Haber Detayı
09 Şubat 2018 - Cuma 00:30 Bu haber 280 kez okundu
 
Mahmut Balcı Nazif Şahinoğlu'nu yazdı...
Hocanın ilmi çalışmaları titizlikle yaptığına, verdiği randevulara vaktinde gelmeye dikkat ettiğine şahit olduk. Esnaf arkadaşların sohbetlerine de gelen Nazif Şahinoğlu Hoca, bu özelliği ile diğer birçok akademisyenden ayrılıyordu.
KÜLTÜR-SANAT Haberi
Mahmut Balcı Nazif Şahinoğlu'nu yazdı...

Hocanın ilmi çalışmaları titizlikle yaptığına, verdiği randevulara vaktinde gelmeye dikkat ettiğine şahit olduk. Esnaf arkadaşların sohbetlerine de gelen Nazif Şahinoğlu Hoca, bu özelliği ile diğer birçok akademisyenden ayrılıyordu.

Kültür ve ilim dünyasında genel kabul bir ilim adamının arkasından yazı yazılması idi. Ancak bu kural son zamanlarda biraz değişti. Birçok yazar, şair ve ilim adamı hayatta iken onunla ilgili armağan kitaplar yayınlandı. Haklarında toplantılar düzenlendi.

Bilmeyenler için belirtelim: Bu yazıya konu olan Prof. Dr. M. Nazif Şahinoğlu emekli bir akademisyen. Ancak bu yazıyı ve hakkında hazırlanan kitabı okuyanlar onun sıradan bir akademisyen olmadığına hemen karar vereceklerdir.

Mehmet Nazif Şahinoğlu 1936 yılında Trabzon Vakfıkebir Güney (Esentepe) Köyü’nde dünyaya geldi. İlkokulu 1952 yılında İstanbul’da dışarıdan bitirdi. 1959’da İstanbul Pertevniyal Lisesi’nden, 1960'da İstanbul İmam-Hatip Lisesi’nden, 1963’te de İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi Arap-Fars Filolojisinden mezun oldu. 1950 yılında okul dışından başlamış olduğu Arap dili ve edebiyatı öğrenimini kesintili bir şekilde de olsa tüm tahsili boyunca sürdürdü. İstanbul’un en seçkin hocalarından farklı ve değerli dersler almayı ihmal etmedi. 1963 yılında dışarıdan girdiği doktora sınavını başararak, doktora öğrenimine başladı. 1964 senesinde Erzurum’da Atatürk Üniversitesi Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’ne Farsça asistanı oldu. 1966’da doktor ünvanını aldı. Askerlik görevini müteakiben bir yıl süreyle İran’da, yirmi ay kadar Fransa’da bilimsel araştırma yapmak amacıyla bulundu. 1973’de doçent ünvanını aldı. 1983 yılında profesör oldu. Akademik hayatının 29 yılı Erzurum’da geçti. 1994 yılında Kırıkkale Üniversitesi’ne geçti. 28 Şubat 1997 postmodern 28 Şubat darbe süreci ile başlayan baskılardan dolayı üniversite rektörü Prof. Dr. Beşir Atalay’ın görevden alınmasının akabinde kendisi de Kırıkkale Üniversitesi’ndeki idari görevlerinden istifa etti. 2004 yılında ise emekli oldu. İstanbul’a yerleşti. Evli ve iki çocuk babası olan Nazif Şahinoğlu İstanbul’da bir hastanede tedavi görmektedir.

Bir vefa saikiyle, bu örnek akademisyen ve ilim adamı üzerine yazıların ve makalelerin yer aldığı bir kitabın yayınlanması vesilesiyle bu yazıyı kaleme aldım. Nazif Şahinoğlu Hocanın kadim dostu, benim de Erzurum İlahiyat Fakültesi’nden hocam Prof. Dr. İhsan Süreyya Sırma’nın önderliğinde kadirşinas iki öğrencisi olan Prof. Dr. Hasan Çiftçi ve Prof. Dr. Mehmet Atalay’ın editörlüğünde ‘Mehmet Nazif Şahinoğlu - Makaleler ve Hatıralar’ isimli 647 sayfalık bir kitap Beyan Yayınları tarafından yayınlandı.(Aralık 2017, İstanbul)

Kitabın birinci bölümünde talebeleri ve dostlarının Nazif Şahinoğlu Hoca hakkında yazdıkları yazılar yer almakta. Kitabın ikinci ve üçüncü bölümünde ise Nazif Şahinoğlu Hocanın makaleleri ve kendisiyle yapılan söyleşiler yer almakta. Benim de kendisiyle Girişim sergisi için yaptığım ‘İslami Gençlik’ konulu (Sayı 5, Kasım 1989) söyleşi de kitapta yayınlanmış.

