Cumartesi, 25 Şubat 2017

FETÖ’nün taşeronluğunu yaptığı küresel güçler, 15 Temmuz’da mağlup olduk, boyumuzun ölçüsünü aldık, başımızı öne eğip çekip gidelim demiyor, hayâsız akınlarını sürdürüyorlar. Savaşın boyutlarını değiştirerek yeni saldırılarla acılarını dizginlemeye çalışıyorlar.

Uluslararası kredi derecelendirme kuruluşları aracılığıyla kredi notlarımız kırılıp ekonomik savaş başlatılıyor. İçte taşeronlar, dışta küresel güçlerin kutsal ittifakı yalnız Erdoğan’ı değil, Türkiye’yi de karalama programı ile üzerimize gelmeye devam ediyorlar.

17-25 Aralık’ta yolsuzlukla mücadele kılıfıyla yargı üzerinden vatanı ağrısız pansumansız ele geçirmeye çalışıp “teknik nakavt” yapamayanlar, 15 Temmuz’da silahlı kuvvetler içine sızmış silahlı hainler üzerinden “darbesel nakavt” yapamayanlar, bugün ekonomi üzerinden “finansal nakavt” yapmaya çalışıyorlar.

FETÖ algı operasyonlarında “siyasi kanal” olarak Kılıçdaroğlu’nu kullanmaya başladı. Kılıçdaroğlu özel seçilmiş biri çünkü gayri ahlaki şantaj, montaj kaset operasyonu ile lider yapıldı, kendisinin de nasıl gönderilebileceğini herkesten daha iyi biliyor.

CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu kendini müstemleke valisi zanneden ABD’nin Büyükelçisiyle görüştükten sonra “Yenikapı ruhu”nu tuz ruhuna çevirip ağız değiştirdi.

CHP lideri 15 Temmuz’da demokrasiye, milli iradeye sahip çıkarak tarih yazan milleti ve beklentilerini çok çabuk unuttu. Yönünü ve gönlünü kendi milletine ateş edecek kadar şerefsizleşen Gülenist sürüye çevirdi.

Kılıçdaroğlu toplumla bütünleşiyor, çaktırmadan “gerçek hayata” dönüyor, halkın tercihlerini, tavırlarını, dilini, iklimini nereden damıtarak hayatına hakikat yaptığını görmeye çalışıyor diye düşünmeme fırsat vermeden gerçek zihin haritasını ortaya çıkarıp özüne döndü.

Millete cephe alan, sivil iradeyi bir türlü hazmedemeyen “bu ülke bizden sorulurdu, bunlar da nereden çıktı” diye yırtınan Kılıçdaroğlu şimdi eline tutuşturulan metinler çerçevesinde hak arayan, mazlumların yanında duran siyasiyi oynuyor.

“Haksızlıklar karşısında susup dilsiz şeytan olmayacağız” derken ne dediğini bilmese de ağzından ayet meali çıkıyor ve Hazreti Ömer adaletini arayan, mazlumların sesi olacağını, mağdurların yanında olacağını söyleyen “halk adamı” görüntüsü sergileyen bir kuklayı oynuyordu.

Dün darbecilerin avukatlığına soyunan, 28 Şubat’ın aktörlerine sahip çıkan Kılıçdaroğlu bugün uysallaşarak mağduriyet, adalet kavramlarıyla mazlumların sözcüsü gibi pozitif siyasi dile sarılıyor.

Bu zihniyetin arka planı da, ön planı da çirkinliklerle doludur. Bu zihin haritasının içi de dışı da batakhanedir. Bu düşünce tarzında ırkçılık, kendi halkına güvensizlik, kendi milletinin millî ve manevi değerlerine yabancılaşma vardır. Bu zihniyetin acilen tedaviye ihtiyacı var. Bu söylemler ipleri elinde tutan üst aklın bir projesidir.

Kafatasıyla horoz dövüştüren ring siyasetçisinin, darbeleri, vesayeti fosiline kadar savunan dondurulmuş beyinin yaptığı bu hamle günü kurtarma hamlesinden başka bir şey değildir.

Toplum üzerinde “siyasi ve ideolojik egemenlik kurma” adına paranoyal kuşkuları, vehimleri, uydurulmuş korkuları sonucu ellerinden giden kişisel imtiyazları geri almak için siyasi çığırtkanlık yapıp bir kavram kargaşası ve terim perişanlığı yaşanmasına neden olan bu “hastalıklı zihniyet” şimdi düşman olduğu değerler ve kavramlar üzerinden prim yapmaya çalışıyor.

İnönü’den itibaren Atatürk’ü kalkan yaparak toplumu kamplara ayrıştıran “hasta zihniyet” bugün millete ihanet eden “Pensilvanya eşkıyası” ve çetesinin mağduriyetinden bahsedip, adalet arıyor.

Ülkede bulutlu havanın, gerilimin, spekülatif söylemin, gri alanın tavan yaptığı, şüphe girdabının sürekli büyüdüğü, karanlıklar içerisinde gaipten gelen ihbar seslerinin arttığı sıkıntılı bir atmosferde bunalırken bir de Kılıçdaroğlu saldırıları başlıyor.

Bir tarafta bukalemun gibi renk değiştiren “kripto FETÖ'cüler”, bir tarafta rol çalıp boşalan kadroları doldurmak isteyen “klikler”, bir tarafta alçakça ve namertçe itibar suikastında bulunan “kara propaganda” ustaları, diğer tarafta bazen kasıtlı olarak, bazen de bilinçsiz olarak bu mağduriyet

edebiyatını dezenformasyon ve kara propagandanın aracı olarak sürekli sıcak ve sürekli gündemde tutan “boyalı basın” Kılıçdaroğlu’na destek oluyorlar.

Öyle ki, 15 Temmuz gecesinden itibaren, ülkenin atlattığı büyük badireden, o büyük felaketten, şehitlerimizden, gazilerimizden çok mağdurlar konuşuyor, konu ediyorlar.

Mağduriyet edebiyatı CHP Genel Başkanına ağız tadı vermiş olmalı ki hak arayan “divane”ye döndü garibim.

FETÖ mensubu canilerin, katillerin, hırsızların, örgüt üyelerinin gözaltına alınmasından dolayı özür diler pozisyonuna girip, zanlı, hatta suçlu noktasına hükümeti getiriyor.

“Suçsuzlar gözaltına alınıyor, aileler yıkılıyor, hayatları karardı, öldüler, bittiler” kara propagandası ve bilgi çarpıtmasıyla darbecileri saf, zavallı, masum insanlar olarak göstererek, ülkesinin yanında değil, darbecilerin safında yer alıyor garibim.

Fakat FETÖ ve güdümündekiler de hiç heveslenmesin...

Bu vatan asla “Pensilvanyalı eşkıyaya” teslim edilmeyecektir.

Bu hainler hiç heveslenmesin...

Cinayetlerini, katliamlarını, hırsızlıklarını, yolsuzluklarını perdeleyerek, mağdur kisvesi altında yeniden diriliş fırsatı bulamayacaklardır.

15 Temmuz’da toprağımıza, bayrağımıza, istiklalimize, doğrudan doğruya ülkemize ve canımıza kastedenleri hiç bir zaman affetmeyecek ve unutmayacağız. Unutulmasına da göz yummayacak ve fırsat vermeyeceğiz…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKET

BAŞKANLIK REFERANDUMUNDA KARARINIZ NE OLACAK?



Takip Et

Reife Frau Porno porno porno escort eskişehir malatya escort şişli masaj salonu rokettube porno escort malatya