Pazar, 26 Mart 2017

Bugün yılın son günü yani yılbaşı. 

Müslüman için manası, ömürden sayılı senelerden birinin daha bitmesi, ölüm denen kesin akıbete biraz daha yaklaşılması, gençlik günlerinin tükenip, ihtiyarlık demlerinin gelmesi ve bir takvim değişikliği demektir yılbaşı.

Müslümanın sefahete düşmek yerine ahireti, ebedî âlemi düşünerek geçen bir yılın muhasebesini yaptığı gecedir yılbaşı.

Hıristiyan için ise yılbaşı güya Hz. İsa’nın doğum günü olarak kabul edilir ve kutlanır. 
Yılbaşı, bid’at olarak icat edilmiş, dini olanı dünyevileştiren bir Batılılaşma ritüelidir.

Çam fidanı yılbaşı temsilcisi unsuruna dönüştürülmüş, Noel Baba dinden arındırılmış bir tür mitolojik kahramana indirgenmiş, alkol ve kumar eğlence aracı olarak sentezlenerek, dini mahiyetinden sözde ayıklanarak Batılı ama seküler ritüel olarak icat edilmiştir.

Avrupa’nın pagan âdetinin modernize ederek Müslüman topluma dayatılmış halidir yılbaşı.

Dinden yüz çevirip hevâlarına uymuş, bencillik ve kibir içerisinde dünyaya dalmış, “medenî olmanın(!)” bir gereği diye tek dişi kalan medeniyet canavarına sokulan gafletteki Müslümanlara İslam düşmanı güç odaklarının oyunudur yılbaşı. 

Müslümanlar da bu empozeyi bilinçsizce, bir peygamberin doğum gününü yılbaşı adı altında eğlence, içki, kumar, dans, zina gibi şeylerle kutluyorlar.    

Yeryüzünü kana bulayan, mazlum Müslümanların çaresiz çığlıklarının yükselmesine sebep olan, her kıtada çeşit çeşit vahşete ve işkencelere imza atan, insanlıktan yoksun caniler sürüsünün bayramı olan yılbaşını kutlamak abartı ötesi bir yok oluşun, silinişin feryadıdır.

Ahlaksızlıkta, sefahatte sınır tanımayan, kapitalizmin tüketim çılgınlığını simgeleyen bir araç haline getirilmiş olan yılbaşını kutlamak ruhi açıdan çürümüşlüğünün tescilidir.

Bu kadar acının kederin olduğu bir zaman diliminde yılbaşı kutlamak hiçliğe atılan bir adımdır. 

Siyonist ve neo-conlardan müteşekkil zulüm ve tuğyan güçlerinin ümmetin ve halkların servetlerini çaldığı, iradelerini kırıp, toplumsal yapılarını değiştirmek isteğiyle bin bir çeşit vahşete ve işkenceye imza attığı kara günlerde Hıristiyanların yılbaşı heyecanına ortak olmak zulme ortak olmaktır. 

Müslümanlar açlıktan ölürken, öz yurtlarından, vatanlarından kaçmak zorunda kalıp denizlerin bilinmezliklerinde kaybolurken bir Müslüman yılbaşında eğlenemez.

Irak, Suriye, Myanmar, Filistin kan gölüne çevrilmişken, mazlum Müslümanların feryadı yürekleri dağlarken, İslam topraklarında akıtılan kan ve gözyaşı sel olurken, ümmeti Muhammed zulüm içinde inlerken, şehit haberleriyle yüreklerimiz dağlanırken Müslüman yılbaşı kutlayamaz.

Müslüman Anadolu milletinin birliğine kasteden FETÖ başta olmak üzere PKK ve DEAŞ’ın kalleş saldırıları sonrası onlarca vatan evladını toprağa verdiğimiz bir dönemde İslam akaidi ile bağdaşmayan ve her türlü ahlaksızlığı içinde barındıran bir şirret kuyusu olan yılbaşının Müslümanlar tarafından kutlanmasının utanç verici olduğunu haykırıyor ilahiyatçılar.

Milli Gazeteden Abdulaziz Kıranşal bu konuda Müslümanlara uyarısı çok net:

Ülkede patlatılan bombalarla ve terör saldırılarıyla şehit olan asker, polis eşlerinin ve yetimlerinin gözlerinden yaşlar akarken, şehit analarının ağıtları yürekleri dağlarken, güvenlik güçlerimiz terör belasından ölümle burun burunayken Müslüman, kardeşlerinin derdiyle dertlenir ve yılbaşı bahanesiyle sabaha kadar vur patlasın çal oynasın diyerek eğlenmekten birazcık hayâ eder.

Darbe, terör, ekonomik kriz, savaş tehdidi, bunca bela ve musibetten sonra kendi elleriyle işleyeceği günahlar nedeniyle yenileriyle karşılaşmamak için Müslüman, Allah’ın sınırlarını aşmaktan çekinir.

Müslüman, kavimleri helak eden içki, kumar, zina ve azgınlık gibi büyük günahların tamamının toplu halde işlenip, adeta insanlığın toptan Allah’a isyan yarışına girdiği bir gecede safını belli ederek, günahın dibine düşülen bu gece Rabbine sığınır. 

Müslüman bilir ki zalimler yılbaşı bahanesiyle Suriye’yi parçalamanın, Halep’i boşaltmanın, Arakan’da Müslümanları diri diri yakmanın, Afrika’da aç bırakmanın, Gazze’de ambargo uygulamanın, Bangladeş’te Müslüman liderleri darağaçlarında sallandırmanın ve ümmetimize karşı başlattıkları son emperyalist ve haçlı saldırının kutlamasını yapacaklar.

Güneydoğuda ve birçok şehirde insanlar kan ağlarken, vatanı bölmeye çalışanlar azgınlıklarına devam ederken, yürekler her gün şehit haberiyle sarsılırken, bir gün sıranın kendisine geleceğini bilmeden vur patlasın çal oynasın zihniyeti yaşayanlar zaten insanlıktan nasibini almamış olanlardır.

Hıristiyan paskalya ve yortularında, onlar gibi bayram yapmak, onlar gibi yılbaşını kutlamak, imanımızı yaralamaktır, şerefimizi yok etmektedir. İbadetlerimizi, ahlâkî ve millî değerlerimizi yaralayıp, cemiyet hayatımızı bozmaktadır. 

Batılıların maddî ve manevi savaşına aldırış etmeden taklit, kokuşmuş değerlerini kabulleniş bir onur kaybıdır, bir alçalmadır.

Allah Resulü (s.a.v.) “Kim bir kavme benzerse o da onlardandır” buyuruyor. Kime benziyoruz, kimlerdeniz?

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile



Takip Et

evet
evet