Yokluk ve imkansızlıklar içinde geçen çocukluk ve gençlik dönemlerinden profesörlüğe uzanan yıllar

Yazıma hocanın oğullarından B. Sakıp Şahinoğlu’nun babası Mehmet Nazif Şahinoğlu hakkında kaleme aldığı yazıdan kısa bir alıntı yaparak başlamak istiyorum: “Kime sorsanız, öncelikle onun asabi ve sinirli yapıda biri olduğundan bahsedecektir. Ama çok az kimse onun çocukluk ve gençlik yıllarında çektiği çileleri ve zorlukları bilir. 9 yaşında babasını kaybedişi. 40 gün içerisinde annesinin evi terk edişi. Hiçbir gelir kaynağı olmadan kendisinin ve kız kardeşlerinin geçimlerini sağlamak üzere yumurta, fındık satarak, ayrıca etraftan yapılan yardımlarla bir evin babalığını yapması… Ondaki çalışma, öğrenme ve öğretme azmini nasıl anlatabilirim ki size… Yokluk ve imkansızlıklar içinde geçen çocukluk ve gençlik dönemlerinden profesörlüğe uzanan yıllar… Dokunulmazlığı olan çalışma masasındaki fişler, silgi ve kalemtraş çöpleriyle kaplanırdı adeta. Sabah namazlarından sonra asla uyumaz, fakülteden sonra da geç saatlere kadar çalışırdı. Hafta sonları bile ailece dışarı çıkıp gezdiğimiz çok nadirdi.”

Biraz tembellikten, biraz da yoğunluktan hazırlanan bu kitapta bir yazım olmadı. Nazif Şahinoğlu hocaya vefa borcumuzu ödemek ve ihmalimizi de telafi emek için bu yazıyı kaleme aldığımı itiraf ediyorum. Kitabın ikinci baskısı yapılırsa daha çok kişinin hoca ile hatıraları da kitapta yer alabilir.

Aktif yayıncılık yaptığım sıralar Nazif hocaya yaptığım “Makalelerinizi ve sizinle yapılan söyleşileri bir kitap yapalım” teklifine o sıralar Nazif hoca “Bakarız, çok yoğunum” şeklinde cevap vermişti. Yayınlamak bize nasip olmadı. Ancak gecikmeli de olsa bu çalışmanın yayınlanması çok iyi oldu. Bu itibarla emeği geçenlere teşekkür ediyorum.

Biz Nazif hocayı, biraz asabi, hemen kızan, sonra ise gönül almaya çalışan bilge bir hoca olarak biliyoruz. Aslında yaşlanan her eğitimci zamanla bu hale bürünüyor demekte bir sakınca olmaz. Çünkü biz de aynı şeyleri yapıyoruz. Çünkü yaş ilerledikçe öğrencilerimizden yaşadıklarımızı, yapılması gerekenleri ve bildiklerimizi hemen bilmelerini bekliyoruz.

Yusuf Cemil Efendi’den ders almış

Yıllar önce kendisine İstanbul’da kimlerden ders aldığını sorduğumda verdiği cevapları not etmedim. Ancak bu sorunun cevabını başka bir isimden öğreniyoruz. Nazif hocanın İstanbul’da Mehmet Akif Ersoy’un yakın arkadaşlarından Yusuf Cemil Efendi diye bilinen bir zatın sohbetlerine gittiğini Prof. Dr. Hayrettin Karaman hoca ile tahsil hayatı üzerine yapılan bir söyleşiye verdiği cevaptan öğreniyoruz.

