Yazı Detayı
27 Mart 2018 - Salı 23:51 Bu yazı 1677 kez okundu
 
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Türkiye’de eserleri en çok basılan ve okunan yazarların başında gelir Cengiz Aytmatov. Bütün hikâyeleri, romanları Türkiye Türkçesine aktarılmıştır.

Onun kitapları ülkemizde her hangi bir Türk yazarının eserleri gibi okunur.

İlgi çekici bir benzerliğe dikkat çekmek istiyorum: Bizim büyük şairimiz Mehmed Âkif Ersoy gibi Cengiz Bey de veterinerlik öğrenimi görmüştür. Türkiye’de kitapları en çok basılan şarimiz, yazarımız Mehmed Âkif’dir. Öyle sanıyorum ki, ondan sonra kitapları en çok basılan yazar Cengiz Aytamtov’dur. Belki de onun Türkiye’de defalarca basılan kitaplarının tirajı Kırgızistan’ın nüfusuna ulaşmıştır!

Türk sinemasının klasiklerinden olan; büyük bir seyirci kitlesine ulaşan Atıf Yılmaz’ın yönettiği, başrollerinde Kadir İnanır ve Türkân Şoray’ın oynadığı, 1977 tarihli “Selvi Boylum Al Yazmalım” filmi, Cengiz Aytmatov’un eserinden sinemaya aktarılmıştır.

Cengiz Aytmatov, toprağının rengini, kokusunu; halkının kimliğini yüksünmeden, şerefle taşıdı. Kırgızların ve umumen Türklerin yüz akı oldu.

O her türkünün, “ellik ır”ın tek başına tarih olduğunu bize anlattı. Türkülerimize muhabbetimizin boşuna olmadığının farkına vardık. Gününü bir asra bedel kıldı, muhteşem eserlerini zamanı aşarak yazdı. “Mankurtlaşma” kavramını dünya literatürüne armağan etti. Zihnimizi açtı, ufkumuzu genişletti. Yaygın coğrafyalarda yaşayan hepimiz zaman zaman mankurtlaşma eğilimleri ile karşılaştık. Mankurtlaşan oğulların analarını, öz halklarını, efendileri uğruna öldürmeye yürüdüklerini gördük.

Cengiz Bey, Kırgızların bitmez tükenmez hazinesi Manas destanını âdeta 20. asırda yeni bir tarzda yazdı. Onun ilhamını Manas’tan aldığından, çağdaş  bir Manasçı olduğunda şüphe yok.

“Yıldırım Sesli Manasçı” hikâyesinden okuyalım:

Kertolgo-zayıp ana, oğlu Aleman’ın babası gibi “yurtçu” olmasını ister, eğer yurtçu olmazsa, “Manasçı” olmalıdır. Yurtçu, çadır yapan, ev kuran kişidir. Yani usta. Bir ülke için, topluluk için çok önemli bir iş. Bu maddî yapı ile ilgilidir. Manasçı ise, manevî yapının ustasıdır, evimizin manevî yapıcısıdır.

Ve Aleman “Yıldırım sesli manasçı” olarak ün kazanır.

“Ey Kırgızlar, bizim en ulumuz, en değerlimiz olan Manas bakın ne büyük işler yapmış…”

“Uzak çağlardan zamanımıza kadar, günler kum gibi aktı; sayısız geceler ve dönüşsüz tören alayları geçip gittiler; yıllar, yüzyıllar, kervanlar gibi uzak ufuklara gidip kayboldular. Sonra biz onların izlerini bulduk…”

“O çağlardan beri nice nice insanlar yaşadı bu dünyada! Şüphesiz yeryüzündeki taşlar kadar, belki daha çok..Bunların arasında ünlüler vardı, silik olanlar vardı. İyiler vardı, kötüler vardı. Bazıları dağlar kadar güçlü idiler, bazıları da kaplan kadar cesur, kahraman. Her şeyi bilen bilgeler vardı; üstün yeteneklerle donanmış sanat dâhileri vardı. Nice milletler nice zamanlardan beri yok olup gittiler ve onların yalnız adları kaldı.” ..

“Dün var olan bugün yoktur. Bu dünyada insanlar doğar ve ölür. Yalnız yıldızlar ölümsüzdür. En eski zamanlardan beri doğudan doğan güneş ölümsüzdür. Ve hiç yerine değiştirmeyen kara yerküre ölümsüzdür.”

