Yazı Detayı
30 Kasım 2017 - Perşembe 08:58 Bu yazı 1491 kez okundu
 
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Hayal gölgesi göstermek için perde kurduk, ışık yaktık! Gerçeği sezebilenler anlar bu “gölge”yi, oyunu, filmi... başkası bilemez...
Bir sineme salonundayız ve film başlamadan perdede böyle bir ibare geçiyor:

Perde kurdum, şem’a yaktım göstersem zıllı hayal

Ehl-i hâl olanlar anlar bu zıllı, gayriye bilmek muhal!

Bu bizim gölge oyunumuz Karagöz’ün başlangıcında “hayalî”nin, yani oyunu tasarlayan, seslendiren, sunan ve yöneten kişinin perdeyi açış sözüdür...

Hem sahnelenen eserle, hem de aynı oyundaki gibi bir sahne olan dünya ile ilgili hikmetli bir sözdür...

“Dünya sinemasından ibret almak için uyarılmak gerekir mi?”, diyeceksiniz, elbette gerekir. İnsan bu dünyadaki varlığı üzerinde düşünmeye vakit bulamıyor. Meşgul edici o kadar çok şey var ki. Varlığını, varlığının anlamını düşünmeye vakit ve fırsatı olmuyor.

Bursa’da Karagöz’ün mezar taşında Kemterî, yani “değersiz” mahlaslı şairin şu şiiri varmış. Bu şiirin Karagöz oyununda kullanılan perde gazellerinen biri olduğunu da hatırlatalım.

Nakş-ı sun’un remz eder hüsnünde rü'yet perdesi

Hâce-yi hükm-i ezeldendir hakikat perdesi

Güzelliğinde eserin tasvirini sembolleştirir görüntü perdesi

Ezel hükmünün efendisidir hakikat perdesi

 

Sîreti sûrette mümkündür temaşa eylemek

Hail olmaz ayn-ı irfana basiret perdesi

Sireti sûrette, yani olup biteni tasvirde, resimde seyretmek mümkündür

İrfan gözüne basiret perdesi engel olmaz.

 

Her neye im'an ile baksan olur iş âşikâr

Kılmış istilâ cihanı hâb-ı gaflet perdesi

Her neye dikkatle baksan iş açığa çıkar

Cihanı gaflet uykusunun perdesi kaplamış

 

Bu hayal-i âlemi gözden geçirmektir hüner

Nice kaare gözleri mahvetti sûret perdesi

Bu âlemin hayalini gözden geçirmektir hüner

Nice kara gözleri mahvetti görünüş perdesi

 

Şem'i aşka yandırıp tasvir-i cismindir geçen

Âdem'i âmedşud etmekle azimet perdesi

Aşk ışığına yandırıp cisminin tasviridir geçen

Âdemi, insanı getirip götürmekte gidiş perdesi

 

Kangı zıllâ iltica etsen fena bulmaz ecep

Oynatan üstadı/sultanı gör kurmuş muhabbet perdesi

Hangi gölgeye sığınsan yok olmaz acaba?

Oynatan sultanı gör kurmuş muhabbet perdesi

 

Dergeh-i Al-i Âba'da müstakim ol Kemterî

Gösterir vahdet elin kalktıkta kesret perdesi

Ey Kemteri, ey noksan kişi, Peygamberin abasının altında bulunmakta kararlı ol

Çokluk perdesi kalkınca vahdet elini gösterir.

 

İstanbul Edebiyat Mevsimlerinden dokuzuncususundayız. 1999’da ilkini heyecanla karşılamıştık. İnşaallah önümüzdeki yıl onuncusu da aynı şevk heyecanla yapılır. Kültürel alanda gelenek oluşturmak çok zor ve aynı ölçüde önemli. İstanbul Edebiyat Mevsimi gerçek anlamda gelenekleşmiş bir faaliyet, bu da değerini artırıyor.  