Hayrettin Karaman hoca şöyle diyor: “İstanbul'da da bizim o zaman mektebimizde de, yani Yüksek İslam'da da mesela Celal Hoca gibi, meşhur İzmirli'nin talebesi gibi değerli hocalar vardı. Doğrusu onlardan da istifade ettik. Bunun dışında, yani mektep dışında Yusuf Cemil Efendi diye ya da Hafız Yusuf Bey diye bir zat vardı. Bu merhum Akif’in dostlarından. Burada da o zata devam ettik bir kaç arkadaşımla. Bekir Bey, gene şimdi Fars dalında Prof. Mehmet Nazif Şahinoğlu diye bir arkadaşımız vardı o, ben, bir kısa müddet Esad Coşan Hoca, o zaman tabiî hoca değildi, öğrenciydi, Necati Lugal diye bir zat vardı, onun talebesiydi; onun tavsiyesiyle o da biraz hocaya devam etti, o hoca efendiden istifade ettik.” (http://www.hayrettinkaraman.net/kimdir2.htm)

MTTB’liler ve ülkücüler arasında arabuluculuk yapmış

29 yıl Erzurum’da görev yapan Nazif hoca güzel talebeler de yetiştirdi. Talebelerle de yakından ilgilendi. Birleştirici bir kişilik oldu. Nazif hocanın Ülkücülerle MTTB gençleri arasında yaşanan tartışmaları, kavgaları sona erdirmek üzere çaba gösterdiğini ve o günlerde yerel gazetelere haber olduğunu (Milletin Sesi, 27 Mart 1976) 1976 yılında MTTB öğrenci başkanlığı yapan Kayseri eşrafından Erzurum mezunu Mustafa Söke Bey’den öğrendik. Mustafa Söke olayı şöyle anlattı: “Hocaların hocası muhterem, mücahid dava ve gönül adamı Nazif Şahinoğlu Hocama Rabbim acil şifalar versin. En son yanlış hatırlamıyorsam 2010 Kırıkkale buluşmasında aramızda idi. Bizlerin üzerinde çok hakkı var. Nazif Hocamla ilgili olduğu için bir hatıratı anlatmak istiyorum. Muhterem Hocam, Erzurum’da defalarca malum teşkilatla olan sürtüşmelerimizde arabulucu rol üstlenmiş, kendi evini açarak her iki teşkilat riyasetini ve hakemlik yapacak hocalarımızı toplamış, bir ortak barış mutabakatı oluşturulup bendeniz ve onların başkanı Muammer Cindilli'ye imzalatmıştı. Bu bildiri yerel gazetelerde yayınlanmış, teksir haline getirilip herkese ulaştırılmıştı. Çok sevinmiş, bunu sürekli kılmak için karşılıklı olarak birbirimizin teşkilatlarına tüm teşkilat mensuplarıyla birlikte giderek kardeşlik çayları içilmiş, yıllardır süren anlaşmazlık ortadan kalkmıştı… Ama gizli bir el sürekli ayrışmayı körükledi. Arkadaşlarımızı sürekli tahrik edip tenha yerlerde topluca saldırıp hastanelik ettiler. Birçok arkadaş okulunu bırakmak zorunda kaldı. Bunlardan biri de diş hekimliğini bırakıp imamlığa dönen İzmir Bergamalı Osman kardeşimiz. Şimdi aklıma gelmeyen onlarca arkadaş var böyle olan. Nazif hocamız barış ve gönül adamıydı. Adam gibi adamdı. Mütevazı idi, öğrencileriyle çok yakından ilgilenirdi.”

Kırıkkale Üniversitesi’nin kurucu Rektörü olarak göreve başlayan Prof. Dr. Beşir Atalay’ın davetini kırmayan ve Kırıkkale Üniversitesi’ne geçiş yapan Nazif hocanın burada da güzel işlere vesile olduğunu duymuştuk. Artık bu kısımları ise birilerinin kaleme alması gerekir diye düşünüyorum. Ben de vakit bulur ve o arşive ulaşır isem Erzurum’da Tekyay Kitabevi olarak İhsan Süreyya Sırma, Rasim Özdenören, Hayrettin Karaman ve Nazif Şahinoğlu hocanın katıldığı ve önemli şeyler söyledikleri ‘Değişen Dünyada İslam’ konulu bir panelin notlarını (Muhtemelen 1995-96 yılında) okuyucularla paylaşırım.

