Perşembe, 23 Mart 2017

Erzurum'a Değer Katan İsimlerden Biriydi Vedat Aydın

Anadolu dayanışmasının düşünce ve kültür dünyasındaki temsilcilerinden olan Vedat Aydın, çok geniş bir düşünce, kültür ve sanat vadisinde okuma yapmış ve buradan devşirdiklerini yine aynı derinlikle ve genişlikle okuyucuya aktarabilmişti. Muaz Ergü yazdı.

İş terbiyesi almış, eli işlediği, yarattığı için nefsine saygı duygusu yerleşmiş, şahsiyetli kendine güvenir vatandaşlardan teşekkül etmiş bir kalabalık.” Ahmet Hamdi Tanpınar, Beş Şehir kitabında Erzurum’dan ve Erzurumlulardan bahsederken bu cümleleri kurar. Çocukluk yıllarını Erzurum’da geçiren ve daha sonraları da şehri ziyaret eden Tanpınar’ın bu söyledikleri gerçekten dikkate şayan.

Biz de Erzurumlu, Erzurum’un güzel insanlarından biri olan rahmetli Vedat Aydın’la ilgili birkaç kelam etme uğraşında olacağız. Vedat Aydın denildiğinde akla gelecek ilk şey kuşkusuz okumayeri.net olacak. “Düşünen Bir Topluma” mottosuyla dikkati çeken bu kültür/sanat sitesi Aydın’ın gayretleriyle hayat bulmuştu. Abartıdan uzak tasarımı, herhangi bir kliğe yaslanmayan çizgisi, özgür ve özgün düşüncenin, kalemin sesi olma çabası dikkate değerdi. Hem yeni kalemler hem de eski kalemler aynı mecrada buluşuyordu.

“Çocuk kalbi kitap gibidir”

Vedat Aydın, ağırbaşlı, dolgun başaklar misali başı eğikti. Mütevazılıktan, edepten… Okuyan, düşünen, ıstırap çeken, dünyanın fenalığının farkında bir mü’min… O, hizipçilikten uzak, bütün İslam ümmetinin hatta bütün insanların sorunlarıyla ilgiliydi. Geniş bir yelpazeden bakıyordu dünyaya; taşraya sıkışmış bir bilinçten değil… Yaşadığımız sıradan hayatın üzerindeki kabuğu sıyırıp özü ortaya çıkarma derdindeydi. Ne kadar büyürsek büyüyelim çocuk saflığımızı yitirmemenin peşinde... “Çocuk kalbi kitap gibidir” diyordu. Onların kalplerini Allah süslemiş. Dünyayı değiştirecek sözler çocukların kalbinde saklı, bu yüzden harfler doğum sancısı yaşar dillerinde demişti. Aşk orada yazılıdır.

Aydın’ın yazılarını okuduğunuzda sağlam kişiliğinin yanında sağlam bir kaleminin olduğunu da fark ediyorsunuz. Samimi, dert sahibi, kıvırmayan, derin bir birikimi yansıtan bir üslupla yazılmış yazılar. Modern zamanlarda, hızın ve hazzın kışkırtıldığı zamanlarda yaşayan bizlerin unuttuğu değerleri hatırlatıyor bütün satırlar. Tekniğin, teknolojinin tahakkümünde insanlığımızı hatırlatıyor. “Çekin Fişleri” başlıklı yazısında günümüzde hükmünü yitirmiş olan mektuptan bahsediyor. Adeta beynimizi kablolarla bağladığımız bilgisayar ve televizyon dışındaki iletişim araçları ve iletişim biçimlerinden bahsediyordu. İnsan ilişkilerinin içinden çıkıp giden safiyetten… Bugün aslında çok da ciddiye almadığımız hızlı iletişimin hangi duygusal bağları koparttığını mevzu ediyordu: “Hızlı iletişim araçları mekanik anlamda uzağı yakın etti lakin his ve duygu bakımından da yakını uzak etti. Teknolojiyi bir hasreti gidermek için kullanmıyoruz artık, hissiz ve duygusuz haberler almak için kullanıyoruz bugün. Eskiden bir büyüğe yazılmışsa,  başlangıcında ve bitişinde ‘selam eder, mübarek ellerinizden hasretle öperim’; şayet bir küçüğe yazılmış ise ‘selam eder, hasretle ve muhabbetle gözlerinden öperim’ ifadeleri yer alırdı mektupta. Şimdi anlık konuşmalarda ses tonlarına yansıyan soğuk ifadelerle başlangıçta ‘selam’, biterken ise ‘bye bye’a dönüşmüş vaziyette. Eskiden bir yakınımıza olan özlemimizi özenle yazılmış bir mektupla giderirdik. Beyaz kâğıda düşürdüğümüz ifadeler yüreğimizin taa derinlerinden kopup gelirdi. Mektubu açan büyük bir özlemle açardı ve nemli gözlerle okurdu. Hele mektup babadan, anadan veya yârdan gelmiş ise ıslak kirpiğinizden düşen damlalar kâğıdı ıslatırdı.”

Erzurum’a değer kattı

Anadolu dayanışmasının düşünce ve kültür dünyasındaki temsilcilerinden olan Vedat Aydın, Muhiddin İbn-i Arabi’den Hegel’e, İbn’i Haldun’dan Gazali’ye, Roger Garaaudy’den Muhammed İkbal’e, Said-i Nursi’den Seyyid Kutup’a, Feridüddün-ü Attar’dan İsmet Özel’e… çok geniş bir düşünce, kültür ve sanat vadisinde okuma yapmış ve buradan devşirdiklerini yine aynı derinlikle ve genişlikle okuyucuya aktarabilmişti. Sıkmayan, bıktırmayan bir üslupla…

Ziya Gökalp’i de okumuş Erol Güngör’ü de… Ali Şeriati’yi de Cemil Meriç’i de… Necip Fazıl’ı da Sezai Karakoç’u da… Mevdudi’yi de Muhammed Bakır Es Sadr’ı da… Tolstoy, Dostoyevski, Balzac da okumuş. Ayrıca onlarca dergi… Girişim, Yeryüzü, Tevhid, Kayıtlar, Yedi İklim, Varide, Kelime, Bu Meydan, Yazı, Bilgi Hikmet, Sözleşme… 

Her ne kadar Erzurum taşra olsa da, tarihi önemini yitirmiş olsa da, geçmişten getirdiği bir birikim var. Selçuklu’nun önemli şehirlerinden. Manevi hava ve ruh halen yaşıyor. Vedat Aydın hem bu manevi havadan ve tarihi mirastan etkilenmiş, şekillenmiş; aynı zamanda bu ortama değer de katmış. Çifte Minare, Yakutiye Medresesi, tarihi camiler, hanlar tarih bilincini canlı tutuyor. Vedat Aydın, Erzurum’da ikamet eden birçok bilge, filozof, üniversite hocası, entelektüel şahsın sohbetlerine katılıyor. Hatta İbn-i Rüştten Kiekegard’a uzanan sohbetlere tanık.    

27 Kasım 2014’de hakkın rahmetine kavuşan Erzurum’un güzel insanlarından Vedat Aydın’a binlerce selam olsun.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile


evet
evet