz. Bunun bir nevi tayin olduğunu, o dönemin seçim sisteminden haberdar olanlar bilir. Bu kadın vekillerin Meclis’te çok etkili oldukları söylenemez. 2. Cumhurbaşkanı İnönü döneminde de Meclis’te yirmiye yakın kadın vekil bulundurulmuştur. 1950 seçimleri zoraki kadın vekil kontenjanını ortadan kaldırmıştır: Ancak 3 kadın millet vekili Meclis’tedir, 2 DP, 1 CHP. 

Kadın milletvekillerinin sayılarının artması ancak iki binli yıllardadır ve partiler demokratik değil güçlü otoriter yapıları ile bunu sağlayabilmiştir. Son seçimlerde meclise 78 kadın milletvekili girmiştir. İlk sırada AK Parti’den 39 milletvekili vardır, HDP 19 milletvekili ile ikinci sıradadır. Toplam milletvekili sayısı dikkate alınırsa, en çok kadın vekil bu partidendir. İkinci büyük parti CHP’nin ancak 14 kadın milletvekili vardır. MHP’den 3, İYİ Parti’den 3, kadın vekil seçilmiştir. Bu kadın vekillerin listeye girmelerinin 1930 veya 1940 şartlarına benzer tarzda olduğunu söyleyebiliriz.

Neden iki parti Meclis’e daha çok kadın vekil gönderiyor? 

Bu iki partinin kendini isbat gayreti gözardı edilmemelidir. Muhafazakâr (veya dışarıdan “islamist”) parti bu kimliğini kadın vekillerle dışa karşı isbat mecburiyetini hmektedir. HDP’nin farklı bir düzlemde aynı şeyi yaptığını söyleyebiliriz. Dışa verilen mesaj şudur: Etnik terörü desteklediğimize bakmayın, biz laik ve kadın haklarına önem veren bir partiyiz. Yani bir anlamda vitrin düzenlemesi. 

Bugünlerde İstanbul Sözleşmesi etrafında çok yoğun tartışmalar oluyor, zaman zaman ölçü kaçıyor. Bu tartışmaların AK Partiye oy versin vermesin muhafazakâr-islâmcı kesim içinde olması nasıl açıklanmalı? 

Türkiye’de modernleşmeyi gerçek anlamda sağlayan muhafazakâr liderler olmuştur. Abdülhamîd’den beri bu böyledir. Cumhuriyet’in tek parti döneminde neredeyse silah zoruyla yapılmak istenen modernleşme demokratik sisteme geçildikten sonra tek parti modernleşmesine karşı olan muhafazakâr liderler tarafından kendiliğinden gerçekleştirilmiştir. Menderes’ten bugüne uzanan bir çizgi vardır ve bu çizgiye son şekli 2002’den beri iktidarda olan parti vermektedir. 

Siyasî hayata “İslâmcı” partiler kadını çok geç dahil etmişlerdir. Ancak 28 şubat döneminde bu mümkün olmuş, Refah Partisi sonrası ortaya çıkan AK Parti bu yolu genişletmiştir. Bu noktalarda muhafazakâr modern erkeklerle muhafazakâr modern kadınlar arasında bir iki nesil fark vardır. Çatışmanın asıl sebebinin bu nesil farkından geldiği söylenebilir. 

Burada İstanbul Sözleşmesi’ni nasscasına savunmakla, şiddetle karşı çıkmak arasında bir yol bulunamaması ilgi çekicidir. Şu bilinmelidir ki, bir sözleşme her şey değildir. Elbette buna dayanarak meydana getirilen bir mevzuat vardır ve sonuçta müessirdir. 

Türkiye’de kadına şiddetin İstanbul Sözleşmesi sonrasında tırmanmasının makul bir açıklaması yapılamamaktadır. Biz bu tırmanışın köklerini yakın dönemin modernleştirici etkilerinde aramaktan yanayız. Ekonomik değişme, buna paralel sosyal ve kültürel değişme kolaylıkla hazmedilemeyecek hızda seyretmiş ve toplumun kendini koruma mekanizmaları bu süreçte müessiriyetini kaybetmiştir. Aile merkezli toplum anlayışının birçok sebeple hasar görmesi, uzun vadeli sonuçlar doğuracak ve toplumun yapısının sıhhatini etkileyecek bir değişime işaret etmektedir. Bu konu üzerinde sükunetle, aklı selimle düşünmek, bu arada İstanbul Sözleşmesi dahil, konuyla ilgili hususları ele alarak makul bir sonuca varmak lâzımdır. 

Bunu başaramazsak, İstanbul Sözleşmesi’nin yol açtığı hasarın daha ötesine geçeceğiz ve gelecek nesiller bu kutuplaşmanın yol açtığı sonuçları lehimizde değerlendirmeyeceklerdir. 

10.08.2020 Karar

 
Etiketler: İstanbul, yüzleşmesi!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
153 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
197 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
194 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
264 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
332 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
232 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
223 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
200 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
361 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
512 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
377 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
487 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
719 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
394 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
364 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
357 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
750 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
380 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
325 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
417 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
317 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
438 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
390 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
484 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
448 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
386 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
432 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
366 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
553 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
411 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
290 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
398 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
558 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
473 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
399 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
561 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
616 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
437 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
495 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
533 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
387 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
510 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
639 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
524 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
426 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
705 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
583 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
435 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
533 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
571 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
560 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
406 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
604 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
477 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
704 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
594 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1016 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
627 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
655 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
715 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
709 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
533 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
768 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
670 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
666 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
697 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
976 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
846 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
717 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
828 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
891 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
859 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
934 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
948 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
900 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
878 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
878 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
974 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
871 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
944 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
946 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
823 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1052 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
923 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
907 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
875 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1048 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1964 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1027 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1098 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1005 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1309 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1190 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1072 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1847 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1362 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1333 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1810 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1436 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1237 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1249 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1207 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1527 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1292 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1214 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1227 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1229 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1277 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1594 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1367 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1480 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1813 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1394 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1642 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1756 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2061 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2109 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1491 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1505 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1216 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1499 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1295 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1445 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1333 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1427 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1442 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1368 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1357 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1258 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1499 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1325 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1573 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1386 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2168 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1543 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1634 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1506 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1617 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1559 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1548 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1636 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1474 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1537 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1722 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1633 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1542 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1632 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1628 Okunma.
Haber Yazılımı