İlkeli ve tavizsiz biriydi

Hocanın ilmi çalışmaları titizlikle yaptığına, verdiği randevulara vaktinde gelmeye dikkat ettiğine şahit olduk. Esnaf arkadaşların sohbetlerine de gelen Nazif Şahinoğlu Hoca, bu özelliği ile diğer birçok akademisyenden ayrılıyordu. Bilindiği üzere akademisyenlerle ilgili yapılan eleştirilerden biri de “akademisyenler halktan kopuk yaşıyor” meselesidir. Hocayı bu eleştirinin dışında tutmak gerekiyor. Bazen topluca hocanın evine gittiğimiz oluyordu. Hoca bazen de “sizleri evime davet ediyorum” derdi. Bu davetten cesaretle Nazif Şahinoğlu Hocanın evine gittiğimizde çayı demlediğini, ikram edilecekleri hazırladığını görünce mahcup oluyorduk.

Bazen Nazif Şahinoğlu Hocanın da bulunması gereken bir program olduğunda Mustafa Ağırman, İbrahim Erol Kozak ve İhsan Süreyya Sırma’nın bu zor görevi bana ilettikleri de oluyordu. Nazif Hoca gittiği her ortamda doğru bildiği hakikatleri söylemekten uzak durmazdı. Nazif Hoca ve benzeri hocaların birikiminden yararlanmak için bazı hallerine katlanmak gerektiğine inandığım için ufak tefek kızmalarını hiç sorun etmiyordum. Yani gülü seven dikenine de katlanmalı diye düşünüyordum.

Dışarıdan bakan biri için o inatçı ve asabi gelebiliyordu. Halbuki o ilkeli ve tavizsiz biriydi. 12 Eylül 1980 askeri darbesinin atadığı akademisyenlere ve dönemin uygulamalarına karşı olduğu için duruşunda bunu görmek mümkündü.

Kar doğuda yağar, batıda erir

Hoca, görev yaptığı Erzurum Edebiyat Fakültesi’nden çıkıp evine giderken kullandığı, tam dolmuş duraklarının altında sağdan üniversite lojmanlarına giden bir yol vardı. Dönemin (takriben 1986) üniversite yönetiminin tel örgü ile bu yolu kapatması üzerine bu yasağa anında tepki gösterdi. Hoca tel örgüleri büker ve oradan tekrar gitmeye başlar. Bunu haber alan bir yerel basın mensubu ise hocanın eve gidiş saatinde o yasaklanan noktada durur. Hoca tam eğilmiş tel örgünün üzerinden atlarken fotoğrafını çeker. Ertesi gün “Prof’un İnadı” şeklinde haber yapar. Bu haber üzerine o yasaklanan yol tamamen tekrar eski haline getirilir.

Nazif Hoca Erzurum’dan taşınırken uğurlamaya gittik. O esnada çektiğim fotoğraf Yeni Şafak gazetesinin arka sayfasında ‘Kar Doğuda Yağar, Batıda Erir’ başlığı ile yayınlandı. Merhum Orhan Okay, Nasrullah Hacımüftüoğlu hocaların da olduğu o fotoğraf karesi için yazdığım notlarda birçok değerli ismin Erzurum’da önemli görevler ifa ettiğini, kadim şehirlerimizden biri olan Erzurum’un da birçok isme değer kattığını belirtmeye çalıştım. Bir Kilisli olarak bunu belirtmeyi bir borç görmekteyim.

Siyasi meselelerin pek konuşulmasını istemezdi

Nazif Hocanın emeklilik sonrası hayatı da dolu dolu geçti. O birileri gibi bir kenara çekilip keyfine bakmadı. Beyan Yayınları’ndaki haftalık cumartesi sohbetlerine katılırdı. Buradaki tartışmalara katkıda bulunur, Müslümanları ilgilendiren fikri, kültürel ve siyasi konular hakkında yapılan konuşmaları dikkatle dinler ve fikri katkıda bulunmaya çalışırdı.

Nazif Şahinoğlu Hoca için ‘Nazif Şahinoğlu’nun İlmi Kişiliği ve Öğretim Üyeliğinde Farklı Tarzı’ başlıklı bir programın Atatürk ve Kırıkkale üniversitelerinde düzenlenmesi durumunda öğrenciler ve genç akademisyenler için ufuk açıcı programlar olacağına inanıyorum.

