Yazı Detayı
04 Ocak 2018 - Perşembe 22:52 Bu yazı 1811 kez okundu
 
2019 seçimlerinde kilit rol
Akif BEDİR
 
 

2019 Mart’ındaki yerel seçimler ve 2019 Kasım’ındaki cumhurbaşkanlığı seçimi ülkemizin geleceği bakımından kritik öneme sahip.

Türkiye bölgesindeki meseleleri çözmeden kendi geleceğini güvence altına alamayacağı gerçeği ile hemhal iken birde devletin içine sızmış çeteci hainlerin devlet düşmanlığı ile uğraşmak zorunda.

Bu kritik seçim sürecinde küresel hegemonik güç kontrolündeki ajan terör örgütünün kışkırtmalarına karşı uyanık olmalı, siyasi hesaplar uğruna bizi birbirimize düşürmek isteyenlere asla fırsat vermemeliyiz.

Çünkü en karmaşık ve haince yöntemleri kolayca uygulayan küresel sistemin sinsi bir projesi olan hastalıklı bir yapı, bir örgütle karşı karşıyayız.

Çünkü “diyalog” ve “hoşgörü”den söz eden bu topluluk gizli ajandalı, oldukça gizemli masonik bir örgüttür.

Çünkü İslam’a karşı savaş eden haçlı çeteleri ile kol kola girebilen, terör örgütleri ile işbirliği yaparak kendi kardeşlerine karşı savaşabilen aklını kiraya vermiş bir sürüyle karşı karşıyayız.

Çünkü Pensilvanya şeytanına körü körüne bağlı, aklını ve iradesini, hatta imanını teslim etmiş “kurşun askerler”le muhatabız.  

Çünkü kendinden olmayan ve kendisine rakip olarak gördüğü herkesi/her kesimi ellerindeki imkânlar marifetiyle haksızlığa uğratan bir grupla karşı karşıyayız.

Çünkü pek çok sırlı ve gizemli ilişkiyle uluslararası dünyada Müslümanların aleyhine oluşturulan karanlık projelerin bir parçası olmaktan çekinmeyen, din kisvesini kullanan, dini paravan yapan “virüs” ile savaşıyoruz.

Cemaat kisvesi altında faaliyet gösteren örgüt mensuplarının karakterleri, Medine döneminde yaşayan münafıklar ile birebir örtüşmekte.

Nitekim münafıklarla ilgili ayetlerde bu kimselerin kalben hastalıklı oldukları, inananlara sinsice tuzak kurdukları, gizli ajandalarını gerçekleştirme adına şeytani odaklarla buluştuklarında onlarla beraber olduklarını beyan edilmektedir.

Kılıçdaroğlu “mağduriyet” edebiyatı üzerinden, aklını kiraya vermiş kripto yaratıklar ise “haksızlık” düzmecesiyle süreci manipüle etmeye devam ediyor.

Diğer taraftan da gayri meşru yollarla rejim değiştirmeye, hükümet yıkmaya çalışanlara karşı direnenler yani millet, bu hainlerin mahkeme salonlarında yaptığı yüzsüzlüklerden, şovlardan ve verilen mücadeleyi sabote edilmesinden rahatsız, gereği niye bir an önce yapılmıyor diye öfkeleri kabarmış, yaraları deşilmiş durumda.

Millet ülkenin bu satılmışlardan biran önce temizlenmesini istiyor. Toplum ülkenin hainlerden, tarihine ihanet edenlerden, Türkiye’yi yakıp yıkmak isteyenlerden hemen kurtarılmasını bekliyor.

Mağduriyet üzerinden ciddi bir algı oluşuyor toplumda. Bir yandan nefret, öfke, ah ve beddualar söz konusu. Diğer taraftan üzerimize bombalar yağdıran, tanklar süren, mermilerle bedenimizi kevgire çeviren hain darbecilerin, hâlâ hak ettikleri cezaya çarptırılmaması mahkemelere duyulan güveni zedeliyor. 

