Pazar, 22 Ocak 2017

 

Osmanlı Devleti’ni türlü oyunlarla parçalayan, yeni Türkiye’nin yükselişini engellemek için her türlü oyunu oynayan Batı Türkiye’yi dışarıdan tehdit ediyor, Güney’den vuruyor.

Türkiye içeriden ve dışarıdan kuşatılmışlık altında. ABD ve AB, geziyle, 17-25 Aralıkla, HDP projesiyle, 15 Temmuz ihanetiyle içeride yapamadıklarını şimdi kendi kurdukları örgütleri üzerinden dışarıdan yapmak için seferber oldular.

Çok uluslu bir proje ile Türkiye’yi durdurmak, yavaşlatmak, zihinleri karıştırmak üzerine kurulu bütün hesapları. Türkiye’ye kıyamet senaryosu dayatmaya çalışıyorlar.

Türlü oyunlarla, önerilerle, formüllerle Suriye ve Irak’ı parçalama, ardından Suriye ve Irak’ın kuzeyinde taşeron Kürt bölgesi oluşturup enerji yolu açma planlarına Türkiye direk karşılık verince avazları çıktığı kadar bağırmaya başladılar.

İşgal ettiği toprakların toplumsal kimyası ile oynayan, kitleleri başkalaştırarak birbirine düşman eden, toplumsal mühendislikle ülkeleri kontrol altına alan haçlı ortaklığının bütün planları, terör ve tehditlerin kaynağına yönelen Türkiye’yi savunmaya zorlamaya, geriletmeye, sınırlarının içine hapsetmeye ve Suriye ve Irak denkleminin dışına atmaya ayarlı. 

Dostluk, müttefiklik gibi kavramların içinin boş olduğu gerçeğini artık dünya âlem görüyor, biliyor. Haçlı zihniyeti taşeron terör örgütleri üzerinden çektikleri ayak oyunlarıyla Türkiye’yi hedefe koydu.

Alman Dışişleri Bakanı Frank Walter Steinmeier Türkiye’nin AB ile ilişkileri konusunda bir karar vermesini istiyor, Lüksemburg Dışişleri Bakanı Türkiye’ye karşı ekonomik yaptırımlar uygulanmasını istiyor, seçilmişlere savaş ilan ediyor.

Avrupa tek ağızdan “sizi AB’ye almayız” diye Türkiye’ye ayar çekmeye çalışıyor. Kalleş kurşunlar, tuzaklar, kumpaslar, tehditler, uyarılar, ambargolarla had bildirmeye çalışıyorlar.

Sadece finansal ve ekonomik sorunlarla değil, ekonomik krizin tetiklediği ırkçılık, yabancı düşmanlığı ve İslamofobianın yanı sıra, demografik sorunlarla da cebelleşen AB 53 yıldır gümrük birliğiyle sömürüp yediği yetmezmiş gibi dağılırken bile bizden bir şeyler koparmanın peşinde.

Ruhsal sıkıntılarla, manevi tatminsizlikle  ve ekonomik çalkantılarla boğuşup can çekişen Hristiyan Kulübü AB, büyüyen Türkiye’ye alışkanlığı üzere rota çiziyor. Reisin Avrupa’ya kuyruk olmak yerine insanlığa efendi olmayı yeğlerim anlayışı ile “geç bunları” diyerek dik duruşu canlarını acıtıyor.

Avrupa’da en çok Türk kökenli göçmenin yaşadığı ülke olan Almanya’daki Türkler bankalardaki paralarını sadece çekseler AB’nin motor gücü konumundaki Alman ekonomisi iki günde dibi bulur. Bütün bu gerçekleri bildikleri halde alışkanlıkları gereği kaşınıyorlar.

ABD çıkarcı felsefesi ile dost müttefik tanımıyor. Teröristlere lojistik, siyasi, ekonomik her türlü desteği vermeye devam ederek, Suriye, Irak’tan örgütler üzerinden Türkiye’yi vuruyor. Her alanda Türkiye’nin önünü tıkamaya çalışan ABD’nin ülkeme büyük zarar verdiği acı bir geçek.

ABD yeni başkanının seçilmesiyle dağılma sürecini hızlandıracak gibi. Jeopolitik çözülmelere, güç kaymalarına, toplumsal travmalara yol açacak siyasal kriz “Amerikan baharı” ilk günden depreşti. Bazı eyaletler şimdiden “ayrılmak istiyoruz, Trump’u başkan kabul etmiyoruz” diye gösteriler düzenlemeye başladı bile.  

Trump’ın güvenlik ve istihbarat başdanışmanı emekli korgeneral Michael Flynn’ın Türkiye ile ilgili ilk değerlendirmeleri olumlu görünüyor. Fakat CIA ve FBI konuya dâhil olduğunda sömürücü başı genlerine dönecek ve dünyaya nizam verme hevesiyle lisanını değiştirecektir.

Diplomatik cambazlıkla eskisi gibi iddiasız, kırılgan, muhtaç, kontrol edilebilir ülke hayalleriyle Türkiye’yi “fabrika ayarlarına” döndürmeye çalışıyorlar. Ayakları üzerinde durma iradesi gösteren ülkeme karşı haçlı seferleri kesintisiz devam ediyor.

Ama unuttukları bir şey var, yüz yıldır pranga ile yaşamaya alıştırılan Türkiye eski Türkiye değil. İdare edilen değil idare eden, değişen ve gelişen bir devlet artık Türkiye.

Sömürü zihniyeti çatırdadı, çevresindeki fay hatları kırıldı, artık bütün gerçekler gün yüzüne çıktı. Hayatta varoluş metodu sömürü olan ve varoluşundan bugüne kadar milyarlarca insanın kanını emen ABD halkımızca en güvenilmez devlet konumundadır.

Batı ülkelerinin içinden geçtiği buhran süreci, bir yandan küresel sistemi yeniden şekillendirirken, diğer yandan sahneye yeni aktörler sürüyor. Küresel güç oyununda yeni bir takım kuruluyor ve Türkiye bu takımın oyuncusu oluyor.

Türkiye menfaatleri gereği eksen değiştirerek doğu blokuyla yol alıyor. PKK, DEAŞ, FETÖ, HDP, YPG yi maşa olarak kullanan “üst akıl”a akıllıca ayar çekip karşı cephede yer almak ABD ve AB’nin bütün oyunlarını bozdu.

Her şey ülke menfaati için, yapacak bir şey yok…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et