Pazar, 22 Ocak 2017

 

Eski Türkiye’nin tasfiyesi ve yeni Türkiye’nin inşası sürecinde yeniden doğuşun, milletçe varoluşumuzun büyük ümit ve heyecanını yaşadığımız son yıllarda, ülkemiz ve insanımız hatta bütün İslam dünyası bir süredir beklenmedik bir tehdit, taarruz ve ihanetle karşı karşıya.

Türkiye çetin bir mücadelenin, kanlı, meşakkatli, zorlu bir yolun henüz başında. Bugün batıdan doğuya bütün İslam coğrafyasını yangın yerine çeviren “küresel şer ittifakı”na karşı var oluş mücadelesi veriyoruz.

Küresel şer ittifakı askerleri, bilgisayar oyunu oynar gibi, Suriye’de ve Irak’taki sivillerin üzerine ateş açıyor. Kana susamış İsrail, Gazze’yi boğmak için elinden gelen her şeyi yapıyor, Doğu Türkistan’ın hâli ortada, yalnız ve çaresiz. Arakan’da yanan ateş yüreklerimizi dağlıyor, Yemen, Libya, Somali ve yerküredeki bütün İslam topraklarından yükselen feryatlar arşı inletiyor.  Dünya üzerindeki tüm Müslümanlar yüzünü Anadolu’ya, halifenin topraklarına çevirmiş, herkes bir şey bekliyor…

Yeniden kaybetmemek ve dirilişimizi yeni dünyada gerçekleştirmek için, ülkemiz ve insanımız üzerinden ümmet değerlerinin tasfiyesine memur küresel şer ittifakı operasyonlarına, kaos tüccarlarına hep birlikte “dur” demeliyiz. Bu siyasi bir vazife olduğu kadar, tarihi bir mükellefiyet ve dini bir vecibedir.

Osmanlı yeniden neşvünema bulurken, İslam medeniyeti yeniden hayat bulmalı, insanlığa huzuru, barışı, sevmeyi yaşatan bu ruh, bu yüzyılda dünyayı kana, zulme, ihanete, insan dışı muamele eden zalimlere dur demek için yeniden dirilmelidir.

Küreselleşmenin hayatın her alanını etkilediği  böyle bir ortamda, kardeşliği, adalet ve merhameti de küreselleştirmek zorundayız. Aksi halde  dünyanın hiç bir bölgesinde, ne adaletten ne özgürlükten ne de güvenlikten söz  edebiliriz.

Avrupa’da İslam karşıtı söylemler ve eylemler puan topluyor. Ekonomik kriz, göçmenlerle ilgili problemler, aşırı milliyetçilik, radikal bakış açısı toplumları ve politikaları yeniden şekillendiriyor. Batı’dan Doğu’ya doğru bir güç kayması yaşanırken kriz AB’ni parçalayacak, yeni bir Avrupa güç haritasını ortaya çıkacak gibi.

Bulanık bir sudan geçerken, bir sürü güçle savaşıyoruz. Ortağı olmak için elli üç yıldır çırpındığımız AB PKK/PYD-YPG, FETÖ/PDY lehine çifte standart uygulayıp, mensup ve destekçilerine kol kanat geriyor ve bunları maksatlı olarak farklı şekilde tanımlıyor.

Bizim bizden başka dostumuz olmadığı gerçeği artık çok net. Haçlı Avrupa bizimle uğraşan terör örgütlerine sahip çıkarken biz de Avrupa’da bizden olan insanlara sahip çıkarak gerekli dersi verebiliriz.

Avrupa’da yaşayan gurbetçi vatandaşlarımızın paraları bazı avantajlar sunularak resmen Türkiye’ye davet edilirse Avrupa’dan “hayır” çığlıklarının yükseleceğinden eminim.

Mesela Almanya’da yaşayan Türkler; Almanya’da Merkel Hükümeti’nin PKK’ya verdiği açık destek nedeniyle Alman bankalarında bulunan mevduatlarını aynı gün içerisinde ve hep birden çekerek Alman ekonomisini silkeleme kararı alıp bunu yaparlarsa Almanlar Türk gücünü Almanya’da da derinden hissetmiş olur.

Alman ekonomisinde 100 milyar euro’luk bir paraya hükmeden gurbetçi Türkler Erdoğan’ın bir işaretiyle paralarını bir anda çekip Türkiye’ye gönderirlerse Alman ekonomisi yerle bir olur. İşte bu para Almanların ödünü koparıyor.

Böyle bir organizeyi Avrupa’daki Türk dernekleri dahi eyleme dönüştürebilir.

1976 yılında ülkemiz içinde bulunduğu döviz darboğazını aşmak ve yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarının tasarruflarını ülke ekonomisine kazandırmak amacıyla TC Merkez Bankası nezdinde Kredi Mektuplu Döviz Tevdiat Hesabı açmıştı.

1994 yılında yaşanan ekonomik kriz nedeniyle dış borçlanmada yaşanan sorunların aşılması amacıyla Süper Döviz Hesabı uygulaması başlatmıştı. Bu hesaplar uygulanan faiz oranları ve TCMB’ye duyulan güven nedeniyle yurt dışında yaşayan Türk vatandaşlarınca büyük ilgi görmüştü.

Yurt dışında yaşayan Türklerin mevduatlarını kendi ülkelerinde değerlendirmesini istemek ve sağlamak çok küçük bir siyasi hamle olup Avrupa’yı önümüzde diz çöktürecek bir etkiye sahiptir.

Bu mevduatın ülkemize gelmesi hem Türk ekonomisindeki sıkıntıların aşılmasına katkı sağlar hem de Avrupa’ya anladığı dilden bir ders vermiş oluruz.

Şundan eminim ki küresel şer ittifakının kıskacında bir algı sarsıntısı yaşayan gurbetçi Türkler, takiyeci siyasetten, paralel yapılanma ve gölge iktidar arayışlarından arınıp, samimiyetle, millet birliğini ve tevhit bilincini güçlendirecek böyle bir eyleme sahip çıkacaklardır.

Oyunlarla elimizden alınanları yeniden kazanabileceğimiz, bizimle birlikte bütün İslam dünyasının da kazanacağına inandığımız maddi/manevi imkân ve şartları elde edebilmek için oyunu kuralına göre oynamalıyız. Çünkü artık kaybetmeye tahammülümüz yoktur.

 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et