Yazı Detayı
07 Kasım 2019 - Perşembe 14:59 Bu yazı 110 kez okundu
 
Bakanlık olmasa, milli eğitim yoluna girer mi?
D.Mehmet DOĞAN
dmdogan@gmail.com
 
 
Oku adam ol, geleceğini kurtar, ceketini satan babalar. Millî Eğitim’le ilgili yazmak istemiyorum, çünkü karamsarlığım zirveye çıkıyor!

Millî Eğitim en temel meselemiz ve bu esas mesele ile ilgili bir şey yapılamıyor. “Yapılmıyor” demiyorum, yapılamıyor diyorum. Mesele sırf bu bakanla, şu bakanla ilgili değil. Devasa bir cihaz var ve bu cihazın bütün unsurları üzerinde ciddi olarak kafa yormak lâzım. İşin psikolojisini de gözden kaçırmamak şartıyla.

Öğrenciden başlayıp, bakana kadar giden bir hat üzerinde harekete getirici (motive edici) bir ruh ayaklanmasına ihtiyaç var. Öğrenci gelecek endişesinde, mezun olmak dert değil, sonrası belirsiz. Öğretmen idealsiz, ruhsuz. Öğretmenlik ideal bir meslek olmaktan çıkmış, öğretmenlik yapanlar da ideal sahibi olmayı yük olarak görüyor. Ve öğretmen artık öğrenci emanet edilen eli öpülesi kimse değil. Öğrenciyi hoş tutması gereken bir görevli, icabında şiddete maruz kalıyor.

İdare cihazı hantal, üreticilik ve yaratıcılık melekeleri körelmiş…Liyakat, ehliyet, tecrübe bir kenara bırakılmış. Böyle bir cihazı ayağa kaldırmak gerçek bir babayiğit işi. Konuyu bilmek, uzman olmak yetmez, büyük bir cehd sahibi olmak lâzım.

Hani bir zamanlar Osmanlının bir Maarif Nazırı varmış, bana göre hâlâ da en isabetli sözü söyleyen o. Ne demiş Emrullah Efendi? “Mektepler olması maarifi ne güzel idare ederdik!

Belki de o yüzden mektebi bıraktık, okul demeye başladık! İşe bakın ki, mektepler yok, okullarla da olmuyor! Ben şimdi daha ötesini söyleyeceğim: Bakanlık olmasa eğitimi yoluna sokmak mümkün olabilir! Bakanlık dev bir idare cihazı ve destekten çok köstek oluyor belki. Eğitim standartlaştırır, fakat Türkiye’de standartlaştırma en kötüye, en düşüğe göre yapılıyor.

Mecburi öğretimin 12 yıla çıkarılması orta öğretimin en büyük ayak bağı. İlkokuldan sonra meslek öğrenecek, işine gücüne bakacaklar da orta öğretimin mecburiyet çarkına sokuluyor. Onlar hayata atılıp işe yarar bir şeyler öğrenecekken bilgi hamalı olarak diploma alıyorlar. Ya sonrası? Orta öğretim yüksek öğretimi zorluyor.

Ders kitaplarının hali?

Dil, edebiyat, tarih ve inkılap tarihi müfredatı ve kitapları üzerine hayli kalem oynattık. Bir netice hasıl olduğunu görmedik. Eskiden konunun uzmanları kitap yazardı, şimdi kalabalık bir isim listesi önümüze çıkıyor. Yazarlar, editörler ve uzmanlar. “Görsel tasarım uzmanı” bile var!

Bütün bunlar niçin yapılıyor? Daha mükemmel ve hatasız kitaplar ortaya konulması için.

Fakat bir tehlike var: Anoninimlik tehlikesi. Yani, sıradanlık, basitlik, yuvarlaklık. Ders kitapları ölü metinler haline geliyor.

Bir ders kitabı basıldığı zaman artık milyonlarca basılıyor. Eğer bir yanlış varsa, milyonlarca çoğaltılıyor demektir bu. Okulda öğrenilen doğru sanılan yanlışların, sonraları düzeltilmesi o kadar zor ki.

Elimin altında bir orta okul ders kitabı var. Orta okul ve imam hatip ortaokulları için hazırlanmış Sosyal Bilgiler kitabı. 1.340.526 adet basılmış…

Bize doğruları öğretecek ders kitabında hata olursa ne olur? Kitabın hazırlanış sürecine bakınca, hata olmaz diyesiniz geliyor!

