Yazı Detayı
29 Mayıs 2018 - Salı 21:18 Bu yazı 1187 kez okundu
 
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
İstanbul’un fethi...Bizim için kutlu bir Peygamber müjdesi, Hicrî tarihle yıl 857... Bu kutlu müjdenin gerçekleşmesi için 8 asırdan fazla iştiyakla beklendi. İstanbul defalarca kuşatıldı ve vakti geldiğinde genç Sultan Mehmed “Fâtih” oldu!
İstanbul’un fethi nasıl çağ açtı, çağ kapattı? Herkes bir şey söylüyor. Anadolu, güney bölgeleri kısmen fethedilmekle beraber, Emeviler ve Abbasiler döneminde İslâma açılamadı. Bu 1071’de Malazgirt zaferinden sonra mümkün oldu. Türk’ün hakkını ketmetmeyelim: Selçuklu gazileri kısa zamanda Anadolu’nun batı ucuna ulaştılar, dört yıl sonra 1075’te Kutalmışoğlu Süleyman Şah İznik’i başkent yaptı...Eğer haçlı seferleri başlamasa, sürüler halinde Avrupa’nın muzahrafat takımı Anadolu’yu çiğneyip Kudüs’e ulaşmak istemese idi, İstanbul’un fethinin şartları belki de daha erken oluşacaktı... 
Fatih bu coğrafyanın siyasî bütünlüğünü İstanbul’u alarak sağladı, işte Ahadolu’da Bizans-Hıristiyan çağı kapandı. Türkiye hilâlin oldu. Haçlı kini güdenler bu yüzden yüzyıllardar rahatsız. Bizse İstanbul’un fethi ile iftihar ediyoruz. Çünkü atalarımızın çökmüş, tefessüh etmiş Bizans’ı sadece askerî olarak değil, ahlâken, ilmen, fennen ve adaletle de fethettiğini biliyoruz. İstanbul fethedilmeden önce bütün coğrafya Osmanlılara gönüllü olarak teslim olmuştu. Direnen sur içindeki köhne Bizans’tı.
Fatih, İstanbul’u fethetmekle kalmadı, Timur’un dağıttığı birliğimizi de sağladı. Türkiye’nin doğu ve güney sınırlarına ulaşmak için güçlü bir hamle yaptı. Oğlu Bayezid onun dinamizmini temsil edemedi ama, torunları Selim ve Süleyman fetih ruhunu özümseyerek nizam-ı âlemi, dünya düzenini temsil edecek bir güce ulaştılar. 
Osmanlı Devleti’nin kuruluşunu hatırlamak önemli, ama İstanbul’un fethini yâd etmek ondan daha mühim. Cumhuriyet’ten sonra mağlubiyetimiz zafer olarak nesillere öğretildi. Böylece bir kimlik oluşturulmak istendi. Elbette buna itiraz edenler de oldu. Yahya Kemal’in 1920’i yıllarda İstanbul’un fethini nasıl bir millet şuuru arayışı olarak ele aldığını biliyoruz. İstanbul’un Fethi ve Fatih üzerinden bir millet şuuru oluşturma konusunda en güçlü hamle Nurettin Topçu’nun yazılarında görülür. Daha önce bize Alparslan’ı ve Malazgirt’i hatırlatan, Mehmed Âkif ve Hüseyin Avni ulaş gibi müsbet örnekler üzerinden düşüncelerini ifade eden Nureddin Topçu’nun bu konudaki bilinen ilk yazısı “Fatih Sultan Mehmed Han Konuşuyor”dur. Döneminde büyük ilgi gören ve birkaç dergi tarafından iktibas edilen bu yazı Serdengeçti dergisinde de (mayıs-haziran 1952) “Fatih Sultan Mehmed Han’ın hitabı” başlığı ile yayınlandı. Nureddin Topçu’nun bu konudaki ikinci yazısı, 1953 haziranında Hareket dergisinde imzasız olarak yayınlanmıştır: “Büyük atamız Fatih”.
“29 Mayıs’da İstanbul, karanlıktan kurtuluşunun ve nura kavuşmasının beş yüzüncü yıldönümünü kutladı. Türk milleti Fatih’in ruhuna candan bağlılığını gösterdi. Birçok ruhlara belki hüsran ve azap veren bu milli bayram günü, yalnız İstanbul’un ufuklarına değil, bütün Türk milletinin vicdanına açılmış bir gündür.”
İstanbul’un fethinin ilk Abdülhamid Han zamanında kutlanmak istendiği, fakat padişahın Rum teb’ayı rahatsız etmemek için bundan vazgeçtiği söyleniyor. 1914’de İttihatçılar bir kutlama yapıyorlar. Sonra 1940’larda İstanbul’un fethi hatırlanıyor. 1953’de büyük kutlamalar yapılması düşünülüyor. Fakat pek fazla bir şey yapılamıyor. Böylece 500. yıla geliniyor. Seçimi kazanan Demokrat Parti hükümeti güçlü bir hatırlama için bir hayli çaba sarfediyor ama, Yunanistan’la iyi ilişkiler uğruna Cumhurbaşkanı ve Başbakan kutlamalara katılmıyor...