Hoca, bulunduğu sohbet ortamlarında siyasi meselelerin pek konuşulmasını istemezdi. Çünkü bu konuların ihtilaflara neden olacağını söylüyordu. Ancak konu açıldığı zaman ise sözünü esirgemezdi. Siyasi meselelerde bize miras kalan kültürel mirasın, saltanatın etkisiyle İslam’ı anlamanın, kişi ve kurumları kutsal konuma yükseltmenin çeşitli yanlışlara götürdüğünü de söylemekten çekinmezdi. Hoca geleneğe önem verirdi ancak geleneğin körü körüne taklidine sıcak bakmazdı. Onun bağnazlıklara karşı tavizsiz bir duruşu vardı.

Nazif Şahinoğlu Hoca hakkında yazı yazacak kişilerden biri de bana göre merhum şair Nazir Akalın ve merhum şair yazar Vedat Aydın kardeşlerimiz olmalıydı... Ancak onlar erken yaşta beyaz atlara binip aramızdan ayrıldıkları için bu mümkün olmadı. Sadece Nazif Hoca hakkında bir kitap hazırlanacak olsa çok sayıda isimden yazılar alınabilir. Hatta keşke bir belgesel hazırlansa ve o döneme ışık tutulsa. Belki o da olur.

Hocaya göre Müslüman gencin vazifesi

Özetle ifade etmem gerekirse gündelik düşünen gençlerimizi Prof. Dr. Nazif Şahinoğlu gibi kadim değerlerden beslenen ve ilkeleri olan ilim adamlarından haberdar etmek gerekir. Gençleri bu isimlerle tanıştırmalı ve onlara bu isimlerin hayatları öğretilmelidir. İzninizle kendisiyle Girişim dergisi için yaptığım ‘İslami Gençlik’ konulu (Girişim Dergisi, Sayı 5, Kasım 1989) söyleşiden bir alıntı yapmak istiyorum:

Müslüman genç, önce nasıl bir dünyada olduğunu, bulunduğu bu dünyayı oluşturan özellikleri bilecek, sonra arzulanan ve olması gereken İslam dünyasını ve onun niteliklerini araştıracak, bilgisini artıracak, kendisini durmadan yenileyecek, hatta olgunlaşıncaya kadar şahsiyetini kaybetmemek ve iradesini dumura uğratmamak şartıyla bilgili bir önderden ve önder durumundakilerden yararlanma yoluna gidebilecektir. Hayatın temel hedefinin Allah’a kulluktan başka bir şey olmadığını, diğer tüm hedeflerin İslam’a göre ‘Allah ve O’na kulluk’ mihveri etrafında dönmekte olduğunun şuuruna erecektir…”

Kimisinin hocası, kimisinin arkadaşı, başta İhsan Süreyya Sırma gibi birçok kişinin ise ‘Nazif Ağabey’i Nazif Şahinoğlu ile ilgili hüzünlendiren, düşündüren birçok anlamlı yazıyı, hatırayı ve hocanın makalelerini okumak için elbette bu kitaba ulaşmanız gerekir. Ben de bu yazımda bir kitap tanıtımından ziyade hocanın benim dünyamdaki yerine değinmeye çalıştım. Çünkü hocadan çok şey öğrendik.

Bu yazıyı kaleme aldığımda Nazif Şahinoğlu hoca hastanede tedavi görüyordu. 4 Şubat 2018 tarihinde Erzurum Üniversiteleri Mezunları MTTB Camiası dernek başkanı Salih Akverdi ile birlikte bir heyetle hocayı Beylikdüzü Devlet Hastanesi’nde ziyarete gittik. Ancak hocanın durumu ağırlaşmış. Eşi Emine Hanım bizi karşıladı. Ziyaretçileri fark edecek bir bilinçte değil. Hocamıza Allah’tan acil şifalar diliyoruz.

 

Mahmut Balcı

Kaynak: (emha) - erzurum medya haber ajansı Editör:
Etiketler: Mahmut, Balcı, Nazif, Şahinoğlu'nu, yazdı...,
Yorumlar
Haber Yazılımı