Millet bölemediler, parçalayamadılar yani kaybettiler, başaramadılar öyleyse şimdi adalete hesap verme vakti geldi. Artık şehit anaları değil o hainler ağlasın istiyor, bekliyor.

Belgesiz-delilsiz-zanna dayalı olarak içeri alınanlar, sorgusuz-sualsiz-savunmasız mahkeme kararı olmadan ihraç edilenler vicdanları yaralıyor, mağduriyetler karşıt cepheler oluşturuyor.

Sadece sohbete katılan, yolu bankasından geçen, gazetesine abone olan ya da okuluna çocuğunu göndermiş olan kişiler FETÖ damgasını yiyebiliyor.

ABD’de konuşlu İsrailli lobinin emir kulu olduğunu bildiğimiz devletin kılcal damarlarına sızmış yılanların dilini kesmek için oluşan herhangi bir mağduriyetin cahillikten mi, dikkatsizlikten mi, yoksa kasıtlı bir yanlış yönlendirmeden mi kaynaklandığını iyice araştırmak şart.

Mağduriyet algısı ile devlet-millet işbirliği ve güveninin yıpratılmaya çalışıldığı aşikâr iken FETÖ ile ilgisi olmadığı halde tuzağa düşürülenlerin aklanmış olması, örgütü değil, kamu vicdanını rahatlatacaktır.

FETÖ davalarına gösterilecek titizlik FETÖ’ye değil adalete hizmettir, devlete ve mahkemelere duyulan güveni artıracaktır.

Suçlu ile suçsuzun özenle ayrıştırılması bir taraftan toptancı bir yaklaşım olmadığı algısını kamu vicdanına işlerken diğer taraftan da top­lu­mun bü­tün kat­man­la­rı­nı ku­cak­layan, herkesin kendini bulduğu birleştirici siyasetin gelişmesine de sebep olur.

Seçim öncesi memnun edilmesi gereken bir grubun da ülkedeki memur kesiminin olduğunu düşünüyorum. İşçiye, asgari ücretliye uzatılan elin kendilerine uzatılmadığı kanaati ve yetkili sendikanın sorumsuz tavrıyla kendilerine karşı hükümetin bir cephe oluşturduğu kanaati memurlarda hâkim durumda.

Akşam yüzde üçlük teklife hayır diyenlerin sabah üç buçuğa evet demesi neyin karşılığıdır diye düşünen memur ciddi şekilde yaralanmış durumda.

Kanaatimce memurun memnuniyeti 2019 seçimlerinim kazanılmasında kilit rol oynayacaktır. Yatırımlar kısa süreliğine ertelenebilir. Fakat seçim kaybedilirse Türkiye kaybeder, millet kaybeder.

 

