Perşembe, 23 Mart 2017

Şeytanın zincire vurulduğu, cehennem kapılarının kapanıp cennet kapılarının açıldığı bu kutlu günlerde, insanlık tarihi açısından kocaman bir yanlışı kaleme alıp Kafkasya’da yaşanan acı gerçeklerden bahsetmek istiyorum.

Çeçenler ile Ruslar arasında yaşanan güç simetrisinden yoksun savaşta, Çeçenler bağımsızlık mücadelesinden öte var olma mücadelesi verirken, Ruslar ekonomik kaygılarını kana buluyorlar.

Ülkede büyük bir dram yaşanıyor. Bütün bir millet kan, gözyaşı, acı, ıstırap, açlık ve sefalet içinde yaşıyor. İşkence, tecavüz, cinayetler, Çeçen’ler için artık her gün yaşanan gerçekler.

Bütün dünya insanlarının gözleri önünde bir vahşet ve soykırım uygulanıyor.

Kan ve gözyaşıyla ıslanan Çeçenya’da insanlar sistematik işkence görüyor, erkek nüfusu yok edilmeye çalışılıyor, periyodik yağma yapılıyor. Çeçensiz bir Çeçenistan ideali doğrultusunda soykırım trajedisi devam ediyor.

Boğulmaya, köleleştirilmeye ve toptan yok edilmeye çalışılan bir ülkenin varlığı söz konusu. Bu uluslararası bir sorun ve çözümü pek çok devleti doğrudan veya dolaylı şekilde etkileyecek boyutta.

36 bini on yaşın altında çocuk olmak üzere 300 binin üzerinde sivil öldürüldü. 40 bin kişi sakat bırakıldı. 40 binden fazla kişi yargısız olarak infaz edildi. 10 bin insandan haber alınamıyor. Ülke nüfusunun yarısı olan 500 bin kişi ülkeyi terk etmek zorunda bırakıldı. Soykırım toprağı Çeçenya’da savaş gündem ötesi olarak devam ediyor. Geride tamamen yıkılmış bir ülke ve binlerce acılı yürek bırakarak.

Çeçenistan’da yaşanan insanlık dramı tüm dünyanın gözleri önünde gerçekleşiyor ve bu zulme kimse dur demiyor. Orada yaşananları ayrılıkçı terörist saldırıları olarak göstermeye çalışanlar ise çok büyük bir soykırıma bir nevi ortaklık ediyorlar.

Rusya, Çeçenistan’da ateşle oynuyor. 

Çeçenlerin, özgürlük, bağımsızlık ve var olma uğuruna elinden gelen her şeyi yapacakları, yaşam savaşı olarak ne kadar haklıysa, bu savaşa karşı Rusların tutumu da elbette o kadar haksız ve vahşidir.

Çeçenistan, tarih boyunca Kafkaslar’daki Müslüman halkların bağımsızlık, hürriyet simgesi ve öncüsü olmuştur. Kafkaslarda Şeyh Mansur’dan, Şeyh Şamil’den bugünlere miras kalan Çeçen direnişi, birçok kez Rusya tarafından ezilmeye ve yok edilmeye çalışıldı.

 400 yılı aşkın bir süredir başta Kafkaslar’da olmak üzere Çeçenistan’da sayısız mezalimlere imza atan Rusya ise her defasında Çeçen topraklarından eli boş döndü. Cevher Dudayev’in de belirttiği gibi Rusya’nın milyon birinci kez düzenlenen saldırıları sayıları az fakat imanları ve yürekleri coşkun olan Çeçenler tarafından milyon birinci kez suya düşürüldü.

Rusya’nın para ve madalyalarla satın aldığı sözde devlet başkanı Ramazan Kadirov Çeçenistan Müftülüğü görevinden azledilince gerçek yüzünü ortaya koyarak soydaşlarına, kardeşlerine karşı mücadeleye başlayarak ajanlığını tescilledi. Çeçen özgürlük savaşçılarıyla başa çıkamayan Rusya, Kadirov’la kardeşi kardeşe kırdırma politikasına yöneldi.

Çeçenistan Rus ordusu için bir talan ve yağma alanıdır. Gasp edilen, yağmalanan kıymetli eşyalar, altınlar sarhoş Rus askerleri için bir gelir kapısıdır. Suçsuz yere tutuklanan Çeçenler sonrasında para karşılığında ailelerine satılmaktadır.

Hatta öldürülen Çeçenlerin cesetleri bile para karşılığında yakınlarına teslim edilmektedir. Bu arada subay ve generallerin kolay yoldan terfileri ve rütbeleri de bu işin çabasıdır.   

Çeçenistan’daki insani durum tüm dünya için bir utanç kaynağıdır. Müslüman milletlerin hüzünle, derin bir bilgelikle ve buruk bir tebessümle beklemeye aldığı şerefli Çeçen kardeşlerimizi, unutur olduğumuz Çeçen dramını, Kadirov’un zulümleriyle yeniden hatırlıyor fakat umursamıyoruz.   

Yaşamlarındaki her türlü yokluğa rağmen başları dik, bağımsızlık ve hürriyet sevdasıyla cesaretlerini sergileyen…

Sadakatleri ve hürriyet sevdalarıyla destan olan, ateşle imtihan edilmekten, kahramanlıklarını ispat etmekten yorulan…

Bir alev denizinin içinde, birbirine kenetli, bir milyon parmaktan oluşan bir yumruk olmayı başaran…

Bağımsızlık ve özgürlük sembolü bir milletten, acılar içerisinde yaşam mücadelesi veren kardeşlerimizin haklı davasını gündeme taşımak insanlık gereğidir. Müslüman kardeşimizin derdiyle dertlenmek de dinimizin emridir.

Bizlere düşen çok ağır şartlar altında kahramanlık destanları yazan ve hürriyet mücadelelerini şanla şerefle sürdüren Çeçen kardeşlerimizi siyasi, insani, maddi ve manevi desteklemeli, onları yalnız bırakmamalıyız.

Çeçenistan’da yürütülmekte olan onurlu mücadeleyi bir isyan hareketi veya terörist faaliyet gibi algılamak, insanlık tarihinin en büyük gaflet ve yanılgılarından birisi olur.

Açlığa, sefalete karşı onurlu bir duruş sergileyen Çeçen halkı özgürlük mücadelesini, var olma savaşını kazanacak ve şanlı bayrağını gururla dalgalandıracaktır.

Efsane isim Yalnız Kurt Cevher Dudayev “Yüz yıl köle olarak yaşamaktansa, bir gün şerefli ve başı dik yaşamayı tercih ederim" diyordu. O da, peşindeki bir avuç özgürlük savaşçısı da, bu parolaya uzatılacak kanlı faturayı çok iyi biliyorlardı. Ve o faturayı hiç tereddütsüz imzaladılar.

Bire bin nispetinde kalabalık sürülerle vuruşmaktan yorgun düşmüş mücahit Çeçenler için barış yoksa direniş var, zafer var…

Hep ölecek kadar yaşlı, savaşacak kadar genç Kafkas kartallarına selam olsun… Bireysel özgürlüğe, ulusal bağımsızlığa şan ve şerefler olsun…

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile



Takip Et

evet
evet