Pazar, 22 Ocak 2017

İdam gündemin tartışmalı konusu.

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, halktan yükselen “İdam isteriz” sloganlarına: “Yakın yakın… Merak etmeyin, inanıyorum ki idam teklifi Meclis’ten geçecek. Ben de onaylayacağım” diyor. 

Başbakan Binali Yıldırım partisinin grup toplantısında “İdam gelse bile geriye doğru işlemeyeceğinin bilinmesi gerekiyor” diyor.

MHP lideri Devlet Bahçeli de AK Parti’ye “Lafı uzatmayın, getirecekseniz getirin çıkaralım” diyerek idam cezasının geri getirilmesine destek veriyor.

Diğer taraftan AB Dış Politika Şefi Federica Mogherini, haddini aşarak Türk hükumetini anayasal düzeni bozacak adımlar atmaması konusunda uyarıyor.

Halkın helikopterleriyle, uçaklarıyla  Kurtuluş Savaş’ında bile vurulmamış Gazi Meclisimizi bombalayan, kışlada askerlerimizi, karakolda polislerimizi rehin alan, tanklarla halkın üzerinden geçen, ülkenin seçilmiş Cumhurbaşkanının üzerine ölüm mangaları gönderen, darbeye karşı onurlu ve dik duran sokaktaki insanların üzerine kurşun yağdıran FETÖ mensuplarının boyunlarına yağlı urgan geçirilmelidir.

Açıkça vatana ihanet suçunu işleyen bu şerefsizler güruhu için Anayasa ve Türk hukuk sisteminden 2003 yılında çıkarılan idam cezasının tekrar geri getirilmesi elzem görünüyor.

Türk Silahlı Kuvvetinin içine sızmış onun elbisesini giymiş terör örgütü mensuplarının, vatana ihanet edenler şerefsizleri cezaevinde beslemek doğru değildir.

15 Temmuz gecesi terör saldırıları ile Türkiye’nin birlik beraberliğini, istikrarını bozma, demokrasiyi sekteye uğratma amaçlı eylemleriyle kendi insanına kurşun sıkan vatan hainlerinin cezaevinde beslenmesi değil idam edilmesi doğru olandır.

Devlete başkaldırmış ve milletine kurşun sıkmış hainlere, teröristlere idamdan başka ne ceza verilebilir ki? Kamuoyunun idam talebi haklı bir taleptir. Bu talebe yasama organı görmezden gelemez. 

İnsan hayatına kast eden, insanların hayatlarını hiçe sayanların, idam cezasını hak etmiş olmaları dinimizin de kısas gereğidir.

“İdam cezası bir insanlık suçudur, bu suçu her kim savunuyorsa bu insanlık suçuna ortak olmaktadır…” diyenlere şunu sormak gerekir: “Terör örgütünün sivilleri hedef alan saldırıları sonucu insanları öldürmesi bir insanlık suçu değil mi?

Türkiye AB uyum süreci ve diğer uluslararası taahhütlerinden dolayı idam cezasını geri getirebilir mi sorusunun cevabı elbette evettir.

Avrupa Konseyi, üyeliğimizi askıya alacakmış, AB süreci dondurulacakmış, bunlar boş tehditler.

Dağılma sürecine girmiş AB kendi menfaatleri dışında ne isteyebilir ki? Türkiye üzerinde bir kaldıraç gücü de kalmayan AB’yle ilişkiler zaten limoni.

Türkiye AB’ye karşı dik durabiliyor, sesini yükseltebiliyor, olmazsa olmazlarını sıralayabiliyor artık. Taviz olarak göreceği bir isteğe karşılık vermeyecektir.  

53 yıldır Türkiye’nin önüne mazeretler süren, gümrük birliği anlaşmasıyla yıllardır bizi sömüren, bir “Hristiyan kulübü” olan AB’nin bizi birliğe dâhil edeceği sadece bir hayal. Öyleyse gerçek dünyaya dönme zamanı geldi de geçiyor bile.  

Terör destekçisi, terörist sevicisi ikiyüzlü batı için insan hakkı, insan hakları sözleşmesi kendi vatandaşları için geçerli olan bir olay, diğer ülkeler ve milletler ise sömürü için detaydan başka bir şey değil.

Peki; yasaların geriye yürümeyeceği, dolayısıyla darbecilere uygulanamayacağı biline biline idam günlük politika malzemesi mi yapılıyor?

Anayasa’nın 15’inci maddesinde “savaş, seferberlik, sıkıyönetim ve Olağanüstü Haller söz konusu olsa bile...” suçların ve cezaların geçmişe yürütülemeyeceği vurgulanıyor. O halde idam millete karşı yapılan bu darbe girişimcilerine, bu vatan hainlerine, diğer terörist gruplarına ya da çocuk istismarcılarına uygulanmayacaksa niye çıkarılacak?

Siyaset kurumunun görevi milletin öfkesini soğutmaktır. Darbe girişimi için, teröristler için ve çocuk kaçırma ve cinsel istismar olaylarına idam cezası referandumla halka sorulursa rekor oy çıkar. Bu durumu halkın ceza yasalarına karşı ortaya koyduğu tepki ve sağduyu olarak da açıklamak mümkündür.

Toplumun öfkesini, tepkisini anlamak ve gereğini yapmak siyasi bir sorumluluktur.

Meclise getirilecek yeni anayasada bir hukuk esnekliği sağlanıp bu soysuzların boynuna ip geçirilebilir. Nasılını bulmak ta hükümetin hukukçularının işidir.

Darbe girişiminin ardından yurt dışına kaçan ve sığınma talebinde bulunan soysuzları da vatandaşlıktan çıkararak yaşadıkları ülkede vatansız olarak işlemlerinin zorlaştırılması sağlanabilir.

Gereği yapılmazsa halk hesabını sorar, ötesi yok…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et