Yazı Detayı
15 Kasım 2017 - Çarşamba 16:32 Bu yazı 1762 kez okundu
 
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
Akif BEDİR
 
 

Ülkemiz ve dünya üzerindeki gelişmeleri, Ortadoğu’da kurgulanan tezgâhları, ülkemizin üzerine oynanan oyunları ve genel durumumuzun ne olduğunu anlamak için II. Abdülhamid Han’ı, yaşadığı çağı ve Osmanlının konumunu çok iyi anlamamız ve bilmemiz gerektiğini düşünüyorum.

Osmanlı tarihinin en çok tartışılan padişahı olan II. Abdülhamid, Osmanlının ekonomik, siyasi ve sosyal bakımlardan en karışık döneminde tahta çıktı. Başını Yahudilerin çektiği, İngiltere, Rusya ve Fransa gibi devletlerin, Osmanlı’yı yıkmak için ellerinden gelen bütün gayretlerini sarf ettikleri bir dönemdi.

Fakat cennet mekân Sultan’ın ufku, vizyonu, hayalleri, projeleri ve değişimleri Yıldız sarayının duvarlarını ve çağını fersahlarca aşıyordu.

Türk hakanına karşı her türlü iftira ve kötüleme kampanyaları tertip edildiği için devrinin anlaşılmayan yalnız adamıydı.

Abdülhamit Han kendisine karşı yedi düvelin başlattığı savaşa rağmen ümmeti ve milleti bir arada tutan, batıdan gelen emperyalist baskılara direnen, sesini çıkarıp dik duran İlber Ortaylı’nın tanımıyla “dünyanın son hükümdarı, son evrensel imparatoruydu”.

II. Abdülhamid, gerçek bir proje, politika, strateji ve reform adamıydı.

Millet ve ümmet için büyük çileler çekmiş bir dava adamı, tam bir siyaset cambazı ve diplomasi kurdu olan Abdülhamid çağına ve ötelerine mühür vurmuş bir isimdir.

II. Abdülhamid, Emperyalizme karşı “hasta adamı” iyileştirmek için çırpınan dahi lider, hakları gasp edilmeye çalışılan milletin ve ümmetin müdafaasını son bir gayretle yapan muazzam bir şahsiyettir.

O’nun dâhiyane politikalarını anlayamama, etrafını kuşatan ağır şartları takdir edememe ve milli ve manevi değerlerle beslenen kişiliğine ve tavırlarına duyulan alerji vatan toprakları üzerinde esen batılılaşma ve batı hayranlığı rüzgârının esintisidir.

Alman Bismark: “Dünyada yüz gram akil varsa, bunun doksan gramı Abdülhamid’de, beş gramı bende, kalan beş gramı da diğer dünya siyasilerindedir” derken, biz Yahudi ağzıyla “Kızıl Sultan” adını tercih ettik hep.

Abdülhamid’in üzerindeki kalın örtü açıldıkça ve kişiliğine saldırıların katranı temizlendikçe gerçek Abdülhamid tüm ihtişamıyla ortaya çıkmakta ve dehasının parlaklığı gözleri kamaştırmaktadır.

 Şimdi günümüzü ve yerkürede yaşananları düşünerek bir mukayese yapmaya çalışalım kendi kendimize. Ortadoğu’da yeniden çizilmeye çalışılan haritalar, sahiplerine yularlarını teslim etmiş Arap liderler, çıkarılmaya çalışılan mezhep kavgaları ve dik duran bir ülke ve lider…

Coğrafyası, tarihi, kültürel, ekonomik ve sosyal bağları nedeniyle bölgedeki ülkelerle yakınlık kuran, mazlumların sesi olup, zalimlere başkaldıran bir milletin yazdığı 15 Temmuz destanı.

Zaman farklı fakat oyunlar aynı değil mi?

Vahşi Batı İslam’ı yeni tehdit unsuru olarak kabul edip bu olgunun altını dolduracak planlar yaparken yüzünü yine İslam coğrafyasına çevirip kahpe oyunlara başladı.

Büyük yara alan ümmet şuurunu yok etmek için ırk ve mezhep farklılıkları kaşınarak İslam toplumları birbirinden koparılırken masum ve mazlumların çığlıkları arş-ı alaya ulaşmakta.

Alem-i İslam param parça, her köşesi kan ve gözyaşları ile sulanıyor. Bir yandan Müslüman, Müslüman’ı İslam adına öldürürken, diğer yandan kana susayan Haçlı-Siyonist ortaklığı mabetlerimize saldırmakta.

İslam’ın izzet ve şerefi ayaklar altında, iffetler payimal iken İslam âlemi oyunda oynaşta.

Günümüzde ümmeti tevhid edecek yegâne muharrik güç ve ülke Türkiye, etrafını örümcek ağı gibi ören bir komplonun hedefinde. Şer odakları içten ve dıştan tüm gücüyle saldırırken ümmetin izzet ve şerefini ayaklar altından kurtarmaya çalışan bu millet yine emperyal güçler ve bu topraklardaki taşeronları ve işbirlikçileri ile mücadele ediyor.

Geçmiş, bugüne ışık tutuyor ve özellikle Osmanlı’yı yıkan darbe günlerinde yaşananlar bugüne çok ama çok fazla benziyor...

Ümmet sancağı, bu topraklarda Abdulhamid Han’ın payitahttan indirilmesi ile düşürüldü yine bu topraklarda Abdulhamid’i anlamakla ve onun siyasi anlayışıyla kaldırılacaktır.   

Doğrulmak ve dik durabilmek için Abdulhamid’i ve onun ümmet anlayışını keşfetmeye, anlamaya ve anlatmaya mecburuz, muhtacız.

Abdülhamid’i anlamakla tarihi gerçekleri de anlayacak, yüzyılı aşkın süredir karanlıktan beslenen yarasaların gerçek yüzleri de ortaya dökülecektir.  

Tarihin en zor döneminde devlet idaresini eline alan ve üstün zekâsı ve keskin siyasi bilgisi ile Osmanlı Devleti'nin ömrünü uzatabilme başarısı gösteren gerçek bir lideri anlamak çağı anlamak Necip Fazıl’ın tabiriyle, her şeyi anlamak olacaktır...

 
Etiketler: Abdülhamid’i, anlamak, her, şeyi, anlamaktır,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
1403 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2350 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2466 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1976 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3958 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2008 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1865 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1981 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1745 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3310 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1445 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1692 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1467 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1707 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1623 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1368 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1358 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1672 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1785 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1553 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2013 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1594 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1865 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2071 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1427 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1766 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1416 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1603 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1437 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
1996 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1222 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
950 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1950 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1743 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1863 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1928 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1754 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1803 Okunma.
04 Ocak 2018
2019 seçimlerinde kilit rol
1806 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1659 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1057 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1779 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1580 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1061 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1627 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1707 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1720 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1986 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1831 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1812 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1746 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1545 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1691 Okunma.
Haber Yazılımı