Yazı Detayı
13 Eylül 2018 - Perşembe 15:10 Bu yazı 442 kez okundu
 
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 

Yazarlık o kadar genel bir kelime ki, metin yazarları, söz yazarları, tarifname yazarları, muhabirler, muharirler… gibi bazıları edebiyatla alâkası olmayanlar da bu kelime kapsamında yer alıyor. Edibin, edebiyatçının bu kelimenin kapsamına girmesi çok yeni, 1970’ler veya en fazla 1960’larda.

Yazarlığın sanat tarafı, edebiyatçılık doğrudan yaşla ilgilendirilebilir mi? Elbette belli bir bilgi ve kültür seviyesine ulaşmak, olgunlaşmak zaman ister. Fakat istisna sayılmayacak bir hayli edebiyatçımız, şairimiz genç yaşlarda edebiyat âlemimizin yıldızı olmuşlardır. Türk edebiyatının en büyük şairleri yirmili yaşlarda büyük eserler ortaya koymuşlardır. Bâkî, Fuzulî, Şeyh Galib, Ömer Seyfeddin, Necip Fâzıl ilk aklıma gelenler.

Hele Galib Dede… “Dede” sanmayın ki onun yaşıyla ilgili bir tâbirdir. O bir Mevlevî şeyhidir. Yirmili yaşlarda dede olmuştur! Henüz 25 yaşında iken, bir iddia genç Galib’in ilhamını zirveye kanatlandırır, ortaya edebiyatımızda bir infilak olan Hüsn ü Aşk çıkar. Bu mesnevinin türkçenin dünya şaheserlerinden olduğunda şüphe yok.

Ateş denizinde mumdan gemiler yüzdüren Şeyh Galib, Hüsn ü Aşk’ı 25 yaşında, altı ayda yazar...Müthiş bir sembolizm Hüsn ü Aşk ve tasavvuf kültürüne muhteşem bir vukufiyet, hem de o yaşta!

Giydikleri âfitab-ı temmuz/İçtikleri şûle-i cihansûz

Giydikleri temmuz güneşi/içtikleri dünyayı yakan ateş..

Temmuz güneşini giyinip, dünyayı yakan ateşi içenler, neyin ziraatini yaparlar?

Ekdikleri dâne-i şerare/biçdikleri kalbi pâre pâre

Ektikleri kıvılcım taneleri/biçtikleri paramparça kalbler

Şair bizi yavaş yavaş bir şair veya yazar tarifine doğru götürüyor:

Anlar ki kelâma can verirler/Mecnûn o kabiledendi derler

Onlar ki söze can verirler/Mecnun o kabiledendi derler!

Söze can vermek...Kelimelere hayat bahşetmek; sözlüklerden, bir nevi lisan arşivinden kelimelerin tozunu toprağın silkeleyerek, hayata geçirmek. İşte diriltici yazmak böyle bir şey olmalı. Elbette o zaman belâya bulaşmak muhtemeldir:

Her kim ki belâya mürtekibdir/elbet o ocağa müntesibdir.

Kim ki belâya bulaşmıştır/elbet o ocağa aittir.

O ocak, bizim ocağımız!

Sözün hasını söyleyen, ne söylediğinin de farkındadır ve her güçlü söz bir meydan okumadır. Tıpkı genç Galib’in sözü gibi:

Zannetme ki şöyle böyle bir söz/gel sen dahi söyle böyle bir söz!

Sanmayın ki, Bâkî gibi, Galib gibi gençler geçmiş yüzyıllarda kalmıştır. Ünlü hikâyecimiz Ömer Seyfeddin bu dünya hayatına veda ettiğinde 36 yaşındaydı. Bugün de sevilerek okunan eserlerini bu kısa ömre sığdırdı.

1920’lı yıllarda şiirleri edebiyat camiasını sarıp sarmalayan bir genç var: Necip Fâzıl! İşte onun 1924-1925 yılında, yani 20-21 yaşında Anadolu Mecmuasında yayınlanmış şiirlerinden bazılarının ilk mısraları:

Akşamı getiren sesleri dinle! (Ayrılık vakti), Dağda dolaşırken yakma kandili (Gurbet), Yer yüzünde yalnız benim serseri (Ben), Uyan yarim uyan söndü yıldızlar (Aydınlık), Bir oda, yerde bir mum, perdeler indirilmiş (Ölünün odası)

Necip Fâzıl gençlikte yakaladığı bu lirizmi, ne yazık ki orta yaşlarda devam ettiremedi.

Örnekler çoğaltılabilir. Nureddin Topçu düşünce edebiyatımızın zirvesi İsyan Ahlâkı’nı 25 yaşında yazdı!

Bu noktadan bakarsak Mehmed Âkif bir hayli geç kalmış sayılır. Onun 35 yaşında edebiyat camiamıza girmesinin sebebi zamanın şartlarıdır. O gençlik idealini, Avrupa’da tahsilini yarıda kesip Çanakkale cephesine koşan Âsım’da bize tanıttı. İşte o Âsım, gençlikle ilgili her sözün önünde veya sonunda dilimizden düşmeyen isimdir. Âsımın nesli, doksan küsur yıldır gençtir!

Gençlik sırf yaşta mıdır? Fiziken genç olmak her zaman ruhen genç olmayı garanti eder mi? Nice küçük yaşlılar var ki, pir-i fâni görünenlerden daha ihtiyar!

Türkiye Yazarlar Birliği ikinci defa ülkemizin genç yazarlarını bir araya getiriyor.  İlki iki sene önce Kızılcahamam’da yapılan Türkiye Genç Yazarlar Kurultayı’nın ikincisi Yalova’da icra ediliyor.  Kurultay’da 30 yaşın altında 40 genç yazarla birlikte olacağız. Türkiye’nin doğusundan batısına, kuzeyinden güneyine 40 genç yazar, üç gün boyunca Yıldız Ramazanoğlu, Naime Erkovan, Abdullah Harmancı, Handan Acar Yıldız, Mustafa Aydoğan, Hüseyin Akın ve Mehmet Narlı gibi ünlü/tercübeli şair ve yazarlara tanışacak, onların tecrübelerinden yararlanacaklar, hem de birbirleriyle tanışıp fikir alışverişinde bulunacaklar.

Bir daha gördük: Yazmak insanı gençleştirir, yeniler, tazeler...

 
Etiketler: Gençken, yazmak,, yazarak, genç, kalmak,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
377 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
269 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1024 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
419 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
510 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
912 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
570 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
424 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
322 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
356 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
679 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
450 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
314 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
454 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
325 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
391 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
486 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
541 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
479 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
865 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
532 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
626 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
955 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1144 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1250 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
577 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
601 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
375 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
580 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
420 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
476 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
483 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
614 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
513 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
504 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
479 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
459 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
516 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
468 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
651 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
491 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1219 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
619 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
659 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
597 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
621 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
677 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
638 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
610 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
595 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
642 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
851 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
737 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
636 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
753 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
610 Okunma.
Haber Yazılımı