Yazı Detayı
02 Nisan 2020 - Perşembe 02:43 Bu yazı 982 kez okundu
 
Bir Öğretmen Portresi-Ömer Duygun (3)
Ömer Özden
omerozden25@hotmail.com
 
 

Hafız Ömer Duygun’un Şahsiyeti

Hafız Ömer Duygun, iyi bir aile babası, iyi bir insan, iyi bir vatandaş ve iyi bir öğretmen olarak tanınmıştır. Sadece yaşadığı dönemde değil, ölümünden sonra da Erzurum’da herkesin sevgisini, takdirini ve saygısını kazanmış, hakkaniyetle davranan, insanlara değer veren, çocukları çok seven değerli bir şahsiyettir. Dini ve ahlaki bakımdan mükemmel bir şahsiyet olan Ömer Duygun, öğrencilerinin dini, milli ve ahlaki bakımdan en iyi şekilde yetişmelerini sağlamış, bu manevi duyguları onlara aktarmada oldukça önemli bir görev üstlenmiştir. Yurdumuzun içinde bulunduğu sıkıntılı günlerinde öğrencilerine vatanın her şeyden daha değerli olduğunu öğretmiş, vatan sevgisini onların adeta iliklerine kadar işlemiştir. Yurda vatan sevgisiyle dolu evlatlar yetiştirmek için elinden gelenden fazlasını yapmıştır. Ölümünün ertesi günü olan 21 Kasım 1950 günkü bir Erzurum gazetesinde şunlar yazılmıştır. “Albayrak okulunda talebelerine her geçen günün ehemmiyetini, vatan aşkı, sevgisi ve milletin o gün içinde bulunduğu durumu yılmadan anlatmış bir vatanperver hocayı en çok sevdiği arkadaşlarından Başöğretmen Fikri Saygın şöyle anlatmıştır. Milliyetperverliğin en yüksek kademesine çıkan, onu tebarüz ettiren biri varsa o da bugün aramızdan ebediyen ayrılan hakikatte kalplerimizde ilelebet yaşayacak olan hocamızdır. Karakteri sağlam, meziyetleri sayısız bu faniden, bundan daha büyük bir miras beklenemez.”

Yetiştirdiği öğrencileri, yurdun dört bir yanında öğretmenlerinden öğrendikleri insani değerleri anlatmış ve bu değerleri bizzat yaşamış ve yaşatmışlardır. Bugün ülkemizin birçok yerinde onun yetiştirdiği öğrencileri ya halen çok önemli mevkilerde ya da o önemli mevkilerden emekli olmuş durumdadırlar. Torunları veya hayatta olan çocukları, gittikleri birçok devlet dairesinde Ömer Duygun’un evladı veya torunu olduklarını bilvesile söylediklerinde, öğrencisi olmasalar bile onun hakkında duydukları sitayişkâr ifadelerden dolayı muhataplarına çok değer vermektedirler. Çünkü Hafız Ömer Duygun, ölümünün üzerinden yetmiş yıl geçmiş olmasına rağmen hâlâ efsane gibi anlatılmakta ve manevi varlığına saygı duyulmaktadır. Ölümünün üzerinden çok kısa bir zaman geçmesine rağmen bir okula adının verilmesi ve bu ismin değiştirilmeksizin üzerinden yetmiş yıl geçmiş olması da onun değerini anlatması bakımından önemlidir.

Hafız Ömer Duygun’un ölümünün ertesi günü ve üzerinden yıllar geçtikten sonra Erzurum gazetelerinde yazılanlar da onun değerini anlamak açısından oldukça değerlidir. İşte Nermin Aytuğ’un, toprağa verilişinin hemen ertesi günü merhum Ömer Duygun’un kişiliğini ve karakterini ayan beyan bir şekilde ortaya koyan yazısı:

“Obur ecel dün, insanlığın varlığı ile iftihar ettiği bir değeri daha yuttu. İrfan âleminin memleket çapında hizmet görmüş aziz insanını, kıymetli hocam Ömer Duygun’u toprağa verdik. Bu bir veriş değil, daha doğrusu Allah’ın onu kendisine apansız alışı idi. Öyle ki bu ani vefat, ulviyetinin en canlı delili sayılabilir.

Yetiştirdiği yurt evlatlarının meslek, mevki ve şöhretlerinde en büyük rolü olan o büyük adamın haklı gururu, tevazu perdesi altında o derece saklı idi ki takdirini kazananlar, cevaplandırmakta aciz kalırlardı. Biz talebeleri, hayata atıldıktan sonra dahi attığımız her isabetli adımda onun enerji, gayret ve bilgisinden kudret aldık. Mübarek ruhu şâda olsun ve nur içinde yatsın.

35 seneyi mütecaviz memuriyet hayatında, görevinde gösterdiği kusursuz başarı yanında dini ve milli bağını da beraber yürüte gelmiş eşsiz kabiliyetteki hocamızın yeisini kalplerimize bir kurşun ağırlığı ile indirdik.

