Yazı Detayı
01 Ocak 2019 - Salı 00:10 Bu yazı 488 kez okundu
 
Edebiyatın Lisanı
Abdulnasır KIMIŞOĞLU
abdlnsr.kmsgl@gmail.com
 
 

“Edep” kavramıyla bağlantılı olan edebiyat, alanı ve hududu içerisinde karizmatik bir konuma sahiptir. Temeli itibariyle kuvvetli olan bu mefhum, nevi şahsına münhasır bir lisana da sahiptir.

Edebiyatın dili, özellikle belagat, fesahat ve nezaketle yoğrulmuş bir estetik harikasıdır. Kelâma, edebe ve ahenge hâkim olan bu lisan daima yapıcı, sevdirici ve iltifatlıdır.

Edebiyatın dünyasında üç şairane şube vardır. Bunlar kalem, mürekkep ve yazıdır. Kalem ustadır, mürekkep membaa, yazı da estetik ve sanattır.

Kalem, mürekkep pınarından yudumlayınca, sayfalar arasına irfan ve hikmet mücevherlerini satırlarda müzeyyen kılar. Başbuğ bir yazar elinde adeta sanatını inşa ve ifa eder. Kaleme ve yazdıklarına yeminle başlayan kalem suresi de kalemin ve yazdıklarının görevi hususunda bizlere önemli bilgiler sunar. Tefsir usulünde yemin bahsinden az çok haberdar olanlar, Allah Teâlâ’nın kalem ve yazdıklarına neden yemin ettiği hususunda da şaşkınlıklarını ve hayretlerini gizleyemeyecektirler. Ayrıca yazar olmayı düşünenlerin de bu hususu iyi anlamaları gerekmektedir.

Mürekkep, hak olanı satırlara ve sadırlara nakşeden pusatlı bir akıncıdır. Mürekkep, sönmez ve dinmez bir cevher ve bir nimettir. Sıratı müstakim olan yolun işaret ettiği dualı izdir. Bu iz peygamberimizin öğrettiği ilim ve fikir izidir. Bu izde nefesini ve servetini vakfedenler, şu gök kubbede hoş sada bırakanlardır.

Yazı, zamana an düşmektir. Tarihtir, hafızadır, emanet ve muhafızdır. Mukaddes değerlerin ruh ve mana ikliminde matbuat ve neşriyat olarak hayat bulduğu meydandır.

Bilinmelidir ki edebiyatın kullanmış olduğu lisan, ahlaki ve manevi bir güce sahiptir. Ruha ve şuura hitap eden bir kuvvetle, muhatabını etkilemeyi daima başarabilir. Bu gücü, mana yüklü kelimelerinden ve bir makam kazanmış olan kavramlarından alır. Haliyle mana yüklü makam sahibi kelime ve kavramların oluşturacağı cümleler ve bu cümlelerin fasih ve baliğ bir hitapla da nelere malik olacağı aşikârdır.

Edebiyat lisanının rengi merhamettir. Gücü, kelamdadır. Sözcükleri, imardır. Şiarı, mesuliyet duygusudur. Sözcüsü, kalemdir. Muhatabı, insanlıktır. Yeri, yurdu, mekânı sinelerdir...

Lâf, söz ve kelamın ne olduğu hakkında malumata sahip olanlar, edebiyatımızda özellikle kelamın söz sahibi olduğunu da bilirler. Çünkü edebiyat kelam eder. Kelam da bir duruş ve bir mana saklıdır. Çünkü kelam etmek bambaşka bir sanat olduğu gibi laf ve sözün tekâmül edip hikmet pınarında icazet almasıdır. İlim, irfan ve hikmetten bahseden bir makamdır. Kelam ehli, elinde kalemle gönüller fetheder, eşyaya ruh verip manasını anlaşılır kılar, dile belagat, mürekkebe renk ve yazıya da estetik kazandırır. Mahreme, muhtevaya ve mesuliyet duygusuna riayet ederek söz israfında bulunmaz.

Kelam, Muhammedî vasfa bürünen sözün kalıplaşmış halidir. Bu yüzden sinelere inşirah bahşeden bir özelliktedir. Kelam ehlinin sohbet ve muhabbetinde bulunmanın feyzi, bundan duyulan huzurun nedeni, işte bu Muhammedî kaynaktan beslenmenin bereketidir.

Haliyle edebiyat lisanının kelam gibi bir yaveri veya sözcüsü olduğu müddetçe bilinmelidir ki bu lisan, gönül köprüleri kuracak; şerleri hayra, husumetleri barışa, zorlukları kolaylığa çevirebilecek bir etkiye sahiptir.

Edebiyat lisanı, özünde nezaket ve letafete gebedir. Şiirde şiar, hikâyede şuur, romanda ruh, denemede fikir, makalede ilim… gibi şubeleriyle bizlere olgunluğu fısıldar. Daima hakikati yoldaş edinmeyi tembihler. İlim, irfan ve hikmet merkezli söz ve eylemde bulunmayı vasiyet eder.

Edebiyat kullanmış olduğu lisan gereği dil, inanç, ırk, kültür, medeniyet, coğrafya, dünya görüşü, yaşam biçimi… gibi farklılıklar ne olursa olsun her birisine saygılı olup, insan odaklı mutabakat sağlamayı amaçlar.

Nihayete erdirecek olursak edebiyat lisanı, rüzgâr esintisiyle dalgalanan yaprakta; yağmur yağdığında çıkan toprak kokusunda; karlar erimeden aceleci davranıp filizlenen kardelen yapraklarında ve akasya, lale, sümbül, karanfil buketlerinde meşk eyleyen nazende alfabedir.

Bu lisan, şairin şiarı, yazarın nazarı, hatibin hitabı, edibin edebi ve izahın kelâm halidir…

 

 

 
Etiketler: Edebiyatın, Lisanı,
Yorumlar
Haber Yazılımı