Yazı Detayı
10 Ağustos 2018 - Cuma 18:56 Bu yazı 3316 kez okundu
 
İçimizdeki şeytanı kovalım
Akif BEDİR
 
 

ABD ülkemizin müttefiki, dostu, stratejik ortağı mı yoksa ne yapacağı belli olmayan, taahhütlerine uyup uymayacağı konusunda derin kuşkular olan, aba altından gösterdiği sopalardan dolayı korkulu rüyamız mı?

Türkiye’de casusluk ve teröre destekten yargılanan Papaz Brunson nedeniyle ABD-Türkiye ilişkileri yeni bir krize girdi.

ABD’nin bu müttefiklikle ve hukukla bağdaşmayan kararı, tehdit politikası Papazın işini daha da zorlaştırdı. Meseleyi yargısal bir boyuttan çıkartıp siyasetin konusu haline getirdi. Ve bunu da kaba güç kullanarak çözebileceğini zannetti.

Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu’nun, “Türkiye’den baskı ve tehditle kimse bir şey elde edemez. Gerilimi tırmandırmaya devam ederseniz alacağınız pek çok cevabın yanı sıra İncirlik ve İzmir Hava Üslerinin durumunu da gözden geçirmek zorunda kalabiliriz” mesajı anlamlı ve önemliydi.

ABD’nin bakanlarımıza yönelik hukuksuz bir yaptırıma gitmesi, Türk milletini derinden yaraladı ve ABD’ye karşı nefret sarmallarını çoğalttı.  

Küresel güç dengesinde uzatmaları oynayan ABD egemenliğinin devamı için yasadışı yollar ve yöntemler deniyor.

Aleni ve pervasız bir dille Türkiye’ye tehditler yağdıran ABD umutlarıyla gülmüyor korkularıyla huzursuzlanıyor, varlığını ve hegemonyasını sürdürmeye çalışıyor. Meşruiyetini yitirdikçe de şiddete yasadışı yol ve yöntemlere sarılıyor. Dış dünya ile ilişkilerini düzeltmez, kutuplaştırıcı rolünü devam ettirirse dünya tarafından dışlanarak yalnızlığa itileceğini kendi de görüyor ve biliyor.

Trump’tan beri ABD’nin ilişkilerini bozmadığı neredeyse hiçbir ülke kalmadı. ABD bütün dünyayla kavgalı hale geldi.

ABD Almanya, Fransa, İngiltere dâhil bütün Avrupa ülkelerini karşısına aldı. Kuzey Kore ve İran’la dondurulmuş sorunları tekrar canlandırarak müttefiklerin desteğini kaybetti.

Trump’ın Rusya ile girdiği gri ilişkiler yumağı ve diğer dünya ülkeleri için sataşma sırasının kime geleceği kaygısı sevimsizlik sarmalının oluşma sebeplerinden.

Özellikle Çin ve Avrupa ile giriştiği ticaret savaşları ve şimdi Türkiye ile açtığı kriz sayfası giderek ABD’yi her alanda yalnızlaştıran bir etki yapmaya doğru gidiyor.

FETÖ’cüler hariç Türk milletinin tamamı Amerika’dan nefret eder hale geldi.

Gerçek olan şu ki, ABD’nin derdi papaz değil, Erdoğan’dır. 

15 Temmuz’da Pensilvanya papazıyla başaramadığını bu defa ajan papaz üzerinden büyüyen, büyümek isteyen, kaynaklarını bu doğrultuda etkili ve verimli bir şekilde kullanmak isteyen Türkiye’yi teslim alarak başarmak istiyor.

Suriye’nin kuzeyinde kurmak istediği terör devletine rıza göstermesini istiyor, Akdeniz’deki doğalgaz ve petrol haklarından vazgeçmesini istiyor.

Türkiye’yi diplomasi üzerinden köşeye sıkıştırarak, ekonomiyi sarsarak, Suriye için oluşan Türkiye, Rusya, İran ortaklığını bertaraf etmek ve Erdoğan başkanlığındaki Türkiye’nin terör rejimine doğru evrildiği imajı oluşturup başka operasyonlara kapı aralayarak başarmak istiyor. 

Ya Erdoğan’a diz çöktürmek, ya da diz çökmeyecek Erdoğan’ı devirmek istiyor.             

ABD “haksız” siyasal ve ekonomik egemenliğini suratlarına haykırdığı ve sömürülerine, sömürü düzenlerine, kapitalist barbarlıklarına karşı çıktığı için Tayyip Erdoğan düşmanı oluyor ve bu yüzden hedefe koyuyorlar.

Asıl amaç, dünyadaki dengeleri değiştirebilecek, yeni bir dünyanın kurulması sürecinde Türkiye’nin öncü rol üstlenmesini sağlayarak mazlumların umudu ve sömürgeci emperyalistlerin kâbusu olarak sesini yükseltip yanlışlarını haykırabilen, meydan okuyabilen bir lidere hayat hakkı tanımak istememeleridir.

ABD medya, sermaye, diplomat, asker boyutunu aşan bir irade olarak ABD hegemonyasına itiraz eden, uyumlu bir müttefik olmaktan imtina eden Türkiye’ye karşı adı konulmamış bir düşmanlık siyaseti izliyor.

Karın ağrılarının sebebi artık karşılarında eski Türkiye’nin olmaması, gücünü milletten alan kararlı bir liderin olması ve müttefikliğe ve hukuka aykırı yaptırımlarınıza karşı vereceği reflekslerin olmasıdır.

Türkiye’nin yeni senaryolar karşısında yeniden vesayet ve teslimiyetçi politika yerine karşıt politikayı yeğleyip sağlam duruş sergilemesidir.

Türkiye karşılık olarak daha fazlasını yapamaz mı?

Elbette yapabilir…

15 Temmuz darbe girişiminin arkasında İncirlik Üssündeki Amerikalı subayların olduğunu bütün dünya biliyor. İncirlik’teki ABD askerlerini, “Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin anayasal düzenini ortadan kaldırmaya teşebbüs” suçundan tutuklayabiliriz.

Tutuklamalıyız ki yaptırımın ne olduğunu görsünler ve Türkiye’nin eskisi gibi ensesine vurulup lokmasının alınacağı bir ülke olmadığını anlasınlar.

Tutuklanan FETÖ’cü askerler için “ABD'nin Türk ordusundaki müttefikleri tutuklandı” diye sızlanan ABD Merkez Kuvvetler Komutanı General Joseph Votel’in itirafı delil olarak kullanılıp ayaklarına zincirler vurabiliriz.

İncirlik ve İzmir Hava Üslerini kapatarak “içimizdeki şeytan”ı defedebiliriz.

 
Etiketler: İçimizdeki, şeytanı, kovalım,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2172 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2357 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2476 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1981 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3966 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2013 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1748 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1452 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1697 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1472 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1715 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1374 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1363 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1678 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1788 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1559 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1596 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1869 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2077 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1436 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1419 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1611 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2004 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1230 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
955 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1957 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1749 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1869 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1935 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1763 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1809 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1811 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1663 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1065 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1784 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1065 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1634 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1769 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1711 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1725 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1994 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1841 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1817 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1751 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1555 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1699 Okunma.
Haber Yazılımı