İşte bu kitapta Uygur alfabesi diye, İsrail (İbrani) alfabesi konulmuş. Hadi bunu öğrenci anlamaz diyelim, öğretmenler de fark etmez mi? Fark edilse düzeltilmesini sağlamaya güç yeter mi? O da ayrı bahis.

Görünüşte Millî Eğitim işi sıkı tutmuş: Resim malzemelerine kaynak belirtmek mecburiyeti getirmiş. Birkaç tane basılı kaynak dışında elektronik ortamdan aktarılmış resimler, haritalar ve grafikler. Elektronik ortam kesinlikle güvenilir değil, bunu bilmeyen ders kitabı yazmaya kalkışmasın. Böyle güvenilmez ortamdan alınan malzemenin basılı kaynaklarla karşılaştırılması mecburiyeti getirilmeli.

Şimdi ders kitabı yazmak kolay, elektronik ortamdan malzemeyi kes yapıştır, olsun sana ders kitabı. Sonra da milyonlarca bas!

Meselenin şu yönü de var: Böyle hataları gördünüz ve öğrencilere başka bir kitap okutmaya kalkıştınız. Bu mümkün mü?

Veya öğrencilerinize güvendiğiniz, beğendiğiniz bir kitabı okutmak istediniz…

Bakanlık olmasa bu mümkün olabilirdi.

