Pazar, 22 Ocak 2017

Pensilvanya papazına,

CIA, MOSSAD, MI6, Sen ve cemaatin organize çalışarak tüm ülkeyi kandırdı. ABD kontrolünde, Avrupa’nın alkışları arasında sen ve senin cinnet topluluğun bu vatana ihanet ettiniz.

Ülkemizi parçalamaya, milletimizi yok etmeye, sokakları iç savaşla kan gölüne döndürmeye,  halkı birbirine düşman etmeye, Türkiye’yi örgüt devletine dönüştürmeye dönük bir planla vatan hainliğinin en iğrenç halini sergilediniz.

Türkiye’nin dünyadaki imajını sarsmak için planlar kurdunuz. Mazlum coğrafyalara giden yardımları DAİŞ’e gidiyor diye Batı’ya şikâyet ettiniz. Emrindeki kurşun askerlere Tayyip Erdoğan düşmanlığı aşılamayı başardın.

Bütün bunları yaparken, hep İslam’ı kullandın. Sana gönlünü kaptırmış insanları Allah’ın ayetleriyle, Peygamberin hadisleriyle, ashabın menkıbelerle kandırdın.

Fakat kinini, nefretini, öfkeni etrafındakilere bulaştırmak için sarf ettiğiniz gayretler boşa çıktı. Manevi önderliğin hikâyesi sona erdi.

 Bazı şeyleri gönül gözüyle değil de CIA gözüyle gördüğün artık çok belirginleşti. İslam tarihinin en büyük kalleşi olarak tarihe geçtin.

Batı dünyasını yanına, İslâm âlemini karşısına alarak yeryüzündeki Haçlı/Siyonist ortaklığının yaptığı zulümlere ses çıkarmayan, zalimlere bile şefaat edecek kadar ince düşünen(?) adam olarak biraz da kendine acı ve gözlerini gerçeklere aç.

Yalnız ve yanlış adam olarak fakirhanende(?) ölüme mahkûm edildin. Beddua seanslarına son verip acı gerçekleri artık gör.

Siyonist’ten, zalimden, katilden esirgeyip de kıblesi bir, vatanı bir, samimiyeti ortada olan kardeşim dediğiniz insanlardan esirgemediğin o bedduaların sinerjik ateşleri suratına çarptı. Nursuz yüzün bu yüzden halden hale girer oldu. 

Toplum mühendisliği yapıp Sarıkız, Balyoz, Ay Işığı davalarında yüzlerce şerefli subayı zan altında bıraktın. Senin yüzünden insanlar canına kıydı. Yaptığın sinsi planlarla ülkeyi birbirine kattın, hükümeti de milyonlarca insanı da aldattın. 

Senin talimatların ve dini tevillerinle esir alınmış beyinler tarafından ordudan, yargıdan, iş hayatından, sahte delillerle, dijital hokus-pokuslarla, sahte ihbar mektuplarıyla uzaklaştırılan binlerce insanın ahı ayaklarına dolaştı.

Erdoğan’ı devirmek için akıl almaz çirkinlikte dümenler çeviren ve emelleri uğruna memleketi mahvetmeyi göze alarak şeytanları sevindiren abiler…

Banka elden gidiyor diye sokaklarda Cevşen okuyan fakat devlet elden giderken ortalarda görünmeyen ablalar…

Özgür basın diye CIA bülteni gibi çalışan basın ve kiralık kalemşorlar

CD’ler oluşturan, chiplere şeytani yalanlar yükleyen, seçilmiş insanların haysiyet, şeref, namus ve iffetiyle alakalı şeyleri teşhir etmek suretiyle onları yıkmaya ve devirmeye çalışan sivil bürokratlar…

Kulağına sessiz ve derinden ilerleyin talimatı vererek, birer kurşun askere dönüştürdüğün,  kurulu saat gibi ruhsuzizansızsana körü körüne itaat eden askeri bürokratlar…

Bunca yıllık hayatını güya sevgi ve hoşgörü yalanlarıyla bezemiş Sen…

Takiyye, maske, düzen, kumpas, hesap, şantaj, ayar, sihir, büyü derken soruları çalandınız, hayatları ve hayalleri çaldınız, son olarak ta memleketimizi çalmak istediniz.

Akıl kirlenmesi, vicdan tutulması, kalbin durmasıyla atılmadık yalan, kandırılmadık insan bırakmadınız memlekette. Dini inancı dünyevileştirip, hatta araçsallaştırarak vatana, millete en önemlisi de dine ihanet ettiniz.

Milletine, ülkesine ihanet ederken bile ülke hasreti edebiyatını gözyaşı ile yapabildin. Kâfirden taraf olup İstikbal’imize kast ettin. Sızıntı yapıp Aksiyon aradın. Zaman kollayıp Sürat’le hareket ettin. Ama son Nokta’yı Millet sana koydu.

Bu ülkeye farkında olmadan ve istemeden yaptığın bir iyilik de oldu. Kanlı darbe teşebbüsünle devlet ve millet bir araya geldi. Siyasiler barışıp, kutuplaşmayı unuttu. Meydanlarda esen vatan sevgisi, düşmana korku salarken, devlet yöneticilerine öz güven geldi. Sayende dokunulmaz denilen kurumlara dokunuldu. Ülke yönetimindeki askeri ağırlık azaltıldı. İlk kez sivil iradenin gücü askeri iradenin gücünü aştı.

Ey asrın bela’mı,

İnsanları fısıltılar, mübalağalı ve müphem ifadeler, gizemli haller, vesveselerle büyüledin.

İslam dünyasının ve mazlum coğrafyaların umudu olan Tayyip Erdoğan’dan, karanlığa sürüklediğin insanlardan, seni her şeyden çok inanarak seven, ömrünü, malını, canını inandığı bu dava uğruna feda edenlerden, senin fetvanla başını açan kadınlardan, soru servisi yaparak hayallerini yok ettiğin gençlerden, bütün Türkiye’den ve İslam âleminden özür, cenabı haktan af ve mağfiret dile.

Hayatının bu son demlerinde her şey ortadayken yalanı ve yüzsüzlüğü bırak, hakka tutun. Bu kararınla etrafını saran cinnet topluluğunu, tapınak şövalyelerini ateşe attın, ceremesini de birlikte çekelim diyecek kadar adam ol.

Ülkene, milletine, Müslümanlara ihanet ettin bari yetiştirdiğin hainlere bari ihanet etme.

Ülkesine ihanet edenleri ABD’nin koruduğunu ve baş tacı ettiğini bütün dünya bilir. Seni de Pensilvanya’da zavallı bir piyon olarak esir tutup beslemeye, korumaya, kollamaya devam ediyor.

Ya zilletle yaşamaktansa izzetle yargılanmayı tercih etmek ya da tövbe edip Allah için hayatına son vermek doğru olan değil mi?

Yüzyıl köle olarak yaşamaktansa, bir gün şerefli ve başı dik yaşamayı ölmeye tercih ederim diyor Şeyh Şamil. Sen ne dersin?

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

EYOF 2017 Erzurum


Takip Et