Pazar, 26 Şubat 2017

Sıkıntılı günler yaşıyoruz, terör olayları içimizi acıtıyor, tahrikler, telkinler, hıyanetler kol geziyor. Etrafımızda oluşturulan ateş çemberi yüreğimizi de yakar oldu.

Güya ebedi dostlarımız olan Haçlı Batı, bizi hizaya çekme politikaları, tarihsel karın ağrılarını dışa vuran söylemeleriyle kirli ve tehlikeli bir oyun oynuyor. Sözde çağdaş medeniyetler peş peşe gelen hain saldırılarla sanki kanlı ve kinli bir sürecin taşlarını döşer gibi. 

Umutsuzluk ve korku üzerinden siyaseti dizayn ederek ülkemizi bölmek, iç savaş çıkarmak, halkı bezdirmek ve yıldırmak, hükümeti dize getirmek için ihanetin her türlüsü sahneleniyor.  

Alçaklığın, kalleşliğin zirvesini buldular.

İslam’ın adaleti gelirse kendilerinin yok olacağını bildikleri için kahroluyor ve varlıklarının devamı için her yolu deniyorlar.

Türkiye öncülüğünde ümmet bilinciyle birleşecek Müslümanların dünyaya yeniden hükümran olacağını bildikleri için kahpeliklerini alenileştirip saldırılarını artırıyorlar.

Tayyip Erdoğan’ın “yeni bir dünya”, “yeniden büyük Türkiye” gibi bir derdi, iddiası, hedefi ve potansiyeli olduğunu gördükleri için bütün piyonlarını oyuna sokuyor, her türlü kirli oyunu sergiliyorlar.

Dünyaya kan, zulüm, ihanet aşılayan zalimlere dur demek için, insanlığa huzuru, barışı, sevmeyi yaşatan, tarihte yaşanmış sıcak şefkatin yeniden hayat bulması için Osmanlı’yı yeniden küllerinden diriltiyor korkusu ödlerini patlatıyor.

Dünyaya hükmetmiş, fethettiği diyarları işgal etmek değil adaleti, şefkati götürmek adına seferler düzenlemiş, insanlığın kurtuluşunun İslam`da olduğunu anlatmak için mücadele vermiş Osmanlı ruhunun dünyaya yeniden hâkim olacağı endişesi uykularını kaçırıyor.

Erdoğan BM kürsüsünden “dünya beşten büyüktür, dünyayı beş ülkenin dudağı arasına mahkûm edemezsiniz” diye haykırırken kendilerini dünyanın sahibi sanan ülkeler daha o dakika hükmü vermiş Türkiye üzerinden Erdoğan’ın üstünü çizmiştiler. 

Bağımsız, büyük ve güçlü bir Türkiye’yi zinhar istemiyorlar. Bu düşmanlıkları Türkiye başını önüne eğene kadar bitmeyecek. Peki, Türkiye başını eğecek mi? Allah’ın izniyle HAYIR

Yıllarca müdafaada kalıp, geleni topraklarımızda karşılıyor ve bunun faturasını ve acısını da kabarık ödüyorduk. Şimdi savunma yerine hücum deyip hamle önceliğiyle meseleyi kaynağında kurutma yolunu seçiyoruz.

Haçlı Seferinin “çağdaş versiyonu” olarak 15 Temmuz’da nokta bir vuruşla ülkeyi bölmek, parçalamak için saldırdılar, birkaç saatte hainleri gömen bu millet birleşti, tek yürek oldu.

Beşiktaş’ta, Kayseri’de eğmek için vurdular bu millet inadına biraz daha doğruldu. Korkutup sindirmek için üzerimize geliyorlar cesaretimiz karşısında aptallaşıyorlar.

Oluşturulmak istenen sarsıntı, umutsuzluk, korku ve yılgınlık üzerinden rant elde etmek isteyen şer ittifakı daha dik duran, umutlu, cesur ve daha istekli bir millet, milli bir seferberlik görünce gözleri kararıyor, zekaları dumura uğruyor.

Tarihte hep yaşadıkları gibi yine kaybediyor ve buna çok şaşırıyorlar.

Ne yapsalar boş, göklerden gelen bir karar var. Allah bu milleti ve bu devleti muhafaza ediyor. 

Onlar hangi hainliğe, alçaklığa başvursa tecellisi tam tersi oluyor.

Türk Kürt düşmanlığı için sarf edilen bu kadar emek, bu kadar finansal ve siyasi destek meydanlarda “Kürt Türk kardeştir” sloganlarıyla boşa çıkıyor. Güneydoğu’da “Kahrolsun PKK” diye inleyen meydanlar şer güçlerinin kafasına inen balyoz oluyor.

Rusya ile ilişkileri yeniden bozmak için yapılan alçakça saldırı, dinin edebiyatını yapıp aslını “teferruat” olarak gören sahtekârların, Pensilvanya Papazının çirkin yüzünü bir defa daha ortaya sererken sonuç onların isteğinin tam tersi oluyor ve karşılıklı güvene dayalı ilişkiler daha sıkılaşıyor, eller kenetleniyor.

Kan ve gözyaşı ile yoğruluyor, darbelerle aşılanıyor, acılarla şerbetleniyoruz.

Medyasıyla, partisiyle, bürokrasisiyle eski statükonun devamı olan beyaz Türkler ya da diğer adıyla azgın azınlık ve onların yeni müttefikleri paralel destekçilerinin inşa ettiği saltanat kayığı karaya oturdu.

Azgın azınlık yeniden hükümran olmak için kendilerini kucaklayan AB ülkelerinde Türkiye aleyhine her türlü kirli ilişkiyi kabulleniyor. Can’cık, Pensilvanya uşağı ahlaksız gazeteci müsveddeleri, PKK’lılar, DHKP’liler ve her türden kripto artıkları Türkiye aleyhine lobi oluşturmak için gayret gösteriyorlar. 

Bu savaş hak ile batılın savaşıdır. Bu kavga hilâl ile haçın kavgasıdır.

Bu durumda bu asil millete düşen bir olmak, diri olmak, akıllı, basiretli, sabırlı olup hikmetli davranmak ve İmam-ı Şafii’nin fetvasıyla düşmanın oklarını takip edip, Hak ehlinin yanında olmaktır. 

 

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKET

BAŞKANLIK REFERANDUMUNDA KARARINIZ NE OLACAK?



Takip Et

Reife Frau Porno porno porno escort eskişehir malatya escort şişli masaj salonu rokettube porno escort malatya