Yazı Detayı
12 Temmuz 2018 - Perşembe 20:52 Bu yazı 1755 kez okundu
 
Hey gidi günler hey
Akif BEDİR
 
 

Televizyonda son dönemde dikkat çeken ve ses getiren “analiz haber”lerden birisini izliyorum. Videoda, o tarihte henüz Refah Partisi İstanbul İl Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan göz yaşartıcı bir hikâye anlatıyor.

“1980 Darbesi’nin ardından muhafazakâr camiadaki derneklere, vakıflara, sosyal çalışmalara göz açtırılmıyor. 12 Eylül darbesinin ardından Refah Partisi yeni kurulmuş. Parti üyelerinin hepsi, halkı bu yeni partiyle tanıştırma gayretinde. 

Sene 1985. İstanbul’da İl başkanlığı görevine getirildim. İstanbul’un 19 ilçesi vardı fakat kurulan parti teşkilatı sayısı 8 idi. Yoğun bir gayretle, 3 ay içerisinde 19 ilçenin tümünde teşkilatlarımızı kurduk. Her akşam 18 ile 22 arasında açık olacak diye karar aldık. Bu kararı il merkezinden telefonlarla sürekli kontrol ediyorduk.

Bir akşam, nöbetler ne durumdadır diye il merkezine uğradım. Dediler ki, Şişli cevap vermiyor. Bunun üzerine nöbetçi arkadaşıma dedim ki, sen aramaya devam et, ben de bir arabaya atlayıp bakayım. Gittim ki, kapı açıldı. O zaman kapıda, ismen henüz tanımadığım, gözleri yaşlı bir kardeşimiz vardı. ‘Niye ağlıyorsun?’ diye sordum. ‘Biraz kederlendim başkanım’ dedi. ‘Ya hu neyin var, belki ben yardımcı olabilirim’ dedim, ‘Biraz kederlendim başkanım, hiçbir derdim yok’ dedi. ‘Peki, telefon cevap mı vermiyordu’ dedim, “Başkanım bir işim vardı, onun için yarım saat geç açtım teşkilatı’ dedi.

İşte bu ağlayan kardeşimiz, bana ağlama gerekçesini açıklamayan bu kardeşimiz, Abdülmecit kardeşimizdi. Ertesi sabah ağlamanın gerekçesini öğrendim. Meğerse Abdülmecit kardeşimin refikası doğum esnasında şehit olmuş. O da yavrusunu yengesine teslim etmiş. Hanımını da hastanenin morguna indirmiş. Nöbetim var diyerek koşarak nöbete gelmiş. Değerli kardeşlerim, bu davanın mayasında Abdülmecitlerin bu imanı var.”

O davanın adı Milli Görüş idi. O dava İslam’, Kur’an’a, Müslüman milletlere hizmet için yarışın adıydı.

Milli Görüş hak namına yürüyenlerin yoluydu.

Milli Görüş umuda yolculuğun adıydı.

Milli Görüş hakkın, haklının tarafı olup adalet arayanların karargâhıydı.

Milli Görüş ne olursa olsun dik duruşu bozmadan ulvi değerlere sahip çıkmaktı.

Milli Görüş hakkın yanında saf tutanların davasıydı.

Şimdi bu anlayışın zerresine sahip bir zümre var mı? Kocaman bir HAYIR…

Şimdi İslam, Kur’an düşmanlarıyla ittifak yapıp, terör yandaşı partiye vekil kazandırma çabasındaki “sözde” Milli Görüşçüler var.

Ben de yaşadığım bir hikâyeyi sizlerle paylaşmak istiyorum. Sayın Başkan’ın anlattığı kadar göz yaşartıcı değil fakat ondan daha dramatik.

“Belediye başkanlığı döneminde fikirlerimize başvuran ve de başkanlığını da başarıyla yapan bir arkadaşımdan bir yazımda satır arası bahsetmiştim. ‘Vekil olursa onu da başarır’ diye. Yazımı okuyan bir sürü eş!, dost! telefon açarak, bizzat yanıma gelerek beni kınadı. Yanlış yaptın, hırsızdır, yolsuzdur, ahlaksızdır, odur budur diye arkadan bir sürü çamur atıldı.

Zaman sonra başkanımız vekil oldu ve memlekete vekil olarak ayak basacak. Nezaketen biz de oradayız. Fakat ilginç olanı bana gelip de ağza alınmayacak ithamlarda bulunan herkes orada. Kendimden şüphelenir oldum.

Vekilin görünmesiyle havada uçan iltifatları işittiğimde adımlarımın oradan uzaklaştığını, içimde bir sinir titremesi olduğunu hissedebiliyordum.

Daha da ilginç olanı neydi biliyor musunuz?

Zaman içerisinde o vekilimizle aramıza aynı mahlukatlar giriyordu. Ben halkın arasında ol diyordum, onlar yıldızlı otel lobilerinde lüks sofraları işaret ediyordu. Ben mazlumların duası dedikçe onlar zenginlerin sofrası, parası diyordu. Vekilimiz de onları seçmiş, bizimle ilişkisini askıya almıştı.”

Bunu yeni bir dönemin başlangıcında bilinçli olarak aktarma ihtiyacı duydum. Çünkü bütün ülkede AK Parti teşkilatları, belediyeler yukarıda işaret ettiğim türden yaratıklarla kuşatılmış vaziyette.

Onların davaları çıkarları. Onların davaları alacakları ihaleler. Onların davaları kazanacakları paralar. Unutulmaması gereken en önemli husus da gemiyi en önce terk edecek fareler yani yine bunlar.

Şahit olmadık mı? Cumhuriyet Mitinglerinde, Gezi olaylarında, 17-25 Aralık Yargı Darbesinde, MİT TIR’larının durdurulmasında Başkan’ın yanını boşaltan çalışma arkadaşlarının varlığına şahit olmadık mı?     

Bu hareketin içinde güçten zehirlenenler, ne oldum delisi olanlar, mevcut ekonomik ve sosyal statüyü kendinden menkul zannedenler ve dahası, kibir abidesi tipler belirgin halde mevcut.

Sığınılacak tek liman millet. Yapılması gereken, milletin gösterdiği istikamette yürümek. AK Parti içerisinde Abdülmecitler aramak saflık olur.  

 
Etiketler: Hey, gidi, günler, hey,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
17 Kasım 2018
Ya Rab, bu uğursuz gecenin yok mu sabahı?
706 Okunma.
08 Kasım 2018
Neler oluyor bize?
2104 Okunma.
02 Kasım 2018
Millet soruyor, sorguluyor artık
1353 Okunma.
24 Ekim 2018
Acı gerçekler
2246 Okunma.
21 Ekim 2018
Tarihten ders almak
211 Okunma.
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2339 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2414 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2572 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
2050 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
4016 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2070 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1919 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
2051 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1790 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3356 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1511 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1741 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1512 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1674 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1431 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1408 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1738 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1849 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1606 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2070 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1629 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1907 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2117 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1499 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1822 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1465 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1669 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1491 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2068 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1281 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
1016 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
2007 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1792 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1924 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1986 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1826 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1858 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1854 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1702 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1111 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1831 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1643 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1112 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1685 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1818 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1793 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1773 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
2043 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1889 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1878 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1795 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1606 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1736 Okunma.
Haber Yazılımı