Salı, 21 Şubat 2017

Acı çığlıklar, mahzun feryatlar, silah sesleri, bomba sesleri eşliğinde oksijen yerine kan kokusu soluyan “kirli” ortaklık Halep’i teslim aldı.

Bölgede savaş ve silah üzerinden güç devşirerek çıkarlarını korumak için elindeki tüm imkânları kullanarak bölgeyi şekillendirmeye çalışan şer güçleri Halep’in hafıza, kimlik, değer ve tarihini yok etti.

Bölgede güç sahibi olmak, kendi stratejik etki alanını genişletmek adına yangını mezhep odunu ile harlandırılmaya çalışılan İran ise ön saftaki yerini aldı.

Zafer, İslam dünyasında bir süredir kaos projesi yürüterek “fitne” fitilini mezhep çatışması olarak ateşleyenlerin oldu.

Suriye’de mazlum halkın yanında olmak yerine insanları katleden, topraklarından eden ve coğrafyayı harabeye çeviren bir katille işbirliğine girip Halep’i Kerbela’ya çeviren İran’ın mollaları başarılarını kutluyor.  

Hırçın ve saldırgan ruh halleriyle Suriye’yi kaosun, kargaşanın içine iten, korkunç katliamların açık hedefi haline getiren, Kerbela’yı, Hz. Hüseyin’i siyasi emelleri için sömüren, insanların canına, namusuna kasteden, topraklarını işgal eden sahte mollaların yüzü gülüyor.

Rusya’nın gölgesinde Şii yayılmacılığını politika olarak benimseyen İran, Ortadoğu’ya yönelen istila hesaplarının arkasına gizlenip, bu çirkinlikten pay kapma ahlaksızlığını başardı.

Fakat mezhep fitne fesadıyla oluşturulan kargaşanın bölgenin tarihine, dinine, medeniyet algısına ve ruhsal dokusuna zarar vereceğini ve her anlamda dış etkiye açık yeni bir denge oluşturarak kendisine de dönebileceğini hiç hesap etmiyor.

İran bölgede Şii damarı destekleyerek kendisine bir habitat oluşturmaya çalışarak mezhep yayılmacılığı yaparken, Batı hem tarihinin ayıplarını örtmek hem de İslam coğrafyasında farklı Müslüman grupları kendi adlarına vekâleten savaştırarak hem İslam’ı karalıyor hem de İslam topraklarındaki nimetleri devşiriyor.

Ortadoğu soğuk savaş sonrası yıkılan ama kurulamayan dengenin sancılarını çekiyor, bedelini ödüyor.

Bir utanç çağını yaşıyoruz ve paylaşıyoruz.  

Bu insanlık dışı, ırkçı ve bütün bölgeyi savaş alanına dönüştürmeyi amaçlayan “vahşete” dünya susuyor.

Fakat Halep’in çığlığı arşa uzandı, feryadı zalimlerin kâbusu olacak. Haleplinin ahı, gözyaşı zihinlerini, kalplerini, gelecek hesaplarını biçimlendirecek.

 ABD ile PYD’yi, Rusya ile İran’ı aynı cephede buluşturan düşünce nedir, öfke nedir, intikam hırsı nedir? Hangi tarihi hesap görülüyor?

Obama ile Ruhani’yi, Putin ile Gauck’u, Esed, Hizbullah, Haşdi Şabi gangsterleri ve diğer katiller sürüsünü konu Halep olunca, Suriye olunca, Müslüman olunca, bizim coğrafya olunca bir araya getiren inanç, ahlaksızlık, ilkesizlik, utanmazlık nedir?

Harem-i ismetimize el uzatılırken, kutsalımız çiğnenirken, kutsiyetimiz yok edilirken, onurumuz ayaklar altına alınırken, milli manevi değerlerimize dil uzatılırken Müslüman İran’ın haçlı dünyasıyla ittifak yapması hangi anlayış gereğidir, nasıl açıklanabilir?

Bu nasıl bir ittifak, nasıl bir ortak amaçtır? Kavramlar hiçlik deryasında kendisine yer arıyor.  

Lütfen düşünün…

Coğrafyamız talan edilirken, şehirlerimiz harabeye döndürülürken, insanlarımızın üzerine ateş yağarken, sivil katliamların her çeşidine tanık olurken, her ölen çocuğun kanında veto kararları olan birleşemeyen milletlerin güvenliği sağlayamayan konseyi ne iş yapar?

İran, haçlı ittifakı ve terör örgütleri hep birlikte bir medeniyeti, Müslüman kuşağı, şehirleri yok edip, ağır insanlık cürümlerine imza atarken, kibir ve enaniyetlerinin esir aldığı akıllarıyla, birleşmek yerine, ayrılığı tercih eden İslam iş bilmez konseyi ne ile meşgul?

Ortadoğu’da darbelere, kaosa, teröre destek verip, katliamları körükleyen, Akdeniz’in sularında mülteci çocuklarının boğulmasını seyreden, katillerin dostu, beceriksiz ve iradesiz liderleriyle, hiç bir sorunu çözemeyen, hiçbir krizi önleyemeyen Avrupa’nın köhnemiş birliği’nin duyarsızlığı nedendir?

İnsanlar Halep’te diri diri yakılırken, açlıktan ölürken, milyonlarca insan mülteci olup Akdeniz’de boğulurken, çocukların feryatlarını, kadınların çığlıklarını, erkeklerin çaresizliklerini görüp hiçbir şey yapmadan öylece bakıp çaresizliğin parçası olarak “hiç”liğini yenileyen Araplar vicdanlarının sesini dinlemezler mi hiç?

Umutların bittiği noktada Türkiye’nin uzattığı el umut ışığı oldu. Halep'te sıkışanlar için bir nefes aralığı oluşturdu, sivillerin tahliyesi için koridor açtı. Ateşkesle birlikte mazlum halkın göçü de başladı.

Yüreğimiz yaralı, acımız derin, ahımız ağır.

Mevcut siyasi tabloyu ve yakın geleceği okurken şu unutulmamalıdır ki “şehit kanları içinde özgürlük gülleri” mutlaka açacaktır. Ortadoğu’da rüzgâr ekenler korkarım ki hiç ummadıkları bir şekilde fırtına biçmeye başlayacaklardır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKET

BAŞKANLIK REFERANDUMUNDA KARARINIZ NE OLACAK?



Takip Et

Reife Frau Porno porno porno escort eskişehir malatya escort şişli masaj salonu rokettube porno escort malatya