Yaslı ailesi ile bütün öğretmen arkadaşlarına, dostları ve gözyaşlarını dindirmeyen talebelerine baş sağlığı dilerim.”

Öğretmen Hafız Ömer Duygun’un Ölüm Yıldönümü Münasebetiyle

Yazan: Ömer Duygun İlkokulu Başöğretmeni Zeki Kızıloğlu

“Biz öğretmenler, çok temiz ve karakter sembolü bulunan arkadaşlarımızdan Hafız Ömer Duygun’u bundan bir yıl evvel bugün, kaderin ebedi olan bekasına tevdi etmiş bulunuyoruz.

Öğretmen Ömer Duygun, ailemiz arasında mesleki formasyonu daima örnek alınırdı. Onun eğitim müntesipleri ayrı ayrı kendi şahsiyetlerinin üstünde üstat olarak tanınmışlardır.

Kifayetsiz denecek derecede bütçesi ile kalabalık olan ailesini geçindirmeye uğraşırken vazifesini, mukadderatı itibariyle şahsi durumunun üstünde kabul ederek bilumum hayati enerjilerini israf etmek hususunda tereddüt etmezdi.

Hafız Ömer, ilim ve edebiyata meftundu. Günlük günlük neşriyatı muntazam bir şekilde takip eder, memleket davalarını her zaman hassasiyetle ön safta mütalaa ederdi.

Sabit ve müspet karakterli, müstakar ve daimi olarak heyecanlıydı. Milli günlerde bayağı vecde gelir, törenlerde yaşlı ve ağırbaşlı olmasına rağmen ruhen coşardı.

Dindardı, beş vakit namazını kılar, memleket ve milletine hayır dualarda bulunurdu.

Kelimenin tam manasıyla kâmil bir insan ve faziletkâr bir öğretmendi. Hayatında tek bir vatandaşın hiçbir suretle kalbini kırmış değildi.

Hasta arkadaşlarımıza hazık bir doktor gibi manevi ve devamlı sıhhat telkinleri yapar, şifa buluncaya kadar yatağının başından ayrılmazdı.

İyilik yapmak dini bir vecibe olduğu kadar, ödenmesi mutlak lazım gelen bir borç gibi itiyatları arasında idi.

Bu değerli hocanın memleketin ziraat, ticaret, sanat, irfan, politik muhit ve müesseselerine yetiştirmiş olduğu yüzlerce talebesi vardır.

39 yıllık meslek hayatını millet evlatlarına vakf ederek hayata gözlerini yumuş bulunan bu kıymetli meslektaşımızın hatırasını anarken ailesine sabırlar, kendisine rahmetler dileriz.”

Hafız Ömer Duygun, Erzurumlular tarafından o kadar sevilen bir şahsiyetti ki ardından şiirler yazanlar da olmuştu. Onlardan biri de eski öğrencilerinden Sami Tekin tarafından yazılan şu şiirdi.

Hocam Hafız Ömer’in Ölüm Yıldönümü Münasebetiyle

Dostlar ye’se kapılmış hep seni özlüyorlar,

Titreyen tebessümle yolunu gözlüyorlar,

Bu uzun yol yolcusu belki gelir diyorlar,

Sen gelmedin, biz bir yıl kara giydik, yas tuttuk.

Ne acı, ne eylenmez bir yara vurdun bize,

Teselli için yalvardık dağa, taşa, denize,

Hak’tan inayet için el açtık geldik dize,

Bir yıl geçti bir lahza, sanma seni unuttuk.

Ölmüş bilmiyorduk, keşmekeşin helası,

Meğer bir çift taş imiş hayatın hülasası,

Açtığın bu uçurum, bir inilti deryası,

Dolmadı, dolmayacak ve dolmuyor bu boşluk.

Nihayet ölümünün üzerinden on yıl geçtikten sonra Hafız Ömer Duygun’un ikizleri Selami ve Özcan Duygun kardeşler, bir gazeteye babalarının aziz hatırası için Yeni Erzurum Gazetesi’nde şunları yazıyorlardı. “Babamıza bir gün niçin öğretmen olduğunu sorduğumuzda Hz. Ali’nin ‘Bana bir harf öğretenin kölesi olurum’ sözünü söyleyerek, ben başkalarının köle etmek için değil, milletimi köle etmemeleri için onun evlatlarına bir şeyler öğretmek için öğretmen olmayı tercih ettim, diye cevap vermişti.” diyerek babaları Hafız Ömer Duygun’un öğretmenlik ülküsünün boyutlarını açıklamışlardır.

Hafız Ömer Duygun’u milletimiz için yaptığı tüm hizmetlerinden ve faydalı işlerinden dolayı rahmet ve minnetle anıyor, manevi huzurunda saygıyla eğiliyorum.

Erzurum’un yetiştirdiği bu mümtaz, vatansever ve öğretmenliği bir hayat tarzı haline getirmiş bulunan şahsiyetini saygı ve minnetle anıyor, kendisine rahmet diliyorum.

 
Etiketler: Bir, Öğretmen, Portresi-Ömer, Duygun, (3),
Yorumlar
Haber Yazılımı