İstanbul’un fethinin ve Fatih’in anılması, Nureddin Topçu’nun öncülüğünde çeşitli kuruluşlar eliyle o yıllardan itibaren yapılageliyor. 1970’lerden itibaren MSP, onun gençlik uzantıları Milli Gençlik Vakfı ve sonra Anadolu Gençlik Derneği İstanbul’un fethini gündemden düşürmüyorlar. 
Artık Cumhurbaşkının, başbakanın katıldığı kutlamalar yapılıyor. Devlet kutlamalarının Gezi olayları sırasında “Zulüm 1453’te başladı” pankartına bir cevap olarak da görülmesi mümkün. Çünkü İstanbul’un fethinden sevinç duyanlar olduğu gibi (İslâm dünyası), nefret hisleri ayağa kalkanlar da var. Onlara göre fetih bir İstila! Bunlar İslâmın İspanya’dan kan ve vahşetle sökülüp atılmasını görmek istemezler, ama İstanbul’un fethinden rahatsız olurlar. İstanbul fetholunmuştur, fakat gayrimüslim teb’aya hürriyet tanınmıştır. Söyleyin bu Avrupa tarihinde görülen bir şey mi? 
İstanbul’un fethinden rahatsız olanlardan biri de tarihçi geçinen bir bayan. Daha önce onunla, daha doğrusu tarafgirliği, cahilliği ve cahilane yorumlarıyla ilgili birkaç yazı yazdık. (Radikal’de tarihçi! (14.8.2014, Akit), Hürriyet ve hür olmak (25.9.2014, Akit)
Zamirini, muhtelif yazılarında alenen ortaya koyuyor. 1953’te kutlamaların Bayar ve Menderes tarafından önemsizleştirilmesinden Yunanistan Başbakanı Papagos çok memnun olmuş ve 16 Haziran 1953’te Türkiye’yi ziyaret etmiş. Bakın güya “Hür” Ayşe’nin yorumuna: “Yunanlıların ve Avrupalının henüz bilmediği iki yıl sonra 6/7 Eylül’de Fatih’in eksik bıraktığı yağma işini İstanbul halkının tamamlayacağı idi.”
“Efendim bu da bir fikirdir” denilebilir. Hayır! Bu fikir değil, millete saygısızlıktır, ahlâksızlıktır! Kimliğini açıkça ortaya koyarsan, o zaman fikir olur. Fakat bu hatun en azından ismiyle bu toplumun bir ferdi görüntüsü veriyor. Öyleyse bu ahlâksızlıktan başka bir şey değildir. Bu toplum Fethi ve Fatih’i önemsiyor. Bundan tabiî bir şey olamaz. Bazıları da bundan rahatsız oluyor. Hatunun yazısında epeyce bilgi var: 1453 kutlamalarını Avrupa basını “Türk istilası’nın kutlanması” olarak nitelemişti. Yunanistan’da ise Atina, Patras, Pire, Selanik, Yanya gibi büyük kentlerde yas törenleri yapılmıştı. Atina Katedrali'nde, Atina Başmetropoliti Spirido'nun başkanlığında, "Şehirlerin Kraliçesi'nin son savunucusu, Helenlerin sadık kral ve imparatorları Konstantin’in" hatırasına ithaf edilen bir ayin düzenlenmişti. Bu dini törene, siyasi parti temsilcileri, işçi sendikaları ve meslek odaları temsilcileri, Saray ve hükümet erkânı ile binlerce Yunanlı katılmıştı. Ayin sırasında Atina’da bazı işyerleri kepenklerini kapatmış, kiliseler çanlarını çalmıştı.” 
Sözün özü: Saflık etmeyelim, kararlı olalım, çünkü herkesin safı belli!
 
Etiketler: Fethin, yıldönümü, dolayısıyla:, Fetih, cephesi,, işgal, cephesi!,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
99 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
156 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
143 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
228 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
290 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
205 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
193 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
160 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
333 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
465 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
341 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
444 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
670 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
347 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
336 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
320 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
715 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
349 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
289 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
366 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
281 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
411 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
356 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
447 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
403 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
354 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
390 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
331 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
518 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
372 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
244 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
361 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
515 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
443 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
356 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
526 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
583 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
406 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
456 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
482 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
351 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
476 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
612 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
492 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
396 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
663 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
545 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
406 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
504 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
540 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
527 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
378 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
569 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
450 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
662 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
562 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
983 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
589 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
623 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
667 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
668 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
506 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
730 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
628 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
637 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
671 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
933 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
810 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
661 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
797 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
864 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
818 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
903 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
893 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
868 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
845 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
846 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
938 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
834 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
907 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
917 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
781 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1027 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
891 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
875 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
846 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1015 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1919 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
998 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1065 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
968 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1274 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1161 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1041 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1815 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1328 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1303 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1776 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1404 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1209 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1214 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1179 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1503 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1243 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1182 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1202 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1241 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1553 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1329 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1451 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1775 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1360 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1612 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1726 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2020 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2072 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1458 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1462 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1186 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1452 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1244 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1403 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1279 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1404 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1411 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1336 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1328 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1226 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1464 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1296 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1539 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1358 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2139 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1513 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1595 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1481 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1581 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1533 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1513 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1605 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1435 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1508 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1689 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1605 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1518 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1602 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1591 Okunma.
Haber Yazılımı