Yazı Detayı
07 Mart 2018 - Çarşamba 23:33 Bu yazı 2123 kez okundu
 
İçine şeytan kaçmış kişiler
Akif BEDİR
 
 
Çalışma arası TV de zapping yapıyorum. Bir kanalda “Abdülhamid’i anmak ve anlamak” diye bir program görünce yaşadığımız yüzyılda Abdülhamid’i çok iyi anlamalı ve de anlatmalıyız diye düşünüp izlemeye başladım.
Bir beyefendi muhteşem bir dua yaptı. “Âmin” derken gönül tellerimin titrediğini hissedebiliyordum. Açılış için birileri konuşuyor konuya ufaktan değinip geçiyordu. Programın başlamasını ciddi ciddi beklemeye başlamıştım.
Bir belediye başkan vekili çıktı kürsüye. Selam faslına başlarken izleyiciler arasında oturan cumhurbaşkanımızın oğlu için Bilal Erdoğan Hazretleri diye methiye dizince yanlış mı anladım diye eşimin teyidine ihtiyaç duydum. Doğrusu midem bulanmıştı.
Düşündüm… Bu zat ilim ve fazilet sahibi mi? İmani meselelerde, uhrevi işlerde, fazilette, ahlaki konularda ve Allah’a yakınlıkta en ileride olan kişi mi? Bize manevi konularda yol gösterici mi? El cevap, kocaman bir hayır…
Böyle bir programda, insanı mest eden bir duadan sonra sırf yalakalık, küçük hesaplar için yapılan bir seviye kaybıydı.  
Beklentiler uğruna, sırf çıkar için, peşin bir karşılığı olduğu için “kula kul olma” bu olsa gerek diye düşündüm.
Günde kırk kere “İyya kenabüdü ve iyya kenestain” “Allah’ım, yalnız Sana ibadet ederiz ve yalnız senden yardım dileriz” diyerek Allah’a (cc) söz verip, kendi varlığımızın sahibi Rabbimize ait olduğumuzu gösterecek sonra…
Fatiha Suresi’nin bu ayeti Allah’ın dışında hiç kimseyi ve hiç bir şeyi tapınmaya layık bilmemek, yalnızca Allah’ın emrine boyun eğmek ve O’nun dışında hiç kimsenin karşısında kulluk etmeyip sadece O’na teslim olmayı emretmiyor mu?
İmam Rıza (a.s) şöyle buyurur: “İyyake na’budu”, kulun Allah’a doğru rağbetini, yakınlaşmasını ve O’na kulluğunu göstermesi ve amelini başkasına değil, yalnızca O’na has kılmayı ortaya koymasıdır. “İyyake neste’in”, Allah’a çok ibadet etmek için O’ndan yardım talep etmek, verilen nimetlerin devamını isteyip O’ndan yardım ummaktır”.
Allah’tan başkasına kulluk etmeyelim, O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım, Allah’ı bırakıp ta bir kısmımız diğer bir kısmımızı Rabler edinmeyelim…” (Ali İmran-64)
Kulluk denilince akıllara ilk gelen şey köleliktir. Hâlbuki gerçek kulluk, insanları kölelikten, esaretten, cehaletten, zulümden ve sömürülmekten kurtaran tek kurtuluş yoludur. İnsan Rabbine kul oldukça özgürleşir, O’na kul olmadıkça köleleşir. 
Kulluğun amacı, Allah’ın rızasına ulaşmak, takva sahibi olmak, bununla dünya hayatını düzene koymak, iyi bir insan, iyi bir Müslüman olabilmek ve öldükten sonra ebedi hayatta da cenneti kazanmaktır.
Resulullah (sav) Efendimiz’in sevgili kızı Hazret-i Fatıma’ya yaptığı ikaz ibrete şayandır: “Ey Allah’ın Resulü olan Muhammed’in kızı Fatıma… Allah katında makbul olan salih ameller işle… (Babanın peygamber olduğuna güvenme) çünkü ben, (kulluk yapmadığınız takdirde) sizi Allah’ın azabından kurtaramam.” 
“Ey Resulullah’ın kızı Fatıma… Sen de kendini Allah’tan satın almaya çalış, zira senin için de bir şey yapamam.”
O Fatıma (ra) ki, Resulullah’ın (sav) neslini devam ettiren “Nur Yumağı”…
Nebiler Efendisinin Zehra’sı, son çiçeği...
Kızlarının en küçüğü...
Aklı, zekâsı, güzelliği, dünyaya düşkün olmaması, takvası ve güzel ahlâkı ile bütün insanlığa örnek olan Resulullah’ın (sav) son sevdası…
Cennet gençlerinin efendileri Hz. Hasan ve Hüseyin'in anneleri...
Hz. Ali (ra) efendimizin zevcesi...
Eli değirmen döndüren “Fatıma ana” diye anılan bir sultane anne... 
Beyi ve çocuklarıyla ehl-i beyt’i teşkil eden ümmetin hanımlarının seyyidesi... 
Cennet hurilerinin hanımefendisi... 
Bu ikazlar Allah’a karşı bir hüsnü edebin ifadesi olduğu gibi, şımarıklığı önlemek, bazı makamdaki yakınlarına güvenenlere ders vermek, son sözün Allah’a ait olduğuna işaret etmek, başkalarına güvenerek ihlasta gevşeklik yapmanın sakıncasına dikkat çekmek gibi hakikatleri ders vermeye yöneliktir, diye düşünüyorum.
Dolayısıyla, salih kullara duyulan muhabbet, hürmet, aidiyet, mensu­biyet ve hüsn-i zan duygularını, ebedî kurtuluş hususunda şer’i bir nass kat’iyyetinde görmek, kişiye manen zarar verir.
Allah’tan başka ilah yoktur deyip kalbinde bir sürü ilah besleyenlere veyl olsun.
Makama, rütbeye, kazanca, kâra, kuvvete güven duyup, boyun bükenlere veyl olsun.
Beklentiyi, faydayı, sana vermeye muktedir olanları düşünüp hareket edenlere veyl olsun.
Bunlar kalpleriyle bunlara güvenir, fakat Allah’a güvendikleri izlenimi verirler. Onların Allah’ı zikretmeleri genellikle kalpleriyle değil, dilleriyle olur.
 
Etiketler: İçine, şeytan, kaçmış, kişiler,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
12 Aralık 2018
Etme bulma dünyası
1706 Okunma.
05 Aralık 2018
Sokaktaki insan ne istiyor?
2301 Okunma.
28 Kasım 2018
Alperen manifestosu
2436 Okunma.
21 Kasım 2018
Veyl olsun…
1945 Okunma.
17 Kasım 2018
Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
1601 Okunma.
08 Kasım 2018
Neler oluyor bize?
2175 Okunma.
02 Kasım 2018
Millet soruyor, sorguluyor artık
1422 Okunma.
24 Ekim 2018
Acı gerçekler
2316 Okunma.
21 Ekim 2018
Tarihten ders almak
793 Okunma.
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2400 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2480 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2619 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
2093 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
4069 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2136 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1971 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
2103 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1838 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3400 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1548 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1794 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1561 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1791 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1726 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1475 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1456 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1778 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1902 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1650 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2128 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1675 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1956 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2171 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1559 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1869 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1512 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1735 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1542 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1333 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
1065 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
2051 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1835 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1963 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
2037 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1887 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1914 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1906 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1746 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1164 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1888 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1701 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1164 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1742 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1872 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1838 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1820 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
2112 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1939 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1926 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1840 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1656 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1794 Okunma.
Haber Yazılımı