 
Etiketler: 2019, seçimlerinde, kilit, rol,
Yorumlar
Yazarın Diğer Yazıları
11 Ekim 2018
Peki, ama kim bunlar?
2167 Okunma.
03 Ekim 2018
İstiklal ve istikbal için birliktelik
2354 Okunma.
26 Eylül 2018
Adam arıyorum... Adam!
2474 Okunma.
19 Eylül 2018
Milletin sabrını zorlamayın
1980 Okunma.
12 Eylül 2018
Yerelde kritik eşik güneydoğu
3962 Okunma.
05 Eylül 2018
Seçim hakikatleri
2012 Okunma.
29 Ağustos 2018
Seçim gerçekleri
1867 Okunma.
22 Ağustos 2018
Kıssadan hisse
1984 Okunma.
15 Ağustos 2018
Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak
1748 Okunma.
10 Ağustos 2018
İçimizdeki şeytanı kovalım
3315 Okunma.
01 Ağustos 2018
Geç bunları…
1450 Okunma.
27 Temmuz 2018
Pireye kızıp yorgan yakmak
1696 Okunma.
20 Temmuz 2018
Ölüm, idam, sürgün
1472 Okunma.
12 Temmuz 2018
Hey gidi günler hey
1714 Okunma.
04 Temmuz 2018
Nokta…
1625 Okunma.
27 Haziran 2018
Son sözü millet söyler
1372 Okunma.
22 Haziran 2018
Elbette ki devam
1363 Okunma.
13 Haziran 2018
Erbakan kime oy verirdi?
1675 Okunma.
07 Haziran 2018
Ruhunu kaybetmiş, içi boşalmış, siyaseti cesetler
1788 Okunma.
31 Mayıs 2018
Haksızlıklar karşısında susan dilsiz şeytandır
1558 Okunma.
24 Mayıs 2018
Durun kalabalıklar, bu cadde çıkmaz sokak
2017 Okunma.
17 Mayıs 2018
İçine şeytan kaçmış ilişkiler
1596 Okunma.
10 Mayıs 2018
Biz böyle bildik
1868 Okunma.
25 Nisan 2018
Tufeyli zilleti
2074 Okunma.
12 Nisan 2018
Neden?
1436 Okunma.
04 Nisan 2018
Kirli yapının kirli yüzlerinin kökü kazınmalıdır
1767 Okunma.
29 Mart 2018
Mihrabın önünde cennet arayanlar
1419 Okunma.
21 Mart 2018
Dün ümmet hilafet için savaştı, bugün hilafet ümmet için savaşıyor
1610 Okunma.
16 Mart 2018
Gelenekselleşen Müslüman, gelenekselleştirilen İslam
1440 Okunma.
07 Mart 2018
İçine şeytan kaçmış kişiler
2004 Okunma.
01 Mart 2018
Kod adı sorun, gerçek adı sorumsuzluk
1229 Okunma.
25 Şubat 2018
Hayatın içinden nağmeler
954 Okunma.
14 Şubat 2018
Şimdi birlik zamanı
1956 Okunma.
07 Şubat 2018
Bediüzzaman’a göre Kürt meselesi
1749 Okunma.
31 Ocak 2018
Bu millet yenilmez…
1868 Okunma.
25 Ocak 2018
Vur Mehmedim
1933 Okunma.
17 Ocak 2018
Narkoz
1762 Okunma.
10 Ocak 2018
Elimizdeki değerleri kaybedince anlıyoruz
1807 Okunma.
28 Aralık 2017
Halkın isyanı dirilişin yankısıdır
1662 Okunma.
25 Aralık 2017
Alma mazlumu ahını…
1063 Okunma.
13 Aralık 2017
Suçlu kim, bu günah kimin?
1784 Okunma.
06 Aralık 2017
Emperyalist düzenin çadır tiyatrosu
1583 Okunma.
01 Aralık 2017
Ufak ufak kültür erozyonu
1064 Okunma.
22 Kasım 2017
NATO çatılı Haçlı ittifakı
1632 Okunma.
15 Kasım 2017
Abdülhamid’i anlamak her şeyi anlamaktır
1767 Okunma.
08 Kasım 2017
Yarın elbet bizim elbet bizimdir…
1710 Okunma.
02 Kasım 2017
Önce adalet sonra kalkınma
1725 Okunma.
25 Ekim 2017
Kara gün dostumuz Melih Gökçek
1992 Okunma.
18 Ekim 2017
Gizil düşman mı, stratejik ortak mı
1840 Okunma.
12 Ekim 2017
Hain içeriden olunca kapı kilit tutmaz Oğul
1816 Okunma.
04 Ekim 2017
Türkiye’nin Osmanlı Misyonu
1749 Okunma.
27 Eylül 2017
Gün doğmadan neler doğacak
1554 Okunma.
21 Eylül 2017
Vefasızlık bir hastalık mıdır?
1695 Okunma.
Haber Yazılımı