“Ama dünyada insan hafızası zamana meydan okur. İnsanın kendi hayatı, göz açıp kapayıncaya kadar geçen zaman kadar kısadır. Ölümsüz olan düşüncedir, fikirdir. Ve bu fikirler insandan insana geçer. Ölümsüz olan Manas’tır, çağdan çağa geçen Manas’ın sözleridir.” 

“O uzak çağlardan zamanımıza kadar toprak nice nice yüz değiştirdi. Eskiden dağların bulunduğu yerlerde sarp sıradağlar oluştu. Yüce dağların bulunduğu yerler ıssız ovalara dönüştü. Derin derin uçumları, toprak, hamur gibi yapışarak kapattı. Derelerin aktığı yerlerde yamaçlar, kıyılar birleşti. Aynı zamanda yeni yeni vadiler meydana geldi. Yağmurlar toprağın bağrında yeni uçurumlar açtı. Dünya kurulalı beri mavi dalgaların koşuştuğu yerlerde, şimdi ıssız-sessiz kum çölleri uzanıyor. Büyük büyük şehirler yıkıldı ve eski duvarların yerine yeni duvarlar yükseldi.”

“O uzak çağlardan zamanımıza kadar, sözler sözleri, fikirler fikirleri doğurdu. Ve türküler başka türkülere karıştı. Olaylar ve bu olayların hikâyesi bir destana dönüştü. Manas’ın, ve Kırgız boylarını birleştiren, bu birliğin sembolü olan Manas’ın oğlu Semetey’in hikâyeleri, Kırgızların sayısız düşmanlarıyla yaptıkları savaşlar, kahramanlıkları, bize işte böyle ulaştı.”

“Biz bu destana babalarımızın, bütün ecdadımızın seslerini verdik. Bu sesleri hep duyacağız: Çok eski zamanlarda buraları terk eden kuşların uçuşunu, nice zamandır artık toprağı dövmeyen toynakların sesini, savaşta ölen bahadırların nâralarını, ölenler için yakılan ağıtlarımızı, zaferler için sevinç çığlıklarımızı duyacağız. Bu destan, yaşayanların övüncü, hepimizin övüncü için, geçmişi canlandıracak, gösterecektir.”

“Şimdi herkesin, bütün yaşayanların övüncü için ünlü Manas’ın ve onun kahraman oğlu Semetey’in yaptıklarını anlatalım…”

Cengiz Aytmatov, Türkiye’ye ilk defa bundan 43 sene önce geldi. 1975 yılı ağustos ayının ikinci yarısında.

O bu seyahatta yabancı bir ülkeye gelmemektedir, âdeta kendi evindedir.

Türkiye’ye yolculuğu bir çok ülke görmüş olan Cengiz Bey için bambaşka bir seyahattir. Bu yolculuğa heyecanla, merakla, sevinçle hazırlanmıştır. O güne kadar dünyanın birçok ülkesini dolaşmıştır. “Sovyetler Birliği sınırları dışında hangi ülke olursa olsun, (bunu günümüzde Kırgızistan olarak okumak lâzım) Türkiye’ye kıyasla, konuşulan dil, örf-âdet bakımından bana daha yabancıdır” der.

Türkiye’ye onu gıyaben de bağlayan ortak dil, yüzlerce yıl boyunca oluşan ortak kültür, müşterek geleneklerdir. Deyimlerimiz ortak, atasözlerimiz, destanlarımız ortaktır…

Cengiz Bey, sonraki yıllarda Türkiye’ye birçok defalar geldi. Bizim de birkaç kere onunla görüşmek, konuşmak fırsatımız oldu. Fakat onu sağlığında Kırgızistan’da görmek mümkün olmadı. Biz Kırgızistan’a gittiğimizde o hep dışarıda idi. On yıl önce kaybettiğimiz büyük yazarımızın mezarını bundan beş sene önce ziyaret edip, Türkçenin Uluslararası Şiir Şöleni münasebetiyle Fatihalar okuduk, onu rahmetle yâd etik.

Mankurt/mankurtlaşma Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel (Başka bir tercümesi: Gün Uzar Yüzyıl Olur) adlı eserinde ortaya konulan bir kavramlardır. Sömürgeci, istilacı güçler bir ülkenin çocuklarını, başlarını yaş derilerle sararak kızgın çöl güneşi altında bırakırlar. Bu deriler kurudukça kafaları sıkıştırır. Kafaları sıkıştırılan çocukların beyinleri küçük kalır, zihnî melekeleri de gelişmez.

