Salı, 21 Şubat 2017

Türk Ordusu yüz yıl sonra ilk defa aleni olarak, tankları, uçakları, topları ve askeriyle Suriye topraklarına girdi.

Türk ordusu Suriye’de Cerablus’un terör örgütü DAEŞ’ten temizlenmesi amacıyla askeri harekât başlattı. Bu harekât, halkın yüksek morali, yapıcı ruh hali ve zamanlaması bakımından son derece akıllı bir operasyondur.

15 Temmuz’da o çokuluslu müdahaleyi boşa çıkaran irade, şimdi de Cerablus’a müdahale ederek, Türkiye’ye yönelik en sinsi oyunu da boşa çıkarmıştır.

Bu harekâtla hedeflenen amaç;

·         Füze saldırılarıyla Türkiye’yi tehdit eden DAEŞ’i bölgeden temizleyerek hudut güvenliğini sağlamak,

·         ABD’nin desteğiyle Fırat’ın batısında Kürt koridoru oluşturmayı hedefleyen PYD/YPG’nin oyununu bozmak ve

·         Yeni mülteci akınlarının önüne geçmektir.

Bu harekât 9 aydır Suriye hava sahasına giremeyen Türkiye’ye, hem kendi gücüyle kendi güvenliğini sağlama imkânı hem de Suriye’nin kaderinde bir kez daha söz sahibi olma imkânı tanımıştır.

Bu harekât hem sınırımızın dibindeki terör bataklığını kurutmak hem de Türkiye’yi Arap dünyasından koparmak için örülmek istenen kalın duvarın kaldırılmasını sağlamıştır.

Ve nihayet bu harekât, Türkiye’nin öteden beri Kuzey Suriye’de oluşturmak istediği “tampon bölge”nin fiilen gerçekleşmesinin yolunu açmıştır.

Türk Ordusunun bölgeye girmesi, PYD/YPG’ye hâkimiyet kurmaya çalıştığı bölgede yayılmasının mümkün olmadığının mesajını açıkça vermiştir. DAEŞ’i göster PKK/PYD’ye alan aç hesabı yapılan harekâtla yerle bir olmuştur.

Daha önce FETÖ’cü subayların emrinde olan Suriye sınır kontrolü o hainlerin elinden alınınca Türk ordusu kırmızıçizgimiz denilen boyutunda kararlılığını göstermiş ve karşı operasyonlara başlayabilmiştir.

90 kilometrelik sınır tamamen temizlenerek bölgenin asli unsurlarına alan açmak ve güvenli bölgenin kuruluşunu bilfiil oluşturmak Türkiye’nin ve Suriye halkının selameti açısından hayati bir hamledir. 

Kadim ulusların büyük bir emperyalist saldırıyla karşılaştığı, etnik/dini fay hatları kullanılarak boğazlaşmaya zorlandığı bu coğrafyada yeni bir siyasetin, yeni bir sürecin ve derin bir sarsıntının eşiğindeyiz.

Türkiye’nin Suriye topraklarında başlattığı operasyon, sadece Suriye’de değil, bütün bölgede taşları yerinden oynatacak, güç haritalarını değiştirecek bir hamledir.

Türkiye’nin Suriye’ye girmesi, içinde bulunduğumuz coğrafyada son 5 yılda ülkeleri ve dengeleri sarsan derin kuşatmaya karşı yeni bir siyasetin de işaretidir.

Türkiye’nin sınır ötesi harekâtı mazlumların yanında yer alarak üzerlerinde dolaşan belayı yok etmeye çalıştığının resmidir. Kanlı bir anaforun içinde evlatlarını kaybeden bölge halklarının umutlarını, ümitlerini yeniden yeşerten bir hayat suyudur.

Suriye meselesi Türkiye’nin de içinde yer aldığı İslam coğrafyasının bir beka sorunudur. İnsanlığın ortak medeniyet yolculuğunun başladığı bu coğrafyadaki kadim ulusların yaşadığı büyük yıkım, bu uluslara uygun görülen barbar muameleler küresel güçlerin geleceğe yaptığı yatırımların bir sonucudur.

Türkiye’nin askeri harekât başlattığı Cerablus hem Türkiye’nin, hem Suriye’nin hem de Ortadoğu’nun geleceği açısından kritik önemdedir. Türk askerinin Suriye’de resmiyet kazanan varlığı, aslında bıçağın kemiğe dayandığı nokta olarak görülmelidir.

Türkiye’nin Fırat Kalkanı harekâtıyla hedefi sadece DAEŞ terörünü sınırdan uzak tutmak değil, Türkiye bu harekât ile Suriye sınırından gelebilecek her türlü terör belasını bertaraf etmek istiyor.

Cerablus terörün sınırımızdan uzak kalmasını ve YPG’nin hedeflediği Kürt bölgesi hayalini başlamadan bitirmek için kilit rolünde. İşte Türkiye bu harekâtla adeta bölgenin anahtarını eline almış oluyor.

Cerablus, 911 kilometrelik sınır hattında DAEŞ'in elinde kalan son kasaba. Cerablus DAEŞ için önemli çünkü Cerablus’tan sonra sıra biraz daha güneydeki DAEŞ'in kalesi Rakka’ya gelecek.

Sonrası Irak’taki büyük Musul operasyonu. Barzani bunun sinyalini vererek, “bölgede büyük değişimler kapıda”  dedi.

Suriye’ye karşı başlatılan bu operasyon anlık bir öfkenin kısa sürecek tepkisini değil, birikmiş, yıllanmış, beklemekte olan hazırlıkların sonucu, geri dönüşü mümkün olmayan, farklı cephelerde, farklı biçimlerde sürdürülecek bir politikanın ilk işaretleridir.

Bölgede kanlı ve sinsi planlarla “DAEŞ gösterip PKK ile vur” dönemi bitmiştir. Türkiye’nin başlattığı operasyon, ABD, AB, Rusya, NATO yanında, Çin, İran, Irak, Suriye, İsrail, Ürdün, Lübnan’a da verilen bir mesajdır aslında.

Küresel güçlerinin Suriye-Irak topraklarını bir bilek güreşi alanına çevirmesi, yaşanılan kanlı senaryolar, kumpaslar ve Sykes-Picot Anlaşması ile bölgede oluşturulan düzensizlik ve bunun izin verdiği “böl ve yönet” politikalarıyla oluşturulan bulanık hava Türkiye’nin Rusya ve İran ile geliştirdiği yeni ittifakla dağıtıldı.

Ülkede herkes ABD’nin artık Türkiye’nin müttefiki olmadığını biliyor. Aslında hiç olmadığını son yaşananlarla onayladı.  

Bütün bu yaşananlardan sonra yeni dönemde Suriye’nin toprak bütünlüğü, en az ülkemiz kadar önemli olacak. Sadece kendimizi savunmayacağız, Suriye’nin, hatta Irak’ın sınırlarını da bir bütün olarak koruyup, kollayacağız.

Bir türlü diz çöktürülemeyen Türkiye’ye karşı global güç merkezleri gözlerini karartmış ellerindeki her kozu oynamaktalar. Fakat Türkiye 15 Temmuz’da FETÖ eliyle oynanan oyunu bozdu. Bu ruhla tarihin akışını değiştirecek hamlelerin peş peşe gelmesi dirilişin hızını ve tazyikini de artıracaktır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKET

BAŞKANLIK REFERANDUMUNDA KARARINIZ NE OLACAK?



Takip Et

Reife Frau Porno porno porno escort eskişehir malatya escort şişli masaj salonu rokettube porno escort malatya