Yazı Detayı
27 Eylül 2017 - Çarşamba 19:55 Bu yazı 1549 kez okundu
 
Gün doğmadan neler doğacak
Akif BEDİR
 
 

Dünya, bölgemiz ve ülkemiz kritik bir süreçten geçiyor. Kirli hesapların döndüğü, ilgisiz onlarca devletin pusuya yattığı, ajanların cirit attığı kirli bir zeminde, Kürt milliyetçiliği söylemleriyle Barzani'nin bağımsızlık referandumu kararı, bölgeyi hesaplanamaz bir gerilimin eşiğine getirdi.

İstikrarsızlık, Ortadoğu’nun kaderi haline getirildi, çatışmalar bölgedeki etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden şekillendiriliyor ve kaosun kapısı sonuna kadar aralanıyor.

Bölge, Kürt milliyetçiliği üzerinden servis edilen yıkıcı bir çokuluslu proje ile karşı karşıya.

Bölgeye demokrasi adıyla zulüm getiren işgal güçleri ana hedeflerini sistemi etnik ve mezhebi fay hatları üzerine inşa edip, İslam ülkelerinin ve Müslüman toplumların dayanışmasını dinamitleme üzerine kurdular.

Kendisi için tehdit oluşturmayacak, etnik ve mezhebi açıdan birbiriyle kavgalı küçük devletçiklere bölünmüş bir İslam dünyası küresel güçlerin tek hedefi.

Kürtlerin ulusal heyecanları ile süslenerek kurulması hayal edilen Kürt devleti, Kürtlerin yüz yıllık hayallerini gerçekleştirmeyecek, bölgedeki kargaşayı artırıp bölgede yaşanan Sünni-Şii, Sünni-Sünni, Kürt-Arap, Kürt-Türkmen, Türk-Kürt çatışmalarına bir de Kürt-Kürt çatışmasını ekleyecektir.

Bölgede yüzlerce yıllık şehirlerin kimliği değiştirilecek Kürtler, Farisiler, Türkler ile Şii ve Sünni Araplar üzerinden uzun vadeli bölgesel bir savaşın fitili ateşlenecektir.

Suriye parçalara ayrıldı federasyonlara bölündü, Irak etnik, mezhepsel, dilsel, ideolojik açılardan derin şekilde parçalanmaya çalışılıyor. Nihai hedef ise asla Kürt devleti değil. Kürt devleti, büyük planın küçük bir parçası sadece.

Altın vuruşta ise Kürt meselesinin alevlendirip Türk-Kürt çatışmasının artırılması ve Türkiye’nin bölünerek Anadolu’nun Hristiyanlaşması hedeflenmektedir. 

Referandumunun gizil sebeplerinden biri de büyük projenin küçük oyuncusu Barzani’nin kendi siyasi geleceğini kurtarma gayretidir.

Hiç düşündünüz mü; kimlik çatışmalarını tetiklemeyi hedefleyen bu jeo-politik intihar girişiminde ısrar eden bölgesel Kürt yönetimi, bütün dünyaya meydan okuyacak bu cesareti nereden buluyor?

Bu cüreti sadece İsrail’den almıyor. Eğer İsrail dışındaki güçlerin de gizli desteği olmasaydı Erbil’in kendiyle birlikte bölgeyi de ateşe atma çılgınlığı bu raddeye ulaşamazdı.

Türkiye, İran, sözde ABD, AB, BM, İngiltere, Almanya, Rusya ve Fransa ile bölge ülkelerinin şiddetle karşı olduğu bir ortamda Barzani bu çıkışı neden yapıyor? Acaba arka planda çok daha kirli bir oyun mu var?

Bölge üzerindeki uluslararası ilginin Kürtlerin hatırı için değil Musul ve Kerkük’ün iştah kabartan kaynakları için olduğu mutlak gerçektir.

Bölgede  bir ganimet paylaşımı yapılmakta, herkes kendi payını almaya çalışmaktadır. 

ABD’nin ikiyüzlü siyaseti, İsrail’in kendi güvenliğine katkı sağlar umuduyla verdiği destek bu sorunları çözemeyecek, bilakis derinleştirecektir.

ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik hedefinin, ABD ve İsrail’in güvenlik çıkarlarını, gelecek hesaplarını, bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrol altına alarak denetleme planlarına göre biçimlendiği çok açık ve nettir.

İsrail ise bu projeyi öncelikle Irak ve Suriye’deki su ve enerji kaynaklarının kontrolüne ortak olmak amacıyla destekliyor. Dolayısıyla Barzani, Kuzey Irak’ı İsrail’e resmen peşkeş çekiyor.

Kuzey Irak’ta oluşturulacak kukla bir Kürt devleti ile Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen PYD/Siyonizm koridoru İsrail’e vadedilmiş topraklarını kazandırma yolunda en büyük adım olacaktır.

Türkiye sınırında Tel Aviv’in askeri üsler kurmasıyla sonuçlanacak süreç, Siyonistlere Nil-Fırat arasında geniş bir nüfuz alanı açılarak nokta vuruşu gerçekleştirilecektir.

Vahşi batının bölgedeki hassas dengeleri altüst etme adına oynadığı çirkin oyuna karşı bölge ülkeleri özellikle de Türkiye ne yapabilir? 

Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit edecek yeni bir cephe açılmaya çalışılırken, Türkiye ile Irak arasındaki 1926 Ankara Antlaşması ile çizilen 1946 Antlaşması ile perçinlenen sınır antlaşmaları çerçevesinde Türkiye, bir dizi diplomatik adımlar atabilir mi, atabilir.

Irak sınırında fiilen bağımsız bir devletin kurulması durumunda, Lozan ve sınır antlaşmalarından kaynaklanan hukuksal haklar çerçevesinde hareket edip Musul ve Kerkük’e girebilir mi, bence giremez çünkü yedirmezler.

Türkiye’nin iç barışına, güvenliğine ve jeo-politik hedeflerine yönelik sistematik bir saldırı ile güney sınırlarımızda yeni bir gerilim sahası inşa edilirken Irak ile sınır antlaşmalarına dayalı olarak TSK, Kuzey Irak içinde bir güvenlik hattı oluşturabilir mi, zor.

Coğrafyayı sözde Kürt/Arap Baharı adı altında kaosun kucağına atanların Türkmenlere yönelik uygulamalarına karşı askeri bir tavır içine girilebilir mi, girmesi lazım.

Bekleyip göreceğiz…

 
Etiketler: Gün, doğmadan, neler, doğacak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2157 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2351 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2471 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1980 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3962 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2012 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1746 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3314 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1448 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1695 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1470 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1713 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1371 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1362 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1675 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1787 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1556 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1594 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1867 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2074 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1433 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1418 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1607 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2002 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1228 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
952 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1955 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1748 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1867 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1933 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1760 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1805 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1809 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1662 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1061 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1782 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1062 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1631 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1766 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1709 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1724 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1991 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1836 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1815 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1749 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1694 Okunma.
Haber Yazılımı