UA-18826644-1
Yazı Detayı
05 Aralık 2017 - Salı 20:31 Bu yazı 224 kez okundu
 
Değişen Dünya Düzeni Ve Ahlak
Zekayi İslam
ii.25@outlook.com
 
 

Sanayi devriminden sonra hızla ilerleyen teknoloji, insanların ahlaki bir gerileme yaşamasına yol açtı. İnsanı tembelleştiren, olması gerekenin aksine hareketsiz kılan, anti ahlaki teknoloji; gerek bedensel, gerekse ruhsal olarak insanı durgun bir hale getiriyor.

Teknolojinin size sunduğu imkânlar doğrultusunda tek tıkla dünyanın öbür ucunda yapılan bir ahlaksızlığa ortak olabileceğiniz gibi, yine tek tıkla illegal birçok şeye ulaşabilirsiniz.

Peki, özgürlüğün son noktası olarak tanımladığımız ancak, bizi zincirlere vurup kendi istediği şekilde düşünmemizi sağlayan Sosyal Medyaya ne demeli? Neredeyse her konu üzerinde fikri olan milyarlarca insanın erişimiyle büyük bir bilgi kirliliği oluşturan sosyal âlem, artık insanların en büyük bilgi kaynağı haline gelmiş durumda.

Sosyal Medyadan edindiği bilgilerle; düşünce dünyasını çizen, siyasi görüşünü belirleyen, kendisine odak noktası seçen ve en kötüsü dini inancını şekillendiren insanoğlu ahlaksızlaşma yolunda emin adımlarla ilerlemeye devam ediyor.

Kültürünü, ananesini bırakıp batı medeniyetlerini örnek alan yurdum insanı, onlar gibi giyinip, onlar gibi konuşup, onlar gibi yiyip içiyor. Tabi doğal olarak o gömlek bu bedene uymayınca da büyük bir kimlik bunalımı içine giriyor. Biz bu bunalımlar ve buhranlar içerisinde kıvranırken, dış mihraklarda geçmiş olsun deyip sırtımızı sıvazlıyor bir yandan da parsayı topluyor.

Giyimimizle kuşamımızla, oturmamızla kalkmamızla onlara benzediğimiz halde onlardan farklı olduğumuzu iddia edip,  sövmekten öteye gidemiyoruz. Oysa iyi bilmemiz gerekiyor ki onlarla aramızda ki en büyük fark ahlakımızdır. Ama ne yazık ki biz bu farkımız da hızlı bir şekilde kaybediyoruz. Bizim davranışlarımız yüzünden Peygamber Efendimizden bize miras kalan güzel ahlak, tarihin tozlu sayfalarında bir anı olarak kalma tehlikesiyle yüz yüze kalıyor.

Her fırsatta tarihiyle övünüp, ata dedelerini örnek veren bizler, ne hikmetse onları kendimize örnek almıyoruz. Fatih’in İstanbul’a girişinin nasılda coşkuyla karşılandığını büyük bir keyif ve heyecanla anlatırken, Fatih’in ahlakından ötürü gayrimüslim tebaaya zulmetmeyip onların mallarını talan etmediğini görmezden gelip, bizler yağma ve talana çıkıyoruz her gün.

Kendimizle çelişiyoruz, tutarsızız. Süleyman mülkünü örnek aldığımızı zannederken, kapitalizme bir oyuncak oluyor Ömer’in adaletinden uzaklaşıyoruz. Yusuf’un güzelliğine hayretle bakarken, onun ahlakını görmezden geliyoruz.

Madde âleminin kölesi haline gelen insanoğlu, mutluluğu dünyevi zevklerde aramaya devam ediyor. Biz Müslümanlar olarak da onlara örnek teşkil etmemiz gerekirken hızla onlara benzemeye devam ediyoruz.

Vaziyet böyleyken Müslümanlar, dolayısıyla bütün insanlık kaybediyor. Savaşın tek kazananı nefislerimiz oluyor. Peki, insanlık olarak bu savaşı kazanıp Allah’ın huzuruna alnımız ak ve günahlardan arınmış olarak çıkmak istiyor muyuz?  Asıl sorulacak temel soru bu.  Tabii ki akıl sahibi olan her insan Allah’ın gazabından korkar ve bu savaşa girip bu savaştan galip çıkmak ister.

Doğal olarak bu savaşta galip gelmenin tek yolu vardır nefislerimizle kıran kırana cenk etmek. Bu savaşta bizi nefisin oklarından koruyacak yegâne zırh, bireyden topluma olan yolculuğumuzda bize ışık olacak bizi refaha kavuşturacak olan güzel ahlaktır.

Yeryüzündeki kıyımların son bulmasını istiyorsak eğer. Oturduğumuz yerden şikâyet ve sızlanmayı bırakıp, önce kendimizi düzeltip, ahlak zırhımızı giyip, savaş meydanına inmeliyiz.   

 
Etiketler: Değişen, Dünya, Düzeni, Ve, Ahlak, ,
Yorumlar
Haber Yazılımı