Salı, 21 Şubat 2017

-Yine büyük eksikliğimiz olan "Klasiklerimiz" bireyin yetiştiği bu ortamlarda hafife alınmayacak bir eksikliktir. Köklü bir medeniyeti ve klasikleri olan bu medeniyetin halen daha okullarında bu eserlerinin olmaması varsa da eksik olması söz konusu.

Bizde klasik öğretimi yoktur. Bir edebiyat dersi vardır ki, doğrusu bu da öğrencilerin çoğunluğu için sıkıcı, not alınan ve ezberlenip unutulan bir ders olmanın ötesine geçememiştir.

Örneğin: İngiltere de yetişmiş olan aydın veya halktan herhangi birinin Shakespeare, klasik şiirlerini, eski Yunanı okuyup bilmemesi söz konusu olamaz herhalde (ki yoktur da zaten).

Peki, bizde durum nedir?

-El-cevap: Hiç iç açıcı değildir. Lise ve kolej öğrencileri arasında bir anket yapılsa herhâlde klasik eserlerimizin ismini telaffuz edemeyen ve ünlü sanatçılarımızı bilmeyen bir yığın öğrenci buluruz.!

-Yine bir eğitim eksikliği kütüphaneler: Bizde kütüphaneler adeta bir süs gibi durur. Ya çok kez kapalıdır, ya da çok az öğrenci uğrar. Yabancı bir yamadır okulda, toplumda.

-Ayrıca edebiyat, coğrafya, tarih, din derslerinin donanımlı derse uygun sınıflarda yapıldığı da söylenemez. Bu derslerin yapıldığı yerler adeta çıplaktır.

-Öğretim Problemlerimizin üzerinde durulması gereken bir diğer problemlerde; ders kitabı ve ders anlayışıdır. Bizde ders belli bir takım bilgilerin öğrenildiği kuru ezberci bir yapıdadır. Öğretmen önüne kitabı alır düz (takrir) yoluyla okur, öğrenci not alır, ezber yapar. Hane burada bilişsel süreç, hane öğrencinin üst düzey düşünme becerisini geliştirecek bir durum. Belli konu belli bilgi vardır ve bu ne artar ne azalır.

-Peki, öğretmen nasıl olmalı?

El-cevap: Öğretmenler adeta sanatçı olmalı, öğrenciye modellik ettikten sonra bir kenara çekilmeli ara sıra ortaya çıkmalı ve bir yerlerden onları izlemeli onlara fırsat vermeli ve gerektiğinde tekrar ortaya çıkmalıdır. Okul ise hayatın küçük çapta yaşandığı çocuğu hayata hazırlayan bir kurum olmalı.

-Milli eğitim ve öğretimimizin düzeltilmesi için her şeyden önce, öğretmen, öğrenci, ders, ders kitabı, ders işleme yöntemi yeniden ele alınmalı ve onları en acilinden çağdaş medeniyetler seviyesinde bir eğitime ulaştıracak politikalar üretilmeli. Adeta eğitime-öğretime aksiyon katmalı. Çığır açmalı. Tabuları yıkmalı. Klasik eserler okula bireye açılmalı, gerekirse zorunlu ders olarak okutulmalı. Milli eğimin klasik eserleri temin konusunda yetersiz kaldığı yerde Kültür Turizm Bakanlığı ’da devreye girmeli, klasikleri; birey, halk, öğrenci ve her kesimin ulaşabileceği bir hale getirilmeli.

-Peki, üniversiteler? Onlarda aynı sancıyı Tanzimat’tan bu yana çekmektedir. Batıya dönüşümün transformatörü olan bu kurum en baştan yapılandırılmalı, fonksiyonları güçlendirilmeli, yeniden dizayn edilmelidir. Ülkenin temel taşı adeta beyni mahiyetinde olan bu kurum düzelmedikçe eğitim sorunu hep devam edeceği iyi bilinmeli.

PEKİ, NE YAPMALI?

-Başta Üniversite ve ortaokullardan ele alacak olursak, Sezai Karakoç’unda dediği gibi: "Üniversitenin düzelmesi orta öğretimin düzelmesine bağlıdır. Orta öğretimin düzelmesi de üniversitenin düzelmesine bağlı. Fasit daire. Eğitim ve öğretim bir kere bozulmuşsa, işaret ettiğimiz fasit daire oluşacaktır. Bu yüzden onu düzeltmek gerçekten zorun zoru. Ama yine de çıkış yolu olmalı. O da, metot olarak, bir yandan da orta öğretimi düzeltirken, bir yandan da üniversiteyi düzeltmek gibi ikili bir sistem olabilir. Ama herhalde ağırlık üniversitenin düzeltilmesinde olmalıdır. Orta öğretimi yine üniversiteden gelen yönetecektir de ondan."

-Sağlam ve güçlü eğitim politikaları oluşturulmalı

-Aydın ve işin ehli olan kesimden kişiler aracılığıyla ülke genelinde konferanslar düzenlenmeli -Her ilin Milli eğitim müdürleri, okulların müdürleri bir araya toplandırılmalı konferans ve seminerler verilmelidir.

-Öğretmenlere inilmeli yeni sistem tanıtılmalı ve takip ettirilmelidir. Özetle: Eğitimde her anlamda seferberliğe gidilmeli, konunun ciddiyetine varılmalı, bu konuyu gündemden düşürmemeli, devlet meselesi haline getirilmeliyiz. Büyük ve güçlü Türkiye’den ve hayallerinden bahsediyorsak eğer bunun en önemli ayağını ancak eğitim politikasını düzelterek sağlaya bileceğimizi bilmeliyiz...

Son olarak da L.Broughan'ın da dediği gibi: Eğitim görmüş bir halkı bir yöne sevk etmek kolay, sürüklemek güçtür; idare etmek kolay, köleleştirmek imkânsızdır.

Yorum ekle


Güvenlik kodu
Yenile

ANKET

BAŞKANLIK REFERANDUMUNDA KARARINIZ NE OLACAK?



Takip Et

Reife Frau Porno porno porno escort eskişehir malatya escort şişli masaj salonu rokettube porno escort malatya