Bu tip, aslında tüm sömürülen dünya için söz konusu. Sömürgeciler sadece kendilerine itaat eden, emirlerini anlayan bir insanlık istiyor. Biz düşünelim, biz yapalım, diğerleri bize hizmet etsinler... Elbette, mankurtlaştırmanın en kabası, bu deri sarılarak yapılanı; sayısız mankurtlaştırma usulü var.

Romalıların biz düşünürüz, kölelerimiz çalışır sözünde olduğu gibi...

Cengiz Aytmatov, Türk dünyasının zihin kodlarına işleyen bir konuyu Gün Olur Asra Bedel romanında kavramlaştırdı: Mankurtlaşma! Bu kavramlaştırma onu alelade bir romancının ötesinde, bilge bir edip olarak hafızamıza yerleştirdi.

Gün Olur Asra Bedel’de yazar geçmişle romanın yazıldığı zaman arasında sürekli gider gelir. Dün aslında bugündür! Nayman Ana, mankurtlaştırılan oğlunu kurtarmak için umutsuz bir mücadele içindedir. Mankurtlaşan oğlu artık onu tanıyacak ve sözünü dinleyecek durumda değildir, bir ok darbesiyle kendisini kurtarmak isteyen annesini öldürür...

Mankurtlaştırılmak için ille de kafasına ıslak deve derisi sarılmak gerekmez. Fizikî mankurtlaştırma bir efsane olabilir, manevisî ise her an yaşanabilecek bir gerçekliktir.

Mankurt, sadece sahibinin emirlerini yerine getiren bir köledir. Ne ana, ne baba, ne kardeş ve de vatan, millet tanır. Sadece ve sadece verilen emirleri dinler, buyruklara itaat eder. Muhakeme yapamaz, iyiyi doğruyu tefrik edemez.

Cengiz Aytmatov, mankurt efsanesini gününe getirir: Nayman Ana'nın gömüldüğü mezarlık uzay üssü yapılmıştır. Kazgangap buraya gömülmesini vasiyet etmiştir, oğlu Sabitcan ise babasının cenazesine zorla gelmiş; bir an önce törenin bitmesini istemektedir. Üsse yaklaşan cenaze alayını durduran nöbetçiler, buranın askerî bölge olduğunu söylerler. Nöbetçi subay Kırgız kökenli bir delikanlıdır. İlk sözü: "Yoldaş, Rusça konuş" olur...

Beyin daraltma yalnızca fiziki olarak yapılmamaktadır. Kafamızda bizi sıkan deri yok; ama zihnimizi daraltmak için yapılan ameliyeler var. Harf değişiklikleri, dile, kelimelere müdahaleler, kendi klasik metinlerine vakıf olamadan yabancı metinlerle karşılaştırılma...Bunlar da mankurtlaştırmanın başka türlü̈ tezahürleri!

Esas olan mankurtlaşmanın zeminlerini kurutmaktır. İrademizin sahibi olacağız, hür düşüneceğiz, fiilimizin yönünü kendimiz tayin edeceğiz. Gerektiğinden karşı koyma hakkımızı kullanacağız.

 

Mankurt kavramı sözlüklerimize giriyor. Doğan Büyük Türkçe Sözlük’te mankurt, mankurtlaşma, mankurtlaşmak, mankurtluk kelimeleri şöyle anlamlandırılmıştır:

mankurt. [i.mung-bung/bun, bunama veya mankafa ile ilgisi olduğu tahmin ediliyor] Kırgız yazar Cengiz Aytmatov’un Gün Olur Asra Bedel romanında kullandığı bir kavram. Köleleştirilerek kendi halkına karşı kullanılmak istenen kişinin kazınmış başına ıslak deve derisi sarılır ve böylece elleri kolları bağlı olarak kızgın güneşe bırakılır. Deve derisi kurudukça başı sıkar ve beyni küçültür. Böyle bir kişi sadece emirleri yerine getiren bir köle hâline gelir.

mankurtlaşma. [i.] Mankurtlaşmak fiili.

mankurtlaşmak. -ır[g.siz f.] Sadece sahibinin emirlerini yerine getiren köleye dönüşmek, mankurt haline gelmek.

mankurtluk. [i.] 1. Mankurt olma hâli. 2. Mankurt yakışır hareket.

