Yazı Detayı
12 Haziran 2018 - Salı 00:20
 
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Kelimeler kelimeleri çağrıştırır, şehirler isimleri...Kış dersiniz, soğuk, kar, soba hatıra gelir; yaz dersiniz sıcak, ter, yayla.
Şehir bir anlamda yetiştirdikleridir, yaşattıklarıdır ve benimsedikleridir.
“Erzurum” denildiğinde hafızamızda hangi isimler resmigeçit yapmaya başlar? 
Kadı Darir, Nef’î, İbrahim Hakkı, Emrah, Sümmani, Nureddin Topçu, Hüseyin Avni (bu ikisi Mehmed Âkif’i de davet eder hafızamıza). Daha yakına gelelim: Alvarlı Lütfi Efe, Mükerrem Kemertaş...
Erzurum ilk ağızda bunları hatıra getirir. En azından bende bu isimleri öncelikle çağrıştırır. 
Sonra liste genişletilebilir. Mesela Ahmet Hamdi Tanpınar...Ziyaeddin Fahri Fındıkoğlu, Mümtaz Turhan, Nevzat Kösoğlu...
Listede Erzurumlular kahir ekseriyeti teşkil ediyor, tabii olarak. Fakat Erzurumlu olmayanlar da var. Mehmed Âkif, Tanpınar... gibi. Nasıl Erzurumlu isimlere ilaveler yapılabilirse, Erzurum dışından başka isimleri de listeye eklemek mümkündür. Mesela ben Orhan Okay’ı muhakkak eklerim, “Erzurum gazeli”yle Yahya Kemal’i de unutmam:
Yârin ki her tebessümü dağ üstüne bağ olur
Ankaralıyım. Ankara ile ilgili bir de kitabım var: Ömrüm Ankara!  “Ankaralı olduğum kadar Erzurumluyum” desem, bunu mübalağa olarak görmeyiniz. Elbette hangi şehrimizin adı geçse, bizde bir benimseme hissi uyanır. Hiçbirini ayırmadan bunu yaparız. Bu yüzder rahatlıkla “Türkiyeliyiz” diyebiliriz. Sadece bugünkü siyasî sınırlarımız değil, ötesindeki şehirler için de benzer bir hissiyat ortaya çıkar. Tebriz, Halep, Pirizren, Üsküp...Daha fazla doğuya, batıya, güneye ve kuzeye giderek listeyi kabartmak istemiyorum. Bu şehirlerin hepsinde defalarca bulundum, hiç yabancılık çekmedim, gariplik hmedim. 
Erzurum’u kışla hatırlarız, soğukla hatırlarız. Çetin tabiat şartları Erzurumluyu dirençli kılar, mukavim yapar. Erzurum’un bana hatırlattığı kelimelerden biri “müdafaa”, yani “savunma”dır.
Erzurum kilidi mülkü islâmın!
“İslâm mülkünün, ülkesinin kilidi Erzurum...” cümlesi müthiş bir müdafaa hissi telkin ediyor. Bu kilit yakın tarihimizde birkaç kere açılır gibi oldu, hicran ve felaket yıllarımızdı... Elhamdülilah Erzurum İslâm mülkünün kilidi olmaya devam ediyor. Erzurum ayakta kaldıkça ülkemizin varlığından emin olabiliriz.
Erzurumla yüzyüze ilk tanışıklığımız 1970’lerin başında...Ondan önce Erzurumlu dostlar tanıdım, Erzurum’u tanımanın önsözü gibi. Ve onlar bende Erzurum muhabbeti hasıl etti. Erzurumun tarihine, kültürüne, edebiyatına, lehçesine vakıfım. Erzurumla ilgili yazdıklarım küçük bir kitap hacminde. 
Bugün bana Erzurum’un çağrıştırdığı kelimeler, kıymetbilirlik, kadirşinaslık ve vefa... 
Erzurum’da hatırlanmak, kadri bilinmek, kıymeti takdir edilmek...Benim için büyük armağan. Şehrin vefası bir kütüphane şeklinde tecessüm ediyor. Hayatını kitaplar arasında geçirmiş bir kalem emekçisi için ifadesi müşkil bir güzellik. Bir yazarın cennet tasavvurunda mutlaka kütüphane vardır. 
Yazarlık hayatımın 50. yılını geride bıraktım... 
Yazmak, işin tabiatında olan birtakım güçlükleri göğüslemek demek bir anlamda. Bu yüzden elli yılımız mücadelelerle geçti. Zor günlerimiz oldu, sıkıntılı zamanlar yaşadık. Yine de karamsarlığa kapılmadık, hiç bir zaman ümitsiz olmadık. 
Bedel talep etmedik, mükafat beklemedik, ödül ummadık. Doğru bildiğimiz yolda yürümeye devam ettik, Allaha hamd olsun. 
Bu kütüphane, hem de Erzurum’da, benim için gerçek bir mükafat. 
Ankara’da belediyelerin şehir kütüphaneleri, semt kütüphaneleri kurması için çok gayret sarfettim, fakat muvaffak olamadım. Erzurum belediyesi böyle kütüphaneler kurarak bir adım öne geçti. Erzurum Büyükşehir Belediyesi Başkanı Mehmet Sekmen kitaba, kültüre âşina. Onda müthiş bir dinamizm, hiç eksilmeyen bir enerji var. Ne zaman karşılaşsak bu enerjinin bizi kuşattığını hissediyorum.  
Sayın başkan başta olmak üzere, emeği geçen herkese gönülden teşekkür ediyorum. 
Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım.
Bu kütüphanenin tabelasına bakıp göğsümü gere gere “Erzurumdayım ve Erzurumluyum” diyorum!
 
Etiketler: “Erzurum’un,, Erzurumlunun, kadirşinaslığına,, vefasına, minnetarım”,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
Haber Yazılımı