Bu sene “Sinema ve edebiyat” başlığı seçilmiş.

Bir tesadüf mü, ilk konulu Türk filmlerinin çekilişinin yüzüncü yılı olması?

Başka bir tesadüf de, bu ilk filmlerin edebî eserlerden, tiyatro metinlerinden sinemaya aktarılması...Sedat Simavi’nin çektiği ilk konulu filmimiz Pençe, Mehmet Rauf’un piyesinden uyarlanmış. Casus’un da yine bir oyundan aktarıldığı sanılıyor.

Edebiyatınız yoksa, sinemanım olmaz, desek yeri var! İşin esası hikâye, metin.

Önemli sinema araştırmacılarımızdan, yazarlarımızdan Nijat Özön’ün tesbitine göre, 1917-1976 arasında çekilen 200 filmin 133’ü roman, 11’i hikâye, 43’üsahne eseri, 7’si çizgi roman, 1’i şiir, 1’i ropörtaj, 1’i menkıbe, 1’i de basılı senaryodan beyazperdeye aktarılmış.

Bu tasnifte halk hafızasında yüzyıllarca yer edinen efsane, masal, destan ve hikâyaler sözkonusu edilmemiş: Köroğlu, Battalgazi, Keloğlan, Kerem ile Aslı, Tahir ile Zühre, Ferhat ile Şirin, Leyla ile Mecnun.

En az birer düzine Köroğlu, Battalgazi ve Keloğlan filmi var. Diğerleri de birden fazla beyaz perdeye aktarılmış olmalı.

Birçok romancımızın, hikâyecimizin eserleri sinema eserine dönüştürülmüş.

Eserleri en çok sinemaya aktarılan romancılar: Kerime Nadir, Esat Mahmut Karakurt ve Muazzet Tahsin Berkant olarak görülüyor. Sinemacılarımız bu romancıları dişlerine göre bulmuşlar anlaşılan. Edebiyat tarihimizin önemli isimleri, Halide Edip Adıvar, Reşat Nuri Güntekin, Halit Ziya Uşaklıgil, Hüseyin Rahmi Gürpınar, Peyami Safa, Orhan Kemal, Yaşar Kemal gibi ünlü edebiyatçılarımızdan da bir hayli eser sinemaya aktarıldı.

Sinema ile ilgilenen yazarlarımız da az değil: Kemal Tahir, Yaşar Kemal, Necip Fazıl, Orhan Kemal, Tarık Dursun, Atilla İlhan, Selim İleri, Mustafa Kutlu...Kemal Tahir’in sinema ilgisi verimli sonuçlar doğurdu. Sinemamız üzerinde düşünmeye başladık.

Sinema dergilerimizin listesi bayağı uzun. 1914’te Ferah’la başlıyor.

Kimler sinema yazısı yazmadı ki? Atilla İlhan, Semih Tuğrul, Metin Erksan, Halit Refiğ, Tarık Dursun K, Giovanni Scognamillo, Atilla Dorsay, Burçak Evren, Yücel Çakmaklı, Yavuz Turgul, Ayşe Şasa, İhsan Kabil...

İlk telif sinema kitabı Muzaffer Gökmen’in (Senaryo Tekniği, 1955) İkincisi Nejat Özön’e ait, (Sinema Sanatı 1956).

Sinema edebiyatsız olmaz, edebiyat sinemasız. Edebiyatın, bilhassa roman ve hikâyenin sinemadan sonra anlatım tarzı itibarıyla ciddi değişiklikler geçirdiği bir hakikat. Sinema dili, edebiyatı etkiledi. Özgün bir edebiyatımız varsa, özgün bir sinema dilimiz de olmalı. Bu yolda emek sarfedenlere teşekkür borçluyuz.

