Yazı Detayı
27 Eylül 2017 - Çarşamba 19:55 Bu yazı 1438 kez okundu
 
Gün doğmadan neler doğacak
Akif BEDİR
 
 

Dünya, bölgemiz ve ülkemiz kritik bir süreçten geçiyor. Kirli hesapların döndüğü, ilgisiz onlarca devletin pusuya yattığı, ajanların cirit attığı kirli bir zeminde, Kürt milliyetçiliği söylemleriyle Barzani'nin bağımsızlık referandumu kararı, bölgeyi hesaplanamaz bir gerilimin eşiğine getirdi.

İstikrarsızlık, Ortadoğu’nun kaderi haline getirildi, çatışmalar bölgedeki etnik ve mezhebi fay hatları üzerinden şekillendiriliyor ve kaosun kapısı sonuna kadar aralanıyor.

Bölge, Kürt milliyetçiliği üzerinden servis edilen yıkıcı bir çokuluslu proje ile karşı karşıya.

Bölgeye demokrasi adıyla zulüm getiren işgal güçleri ana hedeflerini sistemi etnik ve mezhebi fay hatları üzerine inşa edip, İslam ülkelerinin ve Müslüman toplumların dayanışmasını dinamitleme üzerine kurdular.

Kendisi için tehdit oluşturmayacak, etnik ve mezhebi açıdan birbiriyle kavgalı küçük devletçiklere bölünmüş bir İslam dünyası küresel güçlerin tek hedefi.

Kürtlerin ulusal heyecanları ile süslenerek kurulması hayal edilen Kürt devleti, Kürtlerin yüz yıllık hayallerini gerçekleştirmeyecek, bölgedeki kargaşayı artırıp bölgede yaşanan Sünni-Şii, Sünni-Sünni, Kürt-Arap, Kürt-Türkmen, Türk-Kürt çatışmalarına bir de Kürt-Kürt çatışmasını ekleyecektir.

Bölgede yüzlerce yıllık şehirlerin kimliği değiştirilecek Kürtler, Farisiler, Türkler ile Şii ve Sünni Araplar üzerinden uzun vadeli bölgesel bir savaşın fitili ateşlenecektir.

Suriye parçalara ayrıldı federasyonlara bölündü, Irak etnik, mezhepsel, dilsel, ideolojik açılardan derin şekilde parçalanmaya çalışılıyor. Nihai hedef ise asla Kürt devleti değil. Kürt devleti, büyük planın küçük bir parçası sadece.

Altın vuruşta ise Kürt meselesinin alevlendirip Türk-Kürt çatışmasının artırılması ve Türkiye’nin bölünerek Anadolu’nun Hristiyanlaşması hedeflenmektedir. 

Referandumunun gizil sebeplerinden biri de büyük projenin küçük oyuncusu Barzani’nin kendi siyasi geleceğini kurtarma gayretidir.

Hiç düşündünüz mü; kimlik çatışmalarını tetiklemeyi hedefleyen bu jeo-politik intihar girişiminde ısrar eden bölgesel Kürt yönetimi, bütün dünyaya meydan okuyacak bu cesareti nereden buluyor?

Bu cüreti sadece İsrail’den almıyor. Eğer İsrail dışındaki güçlerin de gizli desteği olmasaydı Erbil’in kendiyle birlikte bölgeyi de ateşe atma çılgınlığı bu raddeye ulaşamazdı.

Türkiye, İran, sözde ABD, AB, BM, İngiltere, Almanya, Rusya ve Fransa ile bölge ülkelerinin şiddetle karşı olduğu bir ortamda Barzani bu çıkışı neden yapıyor? Acaba arka planda çok daha kirli bir oyun mu var?

Bölge üzerindeki uluslararası ilginin Kürtlerin hatırı için değil Musul ve Kerkük’ün iştah kabartan kaynakları için olduğu mutlak gerçektir.

Bölgede  bir ganimet paylaşımı yapılmakta, herkes kendi payını almaya çalışmaktadır. 

ABD’nin ikiyüzlü siyaseti, İsrail’in kendi güvenliğine katkı sağlar umuduyla verdiği destek bu sorunları çözemeyecek, bilakis derinleştirecektir.

ABD’nin Ortadoğu’daki stratejik hedefinin, ABD ve İsrail’in güvenlik çıkarlarını, gelecek hesaplarını, bölgedeki petrol ve doğal gaz kaynaklarını kontrol altına alarak denetleme planlarına göre biçimlendiği çok açık ve nettir.

İsrail ise bu projeyi öncelikle Irak ve Suriye’deki su ve enerji kaynaklarının kontrolüne ortak olmak amacıyla destekliyor. Dolayısıyla Barzani, Kuzey Irak’ı İsrail’e resmen peşkeş çekiyor.

Kuzey Irak’ta oluşturulacak kukla bir Kürt devleti ile Suriye’nin kuzeyinde oluşturulmak istenen PYD/Siyonizm koridoru İsrail’e vadedilmiş topraklarını kazandırma yolunda en büyük adım olacaktır.

Türkiye sınırında Tel Aviv’in askeri üsler kurmasıyla sonuçlanacak süreç, Siyonistlere Nil-Fırat arasında geniş bir nüfuz alanı açılarak nokta vuruşu gerçekleştirilecektir.

Vahşi batının bölgedeki hassas dengeleri altüst etme adına oynadığı çirkin oyuna karşı bölge ülkeleri özellikle de Türkiye ne yapabilir? 

Türkiye’nin ulusal güvenliğini tehdit edecek yeni bir cephe açılmaya çalışılırken, Türkiye ile Irak arasındaki 1926 Ankara Antlaşması ile çizilen 1946 Antlaşması ile perçinlenen sınır antlaşmaları çerçevesinde Türkiye, bir dizi diplomatik adımlar atabilir mi, atabilir.

Irak sınırında fiilen bağımsız bir devletin kurulması durumunda, Lozan ve sınır antlaşmalarından kaynaklanan hukuksal haklar çerçevesinde hareket edip Musul ve Kerkük’e girebilir mi, bence giremez çünkü yedirmezler.

Türkiye’nin iç barışına, güvenliğine ve jeo-politik hedeflerine yönelik sistematik bir saldırı ile güney sınırlarımızda yeni bir gerilim sahası inşa edilirken Irak ile sınır antlaşmalarına dayalı olarak TSK, Kuzey Irak içinde bir güvenlik hattı oluşturabilir mi, zor.

Coğrafyayı sözde Kürt/Arap Baharı adı altında kaosun kucağına atanların Türkmenlere yönelik uygulamalarına karşı askeri bir tavır içine girilebilir mi, girmesi lazım.

Bekleyip göreceğiz…

 
Etiketler: Gün, doğmadan, neler, doğacak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
66 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3215 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1364 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1586 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1337 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1588 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1563 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1237 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1241 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1538 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1669 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1423 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
1875 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1476 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1740 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
1952 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1362 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1662 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1296 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1466 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1325 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
1882 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1108 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
827 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1826 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1636 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1755 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1856 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1675 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1692 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1698 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1555 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
928 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1677 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1457 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
945 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1502 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1643 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1605 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1607 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1863 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1725 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1697 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1644 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1583 Okunma.
Haber Yazılımı