 
Etiketler: Cengiz, Aytmatov'un, dünya, literatürüne, armağan, ettiği, kavram:, Mankurtlaşma,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
26 Ekim 2020
Büyük putun cilâsı dökülüyor!
122 Okunma.
20 Ekim 2020
Azerbaycan neden yalnız?
131 Okunma.
01 Ekim 2020
“Türkler müslüman değildir” diyen kâfirlerin buyruğuna girmiştir!
155 Okunma.
29 Eylül 2020
Yunanistan, Ermenistan ve İsrail üçgeni
141 Okunma.
31 Ağustos 2020
“Bülbül”ün öztürkçesi ne?
180 Okunma.
11 Ağustos 2020
İstanbul yüzleşmesi!
214 Okunma.
02 Ağustos 2020
Yunanistan’daki papaz, Ayasofya ile papaz olanlara tarih öğretiyor!
226 Okunma.
20 Temmuz 2020
Ayasofya ve Halife Ömer
225 Okunma.
13 Temmuz 2020
Ayasofya ve müslüman vakarı
294 Okunma.
23 Haziran 2020
Dil toprağını kaybediyoruz!
364 Okunma.
20 Haziran 2020
Osmanlı Devleti’ni kim kurdu?
258 Okunma.
13 Haziran 2020
Ayasofya: Bir hükümranlık sınaması!
248 Okunma.
04 Haziran 2020
Yeni tanrımız: Hijyen!
240 Okunma.
16 Mayıs 2020
Türkçeyi gürültüye getirme bayramları!
396 Okunma.
21 Nisan 2020
Köyleri Ayarlama Enstitüsü!
541 Okunma.
06 Nisan 2020
Diyanet’ten tarafsızlık talep edenlere bakın!
405 Okunma.
30 Mart 2020
İzolasyona hayır!
518 Okunma.
26 Mart 2020
Türkçe Yûnus diye göründü!
752 Okunma.
25 Mart 2020
“Önlem”i alalım mı, satalım mı?
438 Okunma.
21 Mart 2020
Generalin Ölümü
387 Okunma.
05 Mart 2020
Bu yeni komşu “yabancımız” değil!
398 Okunma.
04 Mart 2020
Boş tepe...
771 Okunma.
02 Mart 2020
İşimiz gücümüz yok mu?
411 Okunma.
20 Şubat 2020
‘Gezi’yi hatırlamak
350 Okunma.
07 Şubat 2020
Âtıf Hoca’yı unutmamak…
460 Okunma.
21 Ocak 2020
Ecevitlerin sonuncusu…
346 Okunma.
13 Ocak 2020
Kültürde asıl mesele, medeniyet ufkunu kaybetmemek
466 Okunma.
08 Ocak 2020
Erzurum bahsi açılınca…
411 Okunma.
07 Ocak 2020
İlân edilmemiş savaşın ilânına doğru mu?
516 Okunma.
06 Ocak 2020
İran ne yapar?
471 Okunma.
04 Ocak 2020
Aziziye sırf Erzurum hanımlarının bir kalkışması mıydı?
424 Okunma.
28 Aralık 2019
Erzurum’da iki sıcak gün
470 Okunma.
24 Aralık 2019
‘Beşlik simit’ten bugüne
396 Okunma.
11 Aralık 2019
Kendini ödüllendirmenin Nobel’i!
589 Okunma.
09 Aralık 2019
Ey efendi Paris’e git!
459 Okunma.
06 Aralık 2019
Antep’te acıkmak...
322 Okunma.
02 Aralık 2019
Türkçenin durumu üzerine aykırı sözler!
433 Okunma.
27 Kasım 2019
Kapanan tekkeler-Kapanmayan tekkeler
590 Okunma.
07 Kasım 2019
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
506 Okunma.
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
428 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
603 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
644 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
472 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
523 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
568 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
415 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
540 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
670 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
555 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
465 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
741 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
613 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
461 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
570 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
603 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
588 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
434 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
640 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
508 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
742 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
624 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
1038 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
663 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
693 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
742 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
747 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
555 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
799 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
697 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
694 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
727 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
1005 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
871 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
748 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
849 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
923 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
893 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
966 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
975 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
931 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
908 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
909 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
999 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
901 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
974 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
968 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
848 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
1079 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
960 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
929 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
903 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
1078 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1993 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
1050 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
1117 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
1037 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
1337 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
1225 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
1095 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1876 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1381 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1359 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1840 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1462 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
1265 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
1274 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
1241 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1554 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
1320 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
1248 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
1251 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
1266 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
1310 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1627 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1391 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1511 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1839 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1434 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1779 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
2091 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
2134 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1517 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1533 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
1245 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1529 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
1337 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1487 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
1364 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1456 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1473 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1398 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1388 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
1289 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1524 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
1351 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1599 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1415 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
2197 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1576 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1661 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1531 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1646 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1581 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1575 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1668 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1507 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1566 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1758 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1658 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1568 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1685 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1667 Okunma.
Haber Yazılımı