Edebiyat zor ve zahmetli bir iş, yazarlar için meşakkatini kastetmiyoruz, okuyucu için zahmetli asıl. Önce okur yazar olacaksın ve elbette belli bir kültür seviyesinde bulunacaksın. Okuyuculuk eğitim gerektiriyor, seyircilik gerektirmiyor! Herkes seyirci olabilir! Ahmet Hâşim, 1920’li yıllarda “sinemanın diğer bir fazileti de olgun yaşın, kafatası içinde bir deste devedikeni gibi sert duran acıtıcı mantığın yerine, çocuk safdilliğini ve kolayca aldanış kaabiliyetini ikame etmesidir” diyor. Bu uzun cümle “ne fazilet ama!” dedirtiyor elbette. Hâşim’in sessiz sinema için fikir yürüttüğünü, bazı sinema eserlerinin seyirciye kök söktürecek kapalılıkta olduğunu da hatırlamalıyız elbette.

Sinema kelimesi dilimizde yeni fiiler ekledi. Bunlardan biri sinemalanmak veya sinemalaşmak. Sinema hâline gelmek, sinema dili ile ifade edilmek, filmleşmek. “Uçuşan kartallara bakarken Hamid'in bir beytini, vezinli bir hatırlayış gibi değil, sinemalanmış bir tablo gibi görüyorum” diyor İsmail Habip Sevük. Tabii sinemalaştırmak fiili de var. O da, “sinema hâline getirmek, sinema dili ile ifade etmek, filmleştirmek” demek oluyor.  

Sinema, gölge âlemde, teknolojisi gelişmiş yüksek maliyetli bir gölge oyunu! Hayalilerin mesleğini günümüzde sinemacılar sürdürüyor. Hayâl perdesi, sinema perdesine dönüşüyor.

Söz gücünü yitiriyor, görüntü, “sûret” her şeye hâkim oluyor. Dört bir yanımız görüntü. Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz. Geçenlerde bir film seyrederken bir süre görüntüsüz bir bölüm geçti. Muhtemelen teknik bir hatadan kaynaklanan bu görüntüsüz ve sessiz bir dakikanın ne kadar değerli olduğunu düşünmeden edemedim! Zihnim hürriyetine kavuştu âdeta. Tahayyülü kalıba sokan görüntülerden kurtulmanın ferahlığını ifade edemem!

Her ne kadar sürçilisan ettik ise affola!

 
Etiketler: "Görüntü, bombardımanı, altında, yaşamaya, ve, düşünmeye, çalışıyoruz.",
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
220 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
173 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
171 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
122 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
301 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
420 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
320 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
399 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
624 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
320 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
313 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
292 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
596 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
240 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
269 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
341 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
254 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
390 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
326 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
409 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
364 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
327 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
350 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
308 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
490 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
344 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
219 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
339 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
483 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
416 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
335 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
501 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
560 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
380 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
429 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
453 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
315 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
450 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
583 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
469 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
373 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
629 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
505 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
381 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
475 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
501 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
495 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
358 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
545 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
427 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
627 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
533 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
962 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
555 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
599 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
631 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
633 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
483 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
700 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
604 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
606 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
647 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
905 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
784 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
642 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
772 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
842 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
790 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
861 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
870 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
841 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
815 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
819 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
917 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
803 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
875 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
891 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
741 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1002 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
860 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
846 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
820 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
979 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1887 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
970 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1041 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
943 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1247 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1134 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1017 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1789 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1305 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1280 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1752 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1377 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1180 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1183 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1157 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1485 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1220 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1151 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1180 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1155 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1215 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1509 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1297 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1414 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1751 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1331 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1568 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1699 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1986 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2050 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1436 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1427 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1156 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1431 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1200 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1381 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1249 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1388 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1376 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1318 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1305 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1205 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1443 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1272 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1508 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1327 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2109 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1568 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1453 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1562 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1509 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1483 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1585 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1405 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1487 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1654 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1587 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1499 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1578 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1562 Okunma.
Haber Yazılımı