Pazar, 22 Ocak 2017

Önceki yazımda organ naklinin dinle olan ilgisini anlatmıştım. Bugünkü yazımda organ bağışı ve naklinin ahlaki boyutundan söz etmeye çalışacağım.

Organ naklinde iki taraf bulunmaktadır. Bunlardan biri artık çalışamayacak duruma gelmesinden dolayı organ bekleyen, verilecek organla hayata yeniden tutunmak isteyen kişi; diğeri de organ bağışlayacak olan kişidir. Organ bekleyen kişi, hastadır; tedaviden yana tek ümidi, kendisine uyum sağlayacak doku veya organın bulunmasıdır. Hasta ve yakınları, sürekli dua ederek hayatının kurtulmasını beklemektedir. Beklenen organ ise ancak bir bağış yoluyla gelecektir. İşte konunun ahlakî olan tarafı da burasıdır. Organ bağışlayacak olan kişi, ya sağlıklı bir insandır ya da geçirdiği bir kaza, hastalık vs.den dolayı ölmek üzere olan bir hastanın yakınlarıdır. Her iki durumda da bağış, özgür bir iradeyle ve baskı altında olmaksızın verilmek zorundadır. Konunun ahlakı ilgilendiren boyutu da bu özgür kararın sonunda ortaya çıkan organ bağışlama eylemidir. Çünkü burada verilen karar, başkalarının geleceğini düşünerek verilmektedir. Bağış yapan taraf, hiçbir baskı altında kalmadan iki seçenekten birini tercih etmek durumundadır; ya kendisinin veya ölmek üzere olan yakınının bir organını bağışlayacak veya bağışlamayacaktır. Bu iki seçenekten hangisini tercih ederse etsin, bunu tamamen kendi isteğiyle gerçekleştirmektedir. Bunun sonucunda da ya mutlu olacaktır veya bundan bir haz alacaktır. Çünkü her ahlaki eylem, ya mutluluk kazanmak (eudaimonizm) veya haz almak (hedonizm) için yapılır. Burada konuyu her iki yaklaşım açısından da değerlendirmeye çalışacağım.

Hedonist ahlak anlayışı dediğimiz ahlaki eylemlerde haz iyi, acı kötüdür. Organ bağışı gibi bir konu, bireysel hazzın dikkate alındığı bu anlayış içerisinde ele alınabilir mi? Çünkü bu anlayışa göre organ bağışında bulunan kişi, bedeninin incinmemesini isteyebilir; hedonizmde asıl olan, acıdan kaçmaktır. Diğer taraftan ölmek üzere olan kişinin organlarını bağışlamak isteyenler, ölen yakınlarının cesedinin ıstırap çekmesinden yana olmayabilirler. Kaba bir hedonizm açısından olaya bakacak olursak, ölüm anında bile olsa organ bağışı yapmak, kendisinden bir organın ameliyatla alınmasından dolayı, acı veren bir olaydır. Oysa hedonizmin ünlü temsilcisi Epiküros’a göre önemli olan, bu acıyı yenebilmektir. Asıl erdemlilik budur. Erdem, korku ve acıları yenmeyi öğretir, kalıcı hazların kapılarını açar. Erdem, yani bilgelik, bir hazzın gelecekte acıya mı, yoksa hazza mı veya şu anki bir acının gelecekte hazza mı, yoksa acıya mı yol açacağını bilmek demektir.

Ölen bir insan, bu acıyı veya hazzı hissedebilir mi ki yaptığı işin gelecekte yol açabileceği durumu algılayabilsin? Epikuros’un bu konudaki tavrı, hayattayken ölüm korkusunu yenmekle açıklanabilir. Ona göre “biz yaşarken ölüm yoktur, ölüm geldiğinde de biz artık yaşamda değilizdir.” Öyleyse her ne kadar her haz iyi ve her acı kötü ise de her ikisinin de gelecekteki durumuna bakmalı ve ona göre karar verilmelidir. İnsan, yaşarken yaptığı organ bağışının, ölüm anında yapılacak ameliyat sırasında hissetmeyeceği acıların kendisini rahatsız etmesini önleyebilir ve hatta bunu, ‘nasılsa ölüm anında artık yaşamadığıma göre organın benden alınmasında acı hissedemem’ diyerek haz almaya bile çevirebilir.

Konuyu canlı bir insanın yapacağı böbrek veya karaciğer nakli açısından düşünelim. Canlı bir insanın kendi kararıyla bir böbreğini veya karaciğerinin bir kısmını bir yakınına veya herhangi bir insana vermesi, hem bu hastanın o güne kadar çektiği acılara son vereceğini bilmesinden hem de kendisinin nakil esnasında çektiği acıların gelecekte ortadan kalkıp hazza dönüşeceğini bilmesi açısından organ bağışlayana haz verici bir durumdur; dolayısıyla bu da bir erdemliliktir.

Kendisine organ nakli yapılacak kişi açısından da Epikuroscu hedonist yaklaşımı değerlendirebiliriz. Kendisine organ nakli yapılacak kişi, hastalığından dolayı acı çekmektedir. Yapılacak organ nakli de pek kolay olmayıp yeni acılar ortaya çıkarabilir. Oysa şu anki şiddetli bir acı, gelecekte sağlıklı bir hayatın başlangıcı ve sıkıntılardan kurtulmanın ilk adımı olacağından dolayı hasta, kalıcı hazza ulaşmak için her türlü acıya katlanmalıdır. Öyleyse konuya hasta açısından bakıldığında da çekilen acıların sonu, sağlıklı bir hayat elde edileceği için, hazdır.

Buna göre hedonist yani hazcı ahlak açısından baktığımızda organ bağışı ve nakli, biri acılarının sona ermesi açısından diğeri de yaptığı bağıştan dolayı başkalarının acılarına son vereceğini bilmesinden dolayı iyidir ve haz verici bir olaydır.

Konunun mutluluk ahlakı açısından değerlendirmesini bir sonraki yazımda ele alacağım.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et