Fakat mesele sadece bu değil ki…

 
Etiketler: Bakanlık, olmasa,, milli, eğitim, yoluna, girer, mi?,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
19 Ekim 2019
Barış çığırtkanlığı!
72 Okunma.
24 Eylül 2019
ABD ile savaşta yeni safhaya doğru?
154 Okunma.
11 Eylül 2019
Güvenli bölge yahut Türkiye’nin ABD-İsrail sınırı
248 Okunma.
09 Eylül 2019
Kârisine Kitap Sualleri
146 Okunma.
04 Eylül 2019
Atatürkçülük ideoloji mi, kült mü?
179 Okunma.
02 Eylül 2019
Hutbede kimden bahsedelim?
166 Okunma.
27 Ağustos 2019
Kayyımın kayyumu!
88 Okunma.
22 Ağustos 2019
Tuna, Tuna yeşil Tuna! Attın beni tundan tuna!
191 Okunma.
02 Ağustos 2019
Yolunuz çimerlikten geçti mi?
250 Okunma.
23 Temmuz 2019
“Kıbrıs meselesi” mi dediniz?
208 Okunma.
03 Temmuz 2019
Muhasebeyi zamanında yapmak
126 Okunma.
26 Haziran 2019
Ben dememiştim!
337 Okunma.
22 Mayıs 2019
Anadolu’dan önce Kudüs…
262 Okunma.
20 Mayıs 2019
Mescid-i Aksa’yı gördüm…
168 Okunma.
13 Mayıs 2019
Seçimden daha mühim şeyler
207 Okunma.
11 Mayıs 2019
Ramazanın eskisi yenisi
229 Okunma.
07 Mayıs 2019
Zor bir yazı
244 Okunma.
06 Mayıs 2019
Edebiyatın sayısalı!
184 Okunma.
27 Nisan 2019
“Batı medeniyeti” tasavvurumuzun çöküşü
280 Okunma.
22 Nisan 2019
Sonuç ve tepkiler
233 Okunma.
15 Nisan 2019
İstanbul nasıl kurtulur?
346 Okunma.
11 Nisan 2019
İsimler müşterek değil mi yoksa?
286 Okunma.
07 Nisan 2019
Oltu İslâm Şûrası: Aradan geçti yüz sene…
698 Okunma.
04 Nisan 2019
Ankara’nın 2019 Seçim hatırası!
308 Okunma.
29 Mart 2019
Baharın kıyısında Erzurum
341 Okunma.
29 Mart 2019
Seçmen neyi seçer?
379 Okunma.
27 Mart 2019
Muhsin Yazıcıoğlu’nu siyaseten hatırlamak...
368 Okunma.
25 Mart 2019
“İnkılâp tarihi”nin hüzünlü başlangıcı…
261 Okunma.
20 Mart 2019
Neyin tiryakisi olduk?
402 Okunma.
12 Mart 2019
İstiklâl Marşı’nı değiştirmek!
354 Okunma.
05 Mart 2019
‘Kombin’in ‘konsolidasyon’u!
324 Okunma.
28 Şubat 2019
Başkanları kibir mahvedecek!
369 Okunma.
12 Şubat 2019
Alanya bu mevsimde iyi gelir!
666 Okunma.
05 Şubat 2019
ŞEHRİ YÖNETMEK!
532 Okunma.
04 Şubat 2019
Türkçe “manifesto”su!
409 Okunma.
29 Ocak 2019
Ankara’nın zor seçimi
506 Okunma.
23 Ocak 2019
Atatürkçülük bitti, fakat ticareti zirvede!
571 Okunma.
22 Ocak 2019
Uygarlar ve Uygurlar!
466 Okunma.
15 Ocak 2019
Yüzüncü yılda ideolojik ‘gerçek’lere teslim olmamak
542 Okunma.
10 Ocak 2019
Doğu Türkistan güllük gülistanlık!
534 Okunma.
07 Ocak 2019
RTÜK beni icraya verecek!
554 Okunma.
31 Aralık 2018
Suud’un dünya kültürel mirası!
562 Okunma.
27 Aralık 2018
Kahraman ırkıma yok izmihlâl!
563 Okunma.
25 Aralık 2018
Âkif, Abdülhamid ve İttihatçılar
630 Okunma.
21 Aralık 2018
100 Temel’e sevinsek mi, üzülsek mi?
517 Okunma.
16 Aralık 2018
Destur, Dedem Korkud!
582 Okunma.
06 Aralık 2018
Medeniyet diline şapka çıkarmak!
672 Okunma.
04 Aralık 2018
Kadının adı çok!
537 Okunma.
27 Kasım 2018
Şehirlerin kimyası ne zaman bozuldu?
768 Okunma.
26 Kasım 2018
Heykel kırmak yahut öpmek!
600 Okunma.
23 Kasım 2018
İstersen bin var hacca...
589 Okunma.
19 Kasım 2018
Yâremi bildim yârimden imiş!
590 Okunma.
14 Kasım 2018
Yatay talimatlar, dikey uygulamalar!
706 Okunma.
04 Ekim 2018
Vatandaş Türkçe bilmek zorunda değil!
1596 Okunma.
02 Ekim 2018
İttihad-ı İslâmdan islâmcılığa
736 Okunma.
25 Eylül 2018
‘Teknofest’ten sonra ‘linguafest’!
788 Okunma.
25 Eylül 2018
Yorgunum dostlar!
682 Okunma.
13 Eylül 2018
Gençken yazmak, yazarak genç kalmak
976 Okunma.
10 Eylül 2018
Makam aracı mı, araç makamı mı?
907 Okunma.
05 Eylül 2018
Dön baba dönelim!
797 Okunma.
15 Ağustos 2018
Savaş ABD ile!
1607 Okunma.
11 Ağustos 2018
ABD ile Savaş kapıda mı?
1049 Okunma.
03 Ağustos 2018
41 bin 281 sıfır!
1087 Okunma.
15 Temmuz 2018
Darbeye karşı “Türk refleksi”!
1511 Okunma.
04 Temmuz 2018
CHP Seçmeni: İttihatçılık ruhunda var!
1098 Okunma.
29 Haziran 2018
Askerliğin bedeli...
940 Okunma.
25 Haziran 2018
Veyl galiplere!
893 Okunma.
18 Haziran 2018
Suud ülkesinde ABD buyruğu dinî hükümlerin üstünde mi?
914 Okunma.
12 Haziran 2018
“Erzurum’un, Erzurumlunun kadirşinaslığına, vefasına minnetarım”
1234 Okunma.
07 Haziran 2018
Âdil bir seçim olmayacak...
943 Okunma.
05 Haziran 2018
Kudüs’ü konuşmak...
893 Okunma.
31 Mayıs 2018
Seçimlerle ilgili otoritemiz var, dille ilgili yok!
932 Okunma.
29 Mayıs 2018
Fethin yıldönümü dolayısıyla: Fetih cephesi, işgal cephesi!
859 Okunma.
26 Mayıs 2018
Bizim aklımız ermez ekonomiye, faize!
965 Okunma.
24 Mayıs 2018
“Millet Bahçesi” mümkün mü?
1172 Okunma.
15 Mayıs 2018
Kudüs konusunda gerçek düşman kim?
1054 Okunma.
12 Mayıs 2018
Nehir türküler!
1122 Okunma.
21 Nisan 2018
Amerika Türkiye sınırını nasıl koruyacak?
1452 Okunma.
02 Nisan 2018
Dinlediğimiz her türkü mankurtlaşmaya isyanımızdır!
1041 Okunma.
27 Mart 2018
Cengiz Aytmatov'un dünya literatürüne armağan ettiği kavram: Mankurtlaşma
1170 Okunma.
20 Mart 2018
Güzel adamdı Hasan Celâl Güzel!
1459 Okunma.
16 Mart 2018
İstiklâl Marşı’nı bestesinden kurtarmak
1720 Okunma.
05 Mart 2018
Afrin’de verilen “tam bağımsızlık” savaşı!
1782 Okunma.
26 Şubat 2018
GayriMüslim Türkiye’ye getirilmeli mi?
1139 Okunma.
19 Şubat 2018
Kemal Tahir, Nureddin Topçu ve Osman Turan’ı okudu mu?
1150 Okunma.
17 Şubat 2018
ABD boksuna karşı Osmanlı tokadı!
898 Okunma.
12 Şubat 2018
Bunlar “hamakat benim karakterimdir” demek istiyorlar!
1151 Okunma.
09 Şubat 2018
Mütecaviz Amerika!
974 Okunma.
05 Şubat 2018
Anıtkabir’e neden gitmem?
1080 Okunma.
03 Şubat 2018
Suriye’de Kuva-yı Milliye!
950 Okunma.
27 Ocak 2018
Kadınlık ihtirasları anneliğe ve aileye mi, kariyere mi yönelecek?
1163 Okunma.
26 Ocak 2018
Gazilik meselesi
1097 Okunma.
23 Ocak 2018
Kadınları “adam” yerine koymamak!
1033 Okunma.
17 Ocak 2018
MHP Atsızcı mı?
1090 Okunma.
11 Ocak 2018
Milliyetin mayası ne?
953 Okunma.
01 Ocak 2018
“Türkçenin şölenleri”nin çeyrek asrı...
1161 Okunma.
28 Aralık 2017
Terör baronundan yazar icad etmek!
984 Okunma.
14 Aralık 2017
Doğu Kudüs/Batı Mekke!
1201 Okunma.
12 Aralık 2017
Köroğlu’nun Bolu’su!
1028 Okunma.
08 Aralık 2017
Gafil müslümanlara son çağrı: Umre gezilerinizi iptal edin!
1811 Okunma.
30 Kasım 2017
"Görüntü bombardımanı altında yaşamaya ve düşünmeye çalışıyoruz."
1210 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO: Özür dileriz, ama gerçek düşmanımız sizsiniz!
1272 Okunma.
20 Kasım 2017
Araplar kendi haline bırakılsa, ortadoğuda bu dandik devletlerin hiç biri kalmaz!
1152 Okunma.
16 Kasım 2017
Neo-atatürkçülük veya işte meydan-ı cehalet!
1250 Okunma.
13 Kasım 2017
Sözlükle, kelimelerle hür ufuklara yürüyüş
1233 Okunma.
10 Kasım 2017
Atatürkçülük diriltilebilir mi?
1205 Okunma.
07 Kasım 2017
“Kur’an mucizeleri müzesi”
1260 Okunma.
03 Kasım 2017
Dil Kurumu’nu işe yaratmak!
1132 Okunma.
31 Ekim 2017
“Ankara köydü” masalını Melih Gökçek’ten dinlemek!
1251 Okunma.
30 Ekim 2017
Gecikmiş Bir İstifa
1395 Okunma.
10 Ekim 2017
Sivasla tanışıklığımızın 40. yılında
1322 Okunma.
05 Ekim 2017
Hacıyatmaz ve kaselisler
1220 Okunma.
29 Eylül 2017
Avara kasnak bir kurum: TDK!
1317 Okunma.
21 Eylül 2017
D. Mehmet Doğan: “Kâbe imamı”nın arkasında namaz kılmak caiz mi?
1179 Okunma.
Haber Yazılımı