Yazı Detayı
27 Ekim 2017 - Cuma 21:45 Bu yazı 925 kez okundu
 
Cumhurıyete giden yol
Abdurrahman ZEYNAL
a.zeynal@hotmail.com
 
 

         19. yüzyılda dünya kutuplaşmalara başlarken yükselen devletler, İngiltere, Fransa, Almanya, problemli olanlar; Osmanlı Devleti, Rusya, Avusturya -Macaristan imparatorluğu idi.

         Emperyalist ve sömürgeci olan, deniz aşrı ülkelerin zenginliğini yiyen devletler; hasta adama, yani Osmanlı devletinin topraklarına, zengin petrol kaynaklarına göz dikmişlerdi. Osmanlı coğrafyası İngiliz, Fransız, Alam, Rus casuslarıyla doluydu.

          Pertolel çalışan motorlu araçlar çoğaldıkça petrol gittikçe önem kazanıyor, “bir damla kan, bir damla petrole” eşdeğer tutuluyor, buna en büyük engel olan “Osmanlı Devleti yok edilmeli” fikri ağırlık kazanıyordu. Böylece bütün petrol sahaları, Alman, İngiliz ve Fransızlara kalacaktı.

         Osmanlı geri kalmıştı, parçalanarak pay edilmeliydi. Çünkü petrole giden yol imparatorluğun yo edilmesine bağlıydı        

         Okuma-Yazma:

         Dünyada bunlar olurken, Osmanlı devletinde durum ne idi. Devlet yönetimi sıkıntılıydı. Yönetici sınıf dünyayı kavramaktan uzak, adalet anlayışı kaybolmuş, okuma- yazma oranı düşük hatta kötü, Müslüman ahalide 0.6 civarında idi. Okullar, Medreseler görevlerini yapamıyor, çağa ayak uyduramıyordu. Toplam öğretmen sayısı 3000 civarında olup bunlarında 1500'ü Muallim Mektebi mezunuydu. Geriye kalanlar iptidai, rüştiye, idadi ve medrese çıkışlıydılar. İstanbul aydını; İstanbul’ un dışına çıkmamış, Anadolu’yu tanımıyordu. Onlar, İstanbul’un masalımsı ortamında nutuk çekiyorlardı.

         Duyun-i Umumiye:

         Ekonomik olarak bütün kaynaklarını, Duyunu Umumiye kontrol ediyor, gümrükler, madenler, limanlar,demiryolları, tekel ürünleri yabancıların elindeydi. Kapitülasyonlarla batılılar, milletin sırtına yapışıp, kene gibi kanını emiyordu. Osmanlı maliyesi, kuyumculuk ve sanat erbaplarının ekserisi gayri Müslim idi.

         Sağlık durumu:

         Hastaneler yok denecek seviyedeydi. Toplam 328 doktor ve sayıları çok az olan eczacılar faaliyetlerini sürdürmekte bunlarda genellikle, Ermeni, Rum veya Yahudilerdi. Sağlık adına bir şey yoktu. İlaç ve benzeri gereçler bulunamıyordu.

         Türk'üm Demekten Utanılıyordu:

         Devletin yükünü çeken, Anadolu Türklüğü ise perişandı. Çaresizdi. Asırların verdiği yanlış bilgilere göre "Etrak-ı bi idrak’ti". Cephede kahraman, yönetimde yoktu. Bunun en güzel örneği Ahmet Vefik Paşa’nın Bursa valisiyken bir köye geldiğinde yaşadığı olaydı. Paşa; bir kahveye uğrar. Kahvedekilere kimlerdensiniz şeklindeki soruya karşılık,  aldığı cevaplar ilginçtir. Bir kısmı Ermeni, bir kısmı Rum, diğerleri Yahudi olduğunu söyler. Kenarda yaşlı aksakalı ihtiyar gözüne ilişir. Dede, siz kimlerdensiniz? diye sorar. Dede utangaç tavırla "beyim bende Türküm" der. Paşa sorar, niçin böyle sessiz konuştun der. Cevaben bilmem ki der. Paşa bende Türküm deyince ihtiyar ağlamağa başlar, ya öylemi!  "Türk’ten paşa oluyormuş" diye hayretini belirtir.

           Ordu Komutanları:

           Ordu, meşrutiyetin ilanından sonra zayıflamış, yüzlerce komutan emekli edilmiş sonunda acıklı "Balkan Bozgunu" gelmişti. İstanbul muhacirlerle doluydu.

           1914’lerde ordunun başına Alman komutanlar geçmiş, sonumuzu hazırlamışlardı. Liman Van Sanders, Golç Paşa, Şellendor Paşa, Amiral Souchon gibiler ordumuzu sevk ve idare eder olmuştur.

            Anadolu Parçalanıyor:

            Yokluk, kıtlık, içinde birinci dünya savaşına girilmişti. Osmanlı; Galiçyada, Kafkaslarda, Yemende, Süveyş’te, Çanakkale’de, Kutul Amere’de yiğitçe savaşmış, destanlar yazmıştı. Fakat Almanlar yenilince, Osmanlıda yenik sayılmış, iki milyondan fazla şehit verilmiş, 4-5 milyon kilometre kare toprağını kaybetmiş, perişan bir haldeydi.

           "Talih zebun, düşman kavi, dostun olamadığı" anları yaşıyordu. Anadolu aç ve susuzdu. Tifo, tifüs kol geziyor, yetmezmiş gibi, Ermeni, Pontus ve Rum çeteleri, İngilizler, Fransızlar, Mandacılar, Anadolu’yu parçalama yolunda bir birleriyle yarışıyordu. Tek kelimeyle her şey, Türk milletinin aleyhine işliyordu.

            Bunların geçici olduğuna inanan bir avuç inanmış insan; Gazi Mustafa Kemal'in etrafında toplanarak, emperyalist güçlerle dişe diş bir mücadele verdiler.

           Cumhuriyet Yönetimi Kuruluyor:

           Anadolu yorgundu. Bitkindi. Lakin bağımsız olmaya yeminliydi. Bu ortamda Mustafa Kemal ve arkadaşları Kurtuluş Savaşın'ı başlatmış, Yunan'ı denize dökmüştü. Türk milleti artık millet olma şuuruna ermiş, sosyal, ekonomik ve askeri zorluklar aşılmış, Osmanlı İmparatorluğundan kalan borçlar ödenmeye başlamıştı. Yolu olmayan kasabaya yol, suyu olmayan şehre su götürülüyordu. Tüm bu yokluklar içinde Cumhuriyet kuruldu.

           Yatlarda, Katlarda, Uçaklarda Geçmişi Eleştirmek:

            Bugün kaloriferli dairede oturup, lüks arabalar sürerek, en iyi hastanede tedavi olan, uçakla yolculuk yapan, özel okullarda çocuklarını okutan, Bağdat caddesinde sürat yarışı yapan, lüks yatlarla denizlerde dolaşanlar ne olur 100 yıl öncesine gidin.! O zorlukları hayal edin. Anadolu insanını anlamaya çalışın. 5 kuruşunu, kurtuluş savaşına veren Mehmedi, çocuğu sırtında cepheye mermi taşıyan Ayşe nineyi, İki uçağı alıp orduya bağışlayan Erzurumlu Nafiz Kotan’ı hatırlayın. Ayakkabısız, aç, susuz savaşan Mehmetleri hatırlayın. 14 günde Afyon'dan yürüyerek İzmir’e ulaşan Kahraman Türk askerini hayal edin. O zaman belki Cumhuriyeti anlarsınız. Gazi Mustafa Kemal ve silah arkadaşlarının ne kadar zor bir işi başardıklarını anlarsınız. Evet, birazda Cumhuriyetin kuruluşunu düşünün!.

           Ders Çıkarmak:

            Elbette yapılanların hepsi iyi, güzel, doğru şeyler olmayabilir! Bu uğurda canlarda yakılmış, yuvalar yıkılmış olabilir, bize düşen bu olayları doğru anlamaktır.

           Ne olur bir günde rahatınızdan fedakarlık ederek o zor günleri düşünün, okuyun ve hatırlayın.

28 Ekim  2017 /  Erzurum

 

           

                                                                                                                                      

                                                                                       

 

 
Etiketler: Cumhurıyete, giden, yol,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
16 Ocak 2019
KENEVİR EKİMİNDEN BEZİRHANELERE
138 Okunma.
06 Ocak 2019
RADİKAL İSLAMCILARIN DEĞİŞİMİ
284 Okunma.
25 Aralık 2018
SARIKAMIŞ ANMA TÖRENLERİ Er-Vak'ın ESERİDİR
338 Okunma.
03 Aralık 2018
TARIMSAL ÜRETİM NASIL ARTIRILIR
595 Okunma.
17 Kasım 2018
TUZAK VE PROVAKATÖR
621 Okunma.
14 Kasım 2018
OSMANLI PAY EDİLİRKEN
338 Okunma.
04 Kasım 2018
AZİZİYE TABYALARI, NENE HATUN VE 9 KASIM RUHU
481 Okunma.
31 Ekim 2018
Av. Tuncer Aktaş Güzel İnsandı
379 Okunma.
21 Ekim 2018
TARİHÎ TÜRK-ERMENİ MESELESİNE KISA BİR BAKIŞ…
488 Okunma.
14 Ekim 2018
Güzel Bir Bürokrat
401 Okunma.
02 Ekim 2018
BÜYÜK SELÇUKLU VEZİRİ NİZAM'ÜL-MÜLK
728 Okunma.
26 Eylül 2018
NE OLDU BİZE?
696 Okunma.
17 Eylül 2018
Erzurum'un Yeni Milli Eğitim Müdürünü Neler Bekliyor?
572 Okunma.
09 Eylül 2018
Duymak istemiyorum!
641 Okunma.
02 Eylül 2018
Erzurum'da Eğitim Çıkmazı ve Yeni Müdürden Beklentilerimiz
604 Okunma.
29 Ağustos 2018
TÜRK ORDUSU VE ZAFER BAYRAMI
470 Okunma.
13 Ağustos 2018
Türkiye-ABD'nin 71 yıllık müttefikliği üzerine
1050 Okunma.
05 Ağustos 2018
ERZURUMUN ALTIN YILLARI(1948-1985)
699 Okunma.
03 Ağustos 2018
ERZURUM RADYOSU KAPATILMASIN
414 Okunma.
30 Temmuz 2018
OSMANLI TOPLUMU VE BÜROKRASİ
540 Okunma.
23 Temmuz 2018
23 TEMMUZ ERZURUM KONGRESİ
751 Okunma.
17 Temmuz 2018
Mehmet Sekmen Başkanıma Açık Mektup
527 Okunma.
06 Temmuz 2018
ERZURUM'DAN NARMAN'A
757 Okunma.
04 Temmuz 2018
Adalet Yine Adalet
521 Okunma.
27 Haziran 2018
Taş Kalpli!
714 Okunma.
07 Haziran 2018
Prof. Dr. EROL KÜRKÇÜOĞLU
1208 Okunma.
03 Mayıs 2018
2026 KIŞ OLİMPİYATLARI ERZURUM'A
1388 Okunma.
28 Nisan 2018
Özlemim...
637 Okunma.
13 Nisan 2018
Milli Eğitim Bakanlığı Tartışılırken
821 Okunma.
05 Nisan 2018
Acı, Dram ve Çaresizlik
590 Okunma.
02 Nisan 2018
Gün Batımında Erzurum Ovası
748 Okunma.
29 Mart 2018
Milli Eğitim Bakalığı'na Açık Mektup
863 Okunma.
26 Mart 2018
Erzurum sokaklarında kısa bir tur
687 Okunma.
21 Mart 2018
BİBİLİK oyununu oynadınız mı?
1061 Okunma.
13 Mart 2018
12 Mart Erzurum'un Kurtuluşu ve Yapılan Yanlışlar
1484 Okunma.
05 Mart 2018
Mehmetçik Vakfı ve Afrinde Mehmetçik
1045 Okunma.
14 Şubat 2018
İnsan ve Şeytan Arkadaş Olursa
1091 Okunma.
02 Şubat 2018
O, Bizim Namusumuzu Korudu
681 Okunma.
26 Ocak 2018
İbrahim Erkal Kültür Merkezi
874 Okunma.
23 Ocak 2018
Kan Sınırları Haritasından Afrin'e
790 Okunma.
11 Ocak 2018
Topdağı Caddesi'nden Mecidiye Tabyası'na
908 Okunma.
06 Ocak 2018
Sarıkamış Anma Törenleri ERVAK'ın Eseridir
783 Okunma.
02 Ocak 2018
2017 yılı Erzurum Değerlendirmesi
749 Okunma.
27 Aralık 2017
Şehit oldular...
789 Okunma.
16 Aralık 2017
Erzurum'da kapanan fabrikalar
1114 Okunma.
07 Aralık 2017
Kudüs ve Mescid-i Aksa'nın Kısa Tarihçesi
922 Okunma.
25 Kasım 2017
Kanmayın, kandırılmayın, kandırmayın...
944 Okunma.
23 Kasım 2017
Öğretmen Olmak
882 Okunma.
16 Kasım 2017
Taziye Çadırı Kaldırılsın!
1364 Okunma.
11 Kasım 2017
140 yıl sonra Aziziye Tabyalarına yürümek
892 Okunma.
08 Kasım 2017
Eğitimde Kısır Döngü…
807 Okunma.
06 Kasım 2017
İftira olmuştan beterdir
885 Okunma.
26 Ekim 2017
Milli Mücadele Erzurum'dan Başlıyor-3
952 Okunma.
21 Ekim 2017
Milli Mücadele Erzurum'dan Başlıyor-2
1010 Okunma.
14 Ekim 2017
Milli Mücadele Erzurum'dan Başlıyor-1
1059 Okunma.
09 Ekim 2017
Şarapnelin kopardığı kol ve toprağa damlayan kan
952 Okunma.
04 Ekim 2017
Kağızmana Ismarladım Nar Gele...
975 Okunma.
02 Ekim 2017
Yöneticilerde İtikafa Girse
884 Okunma.
27 Eylül 2017
Eğitimde her değişim iflasın göstergesidir
1027 Okunma.
23 Eylül 2017
Ciddi, Ciddiyet,Ciddi Olmak..!
1085 Okunma.
19 Eylül 2017
ERZURUM'DA BİR MEKÂN: HAMZAHANE
1004 Okunma.
Haber Yazılımı