Pazar, 22 Ocak 2017

Avrupa ile ciddi bir kriz yaşıyoruz. Mesele, Türkiye’deki uygulamalara yönelik tepki değil. Avrupa derin ve çok büyük bir dalga ile sarsılıyor. Bu sarsıntının sersemliğiyle saldırganlaşıyor, dışa vuran streslerinden biri de Türkiye ile ilişkilere yansıyor.

Tüm Avrupa’da yükselen aşırı milliyetçilik, İslamifobia, yabancı düşmanlığıyla Avrupalı kendi içinde bile savrulurken toplumsal ayrışmalar yaşanıyor.  

Daha çok kazanmak, daha çoğuna sahip olmak ve daha çok yeri sömürü altına almak davranış modeliyle hareket eden Batı medeniyeti bunun maliyetini ödemeye başladı.

Her şeyi bir birine karıştıran küreselleşme, can yakan acımasız kapitalizm, aşırı israfın neden olduğu ekonomik kriz, adaletsiz gelir dağılımı ve parçalanmış toplum yapısı da eklenince Batının açgözlülüğü kendini vurmaya başladı.

 Bu ruh haliyle de artarda Türkiye aleyhine açıklamalar, tehditkâr söylemler, teröristlere kucak açmalar birbirini takip eden bir seyir aldı. Avrupalının damarlarında saklı duran Osmanlı korkusu ve haçlı kini tüm vücudu sardı. AB üyesi Avrupa ülkelerinin her birinden ayrı bir hezeyan çıkmaya başladı.

Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Türkiye’yi hedef alan her çeşit sözlü saldırıya anında cevap veriyor olması milleti rahatlatsa da yine de içimizde bir öfke büyüyor.

Gündem AB olunca Rahmetli Erbakan’ın yıllar öncesinde bunlar hakkında söyledikleri sosyal medyanın da vazgeçilmezleri haline geliyor.

Daha önce Erbakan’ı sevmediğini ve karşı olduğunu beyan eden her renkten insanın şimdi maalesef biz O’nu anlayamamışız diyerek görüşlerini paylaşması bile insan olarak bir yerlere geldiğimizin habercisidir.

Ben de hayatını milli görüş çizgisine vakfeden biri olarak Erbakan’ın yıllar öncesinde haçlı Avrupa ile ilgili görüşlerini, hem kendisini rahmetle yâd etmek ve hem de kaybettiğimiz büyük bir değerin yeniden hatırlanmasına vesile olmak babından arşivimden köşeme naklediyorum. 

Milli Görüş Lideri Necmettin Erbakan diyor ki:

“…Avrupa Birliği bir Haçlı kulübüdür. Hristiyan ittifakıdır. Bu Hristiyan ülkeler topluluğunda Türkiye’nin yeri olamaz…”

“…Avrupa Birliği bir Hıristiyan Birliğidir. Hıristiyan Birliği hiçbir zaman insanlığa saadet getirmemiştir ve getirmez. Temizlik hak ve adalet nedir bilmez. Böyle bir topluluğun arkasına düşerek saadet bulmak mümkün değildir. Çünkü kendisi zaten çöküyor. Aile, toplum, ekonomi kalmamıştır. Bundan dolayıdır ki, böyle bir birliğin içine girmekte ısrar etmek ne büyük bir bedbahtlıktır…”

“…Avrupa’ya kuyruk olmak yerine insanlığa efendi olmaya gayret etmeliyiz. Biz asil bir milletin evlatları olarak dünyaya nizam vermiş bir ecdadın torunlarıyız. Bundan dolayıdır ki, her attığımız adıma, her yaptığımız icraata dikkat etmek mecburiyetindeyiz…”

“Avrupa Topluluğu’na tam üyelik başvurusu yapılmasını, tam anlamıyla tarihimize, medeniyet anlayışımıza, kültürümüze ve en önemlisi de bağımsızlığımıza karşı bir ihanet tavrı olarak değerlendiriyorum.”

 “…Papa 12. Pius’un temelini attığı Avrupa Birliğinin asıl hedefi Sevr’i hortlatıp Doğu ve Güneydoğu topraklarında Büyük Ermenistan’ı kurmaktır…”

“…AB, Siyonist bir organizasyondur. Avrupa birliğinde Türkiye, “Büyük İsrail Projesine” giden bir kilometre taşıdır…”

“…Siyonizm bir yandan Haim Nahum doktrinini uygularken öbür yandan da hedefini gerçekleştirmek için şu planı adım adım yürütmektedir. İşbirlikçiler vasıtasıyla Türkiye, AB’ye girme teşebbüsleriyle yıpratılmakta, itibarı yok edilmektedir. Uygun zaman geldiğinde Türkiye özel statüyle AB’ye alınacak, hemen arkasından İsrail’in de AB’ye girmesi suretiyle Türkiye İsrail ile aynı birliğin parçası olacaktır. Bunun ardından “AB çok büyüdü, Ortadoğu’yu ayrı bir kısım yapalım” denecek, Türkiye’nin de içinde bulunduğu bölge İsrail ile birlikte ayrı bir birlik, ayrı bir devlet olarak tanınacaktır. Siyonizm bir timsaha benzer. Bu timsahın üst çenesi Amerika ise alt çenesi Avrupa Birliği’dir…”

“…Türkiye AB’ye alınmayacak ve kapıda bekletilerek uşak muamelesi yapılacaktır. Gümrük Birliği anlaşmasını ise Türkiye’nin sağmal inek gibi bahçedeki direğe bağlanmasıdır…”

“…Kırk yıl boyunca AB’ye girmek için harcadığımız parayı işçilerimizin eğitimi ve ekonomik olarak güçlenmesine harcasaydık şimdi kibir kokulu ve acıtıcı, “Sizi almıyoruz” sözü yerine acındırıcı, “Aman bizi bırakmayın” yalvarışlarını duyardık…”

“…Müslüman ülkeler, aralarındaki ihtilafları savaşla değil, barış yoluyla çözmeye karar vermelidirler. Mevcut şartlar altında milyonlarca Müslüman kanı akacağına, Müslüman ülkeler tahrip olup zayıf düşeceklerine, dış güçlerin aleti olup birbirleri ile savaşacaklarına barış yapmalarında sayılamayacak kadar fayda mevcuttur...”

Doğru söze kim ne diyebilir ki… 

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et