Yazı Detayı
15 Nisan 2019 - Pazartesi 19:27 Bu yazı 257 kez okundu
 
İstanbul nasıl kurtulur?
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
İstanbulsuz bir Türkiye mümkün mü? Bu soruya cevap vermek kolay da İstanbul’un son çeyrek asırda aldığı hâl üzerinde düşünmek ve fikir ortaya koymak o kadar kolay değil.
İstanbul’u nüfus üzerinden okursak, son yirmi beş yılda neredeyse üç kat bir artış gözleniyor. 50 bin nüfuslu bir şehir çeyrek asırda üç kat büyürse, bu dahi önemli bir meseledir. 6 Milyon nüfuslu bir şehrin neredeyse üç kat büyümesi ne anlama gelir?
 
Bir şehrin bu kadar hızla büyümesi, şehirle ilgili problemlerin aynı hızla büyümesi demektir. 1980’lerde başlayan hızlı büyüme 1990 başında ciddi sıkıntılar doğurmuştu. Altyapı çökmüş, şehrin temizliği imkânsız hâle gelmiş, susuzluk had safhaya ulaşmıştı. Haftada bir su verilen bir şehir bugünün şehirlisine inandırıcı gelmeyebilir.
 
Nüfusu 16 milyona ulaşmış bir şehir olmasına rağmen bugün İstanbul’da su meselesi yok. Ulaşımda sıkıntı büyük yatırımlarla çözülmeye çalışılmasına rağmen belli ölçüde devam ediyor. Devlet belki de bütün şehirlerimize yapılan yatırımdan fazlasını İstanbul’a yapıyor. Son 6 yılda yapılan, Marmaray (2013) ve 3. Boğaz Köprüsü (2016), Avrasya geçişi (2016) her biri başlı başına muazzam yatırım. Bunlar olmasa idi, İstanbul’un hali nice olurdu?
 
İstanbul’un fizikî büyümesinin aynı zamanda tarihî şehre karşı bir büyüme olduğunu kabullenmek zorundayız. İstanbul’u tarihiliğinden koparmak, tarihini tamamen silmek mümkün değil. Bizans altyapısı üzerinde yükselen Osmanlı İstanbul’u hiçbir zaman şehrin geçmişini inkâr etmedi. Önemli tarihî eserler bir şekilde ayakta tutuldu. Ayasofya bu anlamda Avrupa’nın hâlâ ayakta olan en eski tarihî yapılarından biri. Osmanlı medeniyetinin en görünür hâle geldiği şehir İstanbul’dur. Onunla rekabet edebilecek bir şehir varsa belki Edirne’dir.
 
İstanbul’un bu hızlı büyümesi İstanbulluluk kavramının yeniden tanımlanmasını gerektirecek bir sonuç doğurmuştur. İstanbul’un sorunlarıyla birlikte büyümesi İstanbul’da yaşayanlar tarafından nasıl algılanıyor? Daha doğrusu İstanbul’da yaşayanlar bunun farkında mı? “Ol mahiler ki derya içredir deryayı bilmezler!” İstanbul’un düşünen kesimleri, sanat ve estetikle iştigal eden kurum ve kişileri bu büyüme konusunda sonuç verici bir çaba içinde olmadılar. Oldularsa da bu belli çerçeveleri aşamadı. Konu neredeyse bütünüyle siyasetin alanında kaldı. Siyaset de bu konuda istişareye gerek görmedi, müşavereye ihtiyaç duymadı, danışmadan kaçındı; büyümeyi her halükârda olumlu bir gelişme olarak kabullendi.
 
İstanbul’da seçim sonuçlarından daha önemli hususun onun geleceği olduğunu düşünenlerdenim.
 
İstanbul’u meseleleriyle büyütmek yerine yaşanabilir bir şehir olarak sınırlamak, hatta belli ölçüde küçültmenin daha doğru bir tercih olacağı görüşündeyim. 20. Asrın başında nüfusları İstanbul’a benzer olan Avrupa’nın belli başlı şehirlerinden Londra ve Paris bir dönem hızlı nüfus artışlarına rağmen 10 milyon sınırında kalmıştır. Hatta Berlin bugün 1930’lardaki nüfusunun altında bir nüfusa sahiptir (3.3 milyon).
 
Bir İstanbul fetişizmi var ve İstanbul’da yaşayanlar bu fetişizmle teselli buluyorlar. Yahya Kemal’in bir aforizması onların hâlâ övünç kaynağı: Ankara’nın İstanbul’a dönüşünü sevmek!
 
Yahya Kemal yaşasaydı, bu söz onun diline persenk olur muydu? Daha doğrudan konuşursak, Yahya Kemal’in hayranlıkla bahsettiği Osmanlı medeniyetinin timsali olan dönülmek istenen şehir ne ölçüde ayakta?
 
Bunu geçen sene sınamak fırsatı elimize geçti. Büyük şairimizin vefatının 50. Yılında Türkiye Yazarlar Birliği onu doğduğu şehirde Üsküp’te anmıştı. 60. Yıldönümünde fikirlerinin ve şiirlerinin ilham kaynağı olan ömrünü tamamladığı İstanbul’da anmak istedi. Böyle bir anma için ilk akla gelen Büyükşehir belediyesidir elbette. Fakat ne Büyükşehir ve daha sonra akla gelebilecek Fatih ve Üsküdar belediyeleri böyle işe talip olmadılar. Buna rağmen “60 Yıl Sonra Yahya Kemal Sempozyumu” İstanbul’da yapıldı.
 
Bu güzel faaliyeti Bahçelievler belediyesi üstlendi. Üç dönem başkanlıktan sonra aday olmayan Osman Develioğlu’na teşekkür borçlu olan biz miyiz sadece? Yahya Kemal yaşarken Bahçelievler diye bir semt var mıydı?
 
Bu çelişkinin üzerinde daha fazla durmayı gerekli görmüyor ve İstanbul’un belediye başkanı adaylarına Yahya Kemal’i, Ahmet Hamdi Tanpınar’ı ve Turgut Canseveri okuma şartı getirilmesi görüşümüzü tekrarlıyoruz!
 
Yahya Kemal Sempozyumu, İstanbul semasında bir hoş sada bıraktı. Türkiye’nin ilim, fikir ve edebiyat birikiminin tezahür ettiği bir zemin oluşturdu. Burada otuz bildirinin tamamından bahsetmek mümkün değil, fakat katılanların isimlerini olsun, hakkı teslim bâbında zikretmek gerekir: Beşir Ayvazoğlu, D. Mehmet Doğan, Prof. Dr. Hacı Ömer Özden, Prof. Dr. Mehmet Vural, Amina Siljak Jesenkoviç, Dursun Gürlek, Dr. İbrahim Demirci, Dr.Cengiz Karataş, Prof. Dr. Süleyman Baki, Mehmet Güneş, Hayriye Ünal, Selçuk Çıkla, Seyhan Murteza İbrahimi, Kadriye Cesur, Ercan Yıldırım, Dr. Lütfi   Şahsuvaroğlu, Asım Öz, Kamil Büyüker, Asım Gültekin, Gülşen Özer, Fatma Gülşen Koçak, Atıf Bedir, Zeynel Beksac, Prof. Dr. Zekeriya İbrahimi,  Kadir Can Dilber, Lütfi Bergen, Leyla Şerif Emin, Prof. Lindita Xhanari Latifi, Mehmet Kurtoğlu, Habil Sağlam.
 
Dikkat edilirse, katılanların neredeyse üçte biri Yahya Kemal’in Rumelili hemşehrileri. Bu tür faaliyetlerin ekseriya kitabı basılmıyor. Yahya Kemal Sempozyumu Kitabı basıldı. Tek kusuru, dijital yayının ve baskının yol açtığı bazı teknik hatalar.
15.04.2019-Karar
 
Etiketler: İstanbul, nasıl, kurtulur?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
50 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
173 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
177 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
116 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
147 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
148 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
149 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
118 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
187 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
159 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
198 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
582 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
217 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
251 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
248 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
275 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
190 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
305 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
265 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
228 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
271 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
577 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
443 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
341 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
405 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
483 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
382 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
444 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
436 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
496 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
478 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
491 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
501 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
435 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
501 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
595 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
460 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
672 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
513 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
510 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
536 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
624 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1483 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
650 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
712 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
590 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
890 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
819 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
701 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1521 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
948 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1002 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1401 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
997 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
831 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
806 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
828 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1149 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
864 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
775 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
852 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
759 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
864 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1034 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
982 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1043 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1359 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
960 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1073 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1378 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1641 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1698 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1027 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1051 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
816 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1052 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
880 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
998 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
857 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1078 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
995 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
946 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
992 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
872 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
959 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
901 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1115 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
925 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1728 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1105 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1140 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1053 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1147 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1142 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1114 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1143 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1028 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1159 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1302 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1211 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1138 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1228 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1072 Okunma.
Haber Yazılımı