Yazı Detayı
17 Mayıs 2018 - Perşembe 15:08 Bu yazı 1597 kez okundu
 
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
Akif BEDİR
 
 
 Kanlı olaylar ve trajedik görüntüler…
Cinayet ve yıkım…
İnsanlık nedir bilmeyen acımasız bir barbarlıkla gelişigüzel yapılan saldırılar. Korkunçluğu bedenleri ürperten ve gözleri yaşartan trajediler…
İşgal gölgesinde toprakları elinden alınmış, taştan başka düşmana karşı koyacak bir şey bulamayan ve buna rağmen direnen insanlar…
İslam coğrafyası üzerine büyük oyunlar oynanıyor. Müslümanlar yalnızlaştırılıp köşeye sıkıştırılmakta, yanlış kararlar almaları için çirkin tezgâhlar kurulmakta.
Ortadoğu’da zulüm yapan ve bölgede barış ve huzuru bozmak dışında işlevi olmayan İsrail, dünyanın gözü önünde binlerce masum insanı, kadın, çocuk, yaşlı ve hasta demeden alçakça katlediyor.
Yahudilerin varlığını ve güvenliğini öncelikli görev olarak gören ABD’nin “koruyucu şemsiyesi” altındaki İsrail, Gazze sınırında Filistinlilerin üstüne ateş açtı 55 insanı  öldürdü, 1700 kadar Filistinliyi de yaralayarak devlet terörünü soykırıma dönüştürdü.
Mezhep savaşları ve terör ile Ortadoğu kasıp kavrulur iken katil işgal devleti İsrail’in zulmü, her geçen gün artarak devam ediyor.
Dünya’yı her zaman şeytani büyü mistizmi olan Kabala’nın tütsülediği gözle gören “Şeytanın çocukları” Yahudilere kimse dur diyemiyor.
Terör bahanesi ile Ortadoğu’ya iyice yerleşen, bunu yaparken de medeniyetler savaşı kisvesi ile Müslüman katliamı gerçekleştirmeyi kafasına koyan ABD de bir taşla birkaç kuş birden vurmayı hedefliyor.
Nerede uluslararası hukuk? Nerede insan hakları? Nerede barış? Nerede insan sevgisi?
Sancılı toprakların dili olsa da, yaşanan acılardan, dökülen kan ve gözyaşından bir bahsedebilse... 
Büyük Şeytan” ABD’nin uluslararası hukuku hiç sayarak Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıyıp, konsolosluk binasını Kudüs’e taşıması hem bölgeyi ve dünyayı karıştıracak bir provokasyon, hem de İslam dünyasına ağır bir saldırı oldu. 
Trump, Kudüs kararıyla uluslararası hukuku ayaklar altına almıştır. BM kararları yok sayılmıştır. Hukuk, insan hakları, demokrasi diyerek bezirgânlık yapan Batı’nın sahtekârlığı tescillenmiştir.
Özelde Ortadoğu’da, genel manada ise dünyanın her bir tarafında, barışın önündeki en büyük tehdit olan Amerika-İsrail ikilisi Müslümanlar söz konusu olduğunda hep birlikte hareket etmekte, bu kirli ortaklık Müslümanların kanlarını dökmeyi devlet politikası haline getirmektedir.
Yalan rüzgârlarıyla, algı operasyonlarıyla, fitne tohumlarıyla, başlarına komutan atadıkları terörist ordularıyla dünyayı sömürmekten beslenen bir Haçlı-Siyonist ortaklığı var karşımızda.
Medeniyet denilen tek dişi kalmış canavar” bütün teknolojik imkânlarını insanları öldürmek ve dünyamızı kirletmek için kullanıyor.
İnsanlar ölüyormuş, dünya barışı gömülüyormuş umurlarında değil. Bir taşla birkaç kuş vurma planını devreye soktukları için mutlular. Ortadoğu karışacak, binlerce insanın hayatı riske atılacak, bölge ceset tarlalarına dönüşecek diye bir üzüntü ajandaları yoktur.
Vahşi, kana susamış hayvanlar gibi bedenlere saldırırlarken insanlık âlemi tarifi imkânsız bir vurdumduymazlık içinde. Dünyanın vicdanı sükût etmiş, hak kuvvete feda ediliyor, menfaatler bütün değerlerin önüne geçmiş, duyarsızlık ve duygusuzluk galebe çalıyor, problemler kaba kuvvetle çözülmek isteniyor.
BM, NATO, AB! Hepiniz yalansınız, yanlısınız! ABD’nin işgalci ve işkenceci karakterine hukuki kılıf hazırlamak ve İsrail’in varlığını korumak, cinayetlerine ve çevresine karşı yürüttüğü saldırılara karşı uluslararası tepkileri ve yaptırımları engellemekten başka hiçbir işleviniz yok.
Bir daha kan akmasın, boş yere insanlar ölmesin, sağa sola savrulmasın, ocaklar sönmesin, gözyaşları sel olmasın, haklı haksız ayırt edilsin, haksıza karşı haklının yanında yer alsın diye var olanlar…  Hepiniz yalansınız, yanlısınız!  
Etrafımızı bir sis dalgası sardı. Ruhlarımızı bir karabasan kuşattı.
Özgürlük getirmek vaadiyle bir ülkeyi işgal edenlerin kirli yüzlerini izledikçe insanlığımdan utanıyorum. Asıl maksadın özgürlük ve insan hakları olmadığı açıkça ortaya çıktı. Hepimiz sorumluyuz, zulüm var oldukça ve onu engellemek için elden gelen yapılmadıkça hepimiz sorumluyuz. Hangi insan bu insanlık dışı muameleden ıstırap duymaz...
Kudüs, Siyonist esaretinden kurtulmadıkça, dünya barış yüzü göremeyecektir… 
Zulmederek… Kendilerinin dışındaki insan ırkını yok ederek… Kene gibi başkalarının sırtından beslenerek… Ağalık yapıp herkesi köle ederek… Kan üzerine bir medeniyet kurarak… Gözyaşıyla yıkanarak… Dünyaya şeytanın insani bir vekili olarak geldim diyen bir insan olarak yaratılan Yahudilere birilerinin “dur” deme zamanı geldi, geçiyor.
Şeytanın dostları ve küfrün önderleri olan sizlere haddinizi bildirip sizleri yer ile yeksan edecek bir Selahaddin-i Eyyubi’nin gelmesi yakındır inşallah. Bekleyin ve görün.
 
 
Etiketler: İçine, şeytan, kaçmış, ilişkiler,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2185 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2360 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2480 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1983 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3968 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2016 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1868 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1988 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1750 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3320 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1454 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1698 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1472 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1718 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1627 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1375 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1366 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1678 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1791 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1559 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2020 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1870 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2078 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1437 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1770 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1419 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1612 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1441 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2008 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1230 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
957 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1960 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1749 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1870 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1938 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1763 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1810 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1812 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1666 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1065 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1784 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1585 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1067 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1635 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1770 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1712 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1725 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1996 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1844 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1818 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1751 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1557 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1701 Okunma.
Haber Yazılımı