Pazar, 22 Ocak 2017

 Sözlüklerde hidayette, doğru yolda olan, başkalarının hidayet ve doğru yolda gitmelerine vesile olan manasına gelen Mehdi, kendisine Allah tarafından doğru yol gösterilen, hakka yöneltilen, dini noktalarda hata ve yanlışlıklardan korunan, insanları irşad eden, zulüm ve haksızlıkların kol gezdiği bir dünyada adaleti tesis eden, ahir zamanda geleceği müjdelenen bir zattır.

Mehdi, çeşitli hurafelerle, batıl inanç ve uygulamalarla aslından uzaklaştırılmış dini özüne döndürecek, Hz. İsa ile buluşacak, yegâne hak din olan İslam’ı yeryüzüne yerleşik kılacaktır.

Mehdi, Müslümanları zulüm ve sıkıntı ortamından kurtaracak, yeryüzündeki fitneleri ortadan kaldıracak, tüm dünyaya barış, adalet, bolluk, huzur, mutluluk ve refah getirecek kutlu bir şahıstır.

Mehdi, Allah tarafından kendisine verilmiş özel bir güce sahip olacak, hem üstün ahlakıyla, hem de güçlü, mücadeleci karakteriyle tüm inananlara örnek olacaktır.

Mehdi’nin hilafetinden yer ve gök ehli, hatta havadaki kuşlar bile razı olacak, yeryüzünde “altınçağ” yaşanacaktır.

Mehdi, “ücret istemeden Hakk’a çağıran” elçidir.

Mehdi, vazifesini sadece din sahasında değil, saltanat, hilafet, sosyal hayat, cihad gibi hayatı kuşatan her sahada icra edecektir.

Zaman zaman bazı meczuplar çıkmakta ve kendilerini mehdi veya Hz. İsa olarak takdim etmekte daha doğrusu pazarlamakta ve etrafındaki sürüyü dilediği şekle sokup, dilediği yöne yönlendirmektedir.

Aklınıza ilk gelen ismi bir köşede lütfen bekletin. Ben biraz da hadisler ışığında Mehdi’nin fiziksel özelliklerinden bahsedeyim.  

Mehdi, orta boylu ve güzel yüzlü bir gençtir. Yüzünün nuru, saçının, sakalının ve başının siyahlığı üzerine gün gibi parlar ve ona yücelik verir.

Mehdi’nin iki kürek kemiğinin arasında bir ben vardır. Sol kürek kemiğinin sol alt tarafından bir yaprak vardır, tıpkı mersin yaprağı gibi.

Mehdi’nin sakalı bol ve sık olacaktır.

Mehdi’nin gözleri çekiktir.

Mehdi’nin dişleri parlaktır.

Mehdi’nin alnı geniş, burnu ise incedir.

Mehdi’nin saçları, omuzlarının üzerine sarkar.

Mehdi’nin sağ bacağında siyah bir iz vardır.

Bütün bu özelliklerin aklınızın bir köşesinde beklettiğiniz, dünya için “asrın belası” olan şahısta olmadığını hemen anladık değil mi?

Bütün bu gerçekler ışığında Gülen’in Mehdilik ve Mesihlik iddiası, bir meczup hezeyanı değil mi?

Daha önce keramet gibi gösterilen şeylerin ya bir illüzyon, hipnoz ya da bir istihbarat oyunu olduğu ortay çıktı.

Sahte Mehdilik, yalancı Mesihlik, ehliyetsiz mürşitlik gibi görünürde evliyalık, gerçekte eşkıyalık olan durumların kasıtlı ve hesaplı münafıklık olduğu anlaşıldı.

Hoşgörü, diyalog gibi Kuran’da karşılığı olmayan kavramların arkasına sığınan bu marazlı ve karanlık maksatlı girişimin gerçek hedefi belli oldu.

Firavunlaşma arzusu ile her türlü güçle ilişki kuran “asrın deccalı” Gülen, dıştan insanları irşad ve ıslah etmek sıfatıyla görünen, gerçekte ise halkı ahkâma uymaktan alıkoyan şeytanın yardımcısı ve askeridir. 

Bu hastalıklı yapı, dini bir cemaat değil, küresel sistemin sinsi bir projesidir. 

Hedefi, İslam’a hizmet değil karanlık güçler adına dünyevi bir hâkimiyet elde etmek olan, Kuran ve Sünnet rehberliğinde değil, belli bir üst akıl ile sevk ve idare edilen, egemen güçlerin gizli emellerine hizmet eden bu yapı şeytanla ortaklık kuran bir yapıdır.

Şeytanın istilâ ettiği bu sahtekârlar şeytanın taraftarlarıdır. Onlara tâbi olan da onlarla beraberdir ve şeytan fırkasındandır.

Bu sahtekâr şarabı helâl saymakta, başörtüsünü füruat görmekte, hedefe giden yolda her türlü çirkinliği mubah saymaktadır.

Bu sahtekâr hem Kuran’a, hem vicdana aykırı olarak, Haçlı Batının, Siyonizm’in küfür ve zulüm saltanatına payanda olmaktadır.

Bu sahtekâr Afganistan, Suriye, Irak gibi İslam topraklarındaki sömürü ve vahşetine rağmen, Batı’yı haklı bulup arka çıkmaktadır.

Bu sahtekâr Mazlum ve masum Filistinli Müslümanların feryadına kulak tıkamakta fakat öldürülen bir Yahudi için gözyaşı akıtmaktadır.

Bu sahtekâr İslam’ı tahrif için Vatikan tarafından “gizli kardinal” olarak atanan İslam âlimi kimliğinde bir misyonerdir. 

Düşünsenize Siyonist Yahudilerden, Hristiyan emperyalistlere, Masonluk merkezlerinden, Moon tarikatına kadar bütün küfür ve kötülük cephesi, bu hareket ve şahsiyetin yanında ittifak ediyorsa, bu işte bir melanet yok mudur?

Bu sahtekârın peşine takılıp, Siyonist Yahudilerin ve Haçlı emperyalistlerinin himayesinde huzur ve hürriyet arayanlar yanlış yolda değil midir?

Geleceğini ve güvenliğini ABD ve AB gibi malum ve mel’un oluşumların gölgesinde arayanlar gaflette değil midir?

Haçlı/Siyonist ortaklığı sözde İslam’ı bir hizmet ve şahsiyete sahip çıkıyorsa, bunda bir garabet söz konusudur.

Böylesi şahsiyet ve hareketler, İslam’ı gayret perdesi altında, Siyonizm’in amaçlarına hizmet eden münafık ve kiralık hainlerdir.

Fakat bu oyunu millet iradesiyle bitirdi. Şimdi şeytan birilerine, yeni aktörler üzerinden ulaşmaya yeryüzünde bir cennet ve ebedi bir hayat vadetmeye devam edecektir.

Bir olmaya, iri olmaya ve diri olmaya